İkizlerimden birini kaybetmemin üzerinden altı yıl geçmişti
Yaz bitip sonbahar geldiğinde hayatımız artık eskisi gibi değildi. Bir zamanlar her sabah uyandığımda içimi kaplayan o tarifsiz eksiklik hissi yavaş yavaş yerini başka bir şeye bırakmıştı: şükre. Bir akşam kızlar odalarında oynarken eski fotoğraf kutularını çıkardım. Altı yıl boyunca saklamaya cesaret edemediğim şeylerdi bunlar. Hastane bileklikleri, ilk ultrason görüntüleri, küçücük örgü patikler... Bir fotoğrafı elime aldım. Hamileliğimin son aylarında çekilmişti. Karnımı iki elimle tutuyor, gülümsüyordum. O fotoğrafa bakarken gözlerim doldu. Çünkü o kadının bir gün iki kızını da yanında göreceğini bilmesine imkân yoktu. Tam o sırada odanın kapısı açıldı. "Anne?" Başımı kaldırdım. Kapıda Zeynep ve Elisa duruyordu. "Uyuyamadık," dedi Elisa. "Bir hikâye anlatır mısın?" diye ekledi Zeynep. Kollarımı açtım. İkisi de koşup yanıma sokuldu. Başları omuzlarıma yaslanmıştı. Birinin nefesini sağ tarafımda, diğerinin kalp atışını sol tarafımda hissedebiliyordum. Bir süre hiçbirimiz konuşmadık. Sonra Elisa sessizce sordu: "Anne... biz büyüyünce de kardeş kalacağız değil mi?" Gülümsedim. "Bu dünyada değişmeyecek şeylerden biri de bu." Zeynep başını kaldırdı. "Peki sen hep bizim annemiz olacak mısın?" Gözlerimden bir damla yaş süzüldü. "Son nefesime kadar." İkisi de bana daha sıkı sarıldı. O gece onları yataklarına yatırdıktan sonra odalarının kapısında uzun süre durdum. Ay ışığı yüzlerine vuruyordu. Bir zamanlar kaybettiğimi sandığım kızım sağ tarafta uyuyordu. Onu hiç kaybetmemiştim. Diğer tarafta ise beni ayakta tutan, en karanlık günlerimde yaşamaya devam etmem için sebep veren kızım vardı. Altı yıl boyunca kaderin benden bir şey çaldığını düşünmüştüm. Oysa şimdi anlıyordum ki hayat bazen geri vermeyi çok geç öğreniyordu. Sessizce kapıyı kapattım. Koridorda durup derin bir nefes aldım. İlk kez içimde yas değil, huzur vardı. Çünkü artık bir kızımın mezarını hayal ederek yaşamıyordum. Artık iki kızımın geleceğini hayal ediyordum. Ve o gelecekte; doğum günleri, okul gösterileri, mezuniyetler, kahkahalar ve birlikte çekilecek binlerce fotoğraf vardı. Hayat bize kaybettirdiği yılları geri veremeyecekti. Ama bundan sonra yaşayacağımız her gün, kaybolan yılların yerine yazılacak yeni bir hikâye olacaktı. Ve ben o hikâyenin her satırında, iki kızımın elini sımsıkı tutacaktım.