Hayatımda Yaşadığım En zor Gün

Nikah memuru o malum cümleyi kurup, “Gelini öpebilirsiniz,” dediğinde koca salona ağır bir sessizlik çöktü. Ne bir alkış, ne bir tebessüm… Babam, bir evliliği kutlar gibi değil de sanki bir iş sözleşmesi imzalar gibi ona doğru eğildi. Aylin ise yüzünü hafifçe yana çevirdi; babamın öpücüğü sadece yanağına çarpıp geçti. Bu bir düğün gibi hissettirmiyordu. Her şey kurgulanmış gibiydi. Bomboş. Özenle inşa edilmiş devasa bir yalan… Sadece üç ay önce, Aylin ile kendi geleceğimizi planlıyorduk. O benim için her şeydi; merhametli, güzel ve ömrümü adayacağımı düşündüğüm tek kişi… Bana “evet” dediği gün, kendimi dünyanın en şanslı adamı gibi hissetmiştim. Gerçekten mutlu olduğumuza inanıyordum. Ta ki o, hiçbir uyarı yapmadan ortadan kaybolana dek. Tam bir hafta boyunca, sadece çekip gittiğini sanmıştım. Sonra geri döndü ve beni bin parçaya böldü. O gün kapı çalındığında, hayatımın çökmek üzere olduğundan habersizdim. Kapıyı açtım… ve işte oradaydı. Babamın yanında duruyordu. El ele. “Evleniyorum,” dedi babam pişkin bir tavırla, sanki her şey normalmiş gibi Aylin‘in kolunu sıvazlayarak. “Bizi tebrik etmeyecek misin?” Kelimeleri idrak bile edemiyordum. “Siz ne saçmalıyorsunuz?” Aylin duygusuz bir sesle, “Nişanı bitiriyorum,” dedi. “Yaman ile evleniyorum. Lütfen işi zorlaştırma. Kararım kesin.” O an içimdeki her şeyin paramparça olduğu andı. Tartışmadım. Cevap beklemedim. Sadece kapıyı kapattım. Ve ikisini de hayatımdan sildim. Her mesajı, her aramayı görmezden geldim. Ama bu onlara yetmedi. Yine de bana o düğün davetiyesini gönderdiler. Babam altına bir not bile düşmüştü: Gel. Bekliyor olacağız. Neden gittiğimi bilmiyorum. Ama gittim. Ve işte şimdi her şey bitmişti. Tören tuhaf bir sessizlikle sona erdi; misafirler sanki bir an önce kaçmak istiyormuş gibi hızla ayağa kalktılar. Fısıltıyla yapılan, huzursuz konuşmalar başladı. Aylin, kimseyle göz göze gelmeden oradan süzülüp gitti.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.