KAYINVALİDEM, KOCAMLA TATİLE GİTTİĞİMİZ SIRADA
"Neriman Hanım, cevap verin!" Sonunda başını eğdi. "Onu ben koydum." Duyduklarıma inanamadım. "Sen nasıl bir insansın?" "Ben oğlumu korumaya çalışıyordum!" Tamer aniden ayağa kalktı. "Hayır anne! Sen kendini haklı çıkarmaya çalışıyordun!" Meğer Neriman haftalardır beni başka biriyle görüştüğümden şüphelenerek takip ediyormuş. Hatta bir akşam yardım kampanyasından dönerken Berna'nın kardeşiyle konuştuğumu görmüş ve sevgilim olduğunu düşünmüş. Oğlunun çekmecesinde bulduğu fotoğraflardan sonra ise beni suçlayarak Tamer'in sırrını gizleyebileceğini sanmış. "Sen onun başka bir kadından çocuğu olduğunu öğrendikten sonra beni mi suçlamaya karar verdin?" Kayınvalidem ağlamaya başladı. "Her şeyin bu noktaya geleceğini düşünmemiştim!" Tamer acı acı güldü. "Sen hiçbir zaman düşünmezsin anne. Yalnızca insanların hayatına müdahale edersin!" Artık orada bir dakika daha kalmak istemiyordum. Bavulumu alıp kapıya yöneldim. Ancak Tamer arkamdan öyle bir şey söyledi ki adımlarım durdu. "O çocuk ölmek üzere!" Yavaşça arkamı döndüm. "Ne dedin?" Tamer gözyaşları içinde bana baktı. "Kızımın acilen ameliyat olması gerekiyor. Sana gerçeği anlatmak için doğru zamanı bekliyordum." "Tam sekiz yıldır mı?" Cevap veremedi. Bavulumu alarak evden çıktım. O gece Berna'nın evinde kaldım. Sabaha kadar gözümü kırpmadım. Fotoğraftaki küçük kız sürekli gözümün önüne geliyordu. Ertesi sabah telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi. "Ben Melda. Tamer'in kızının annesiyim. Sizinle konuşmam gerekiyor. Lütfen beni reddetmeyin." Önce mesajı silmek istedim. Ancak birkaç dakika sonra gelen ikinci mesaj fikrimi değiştirdi. "Tamer size her şeyi anlatmamış olabilir. Kızımın hayatı söz konusu." Öğleden sonra Melda'yla küçük bir kafede buluştum. Karşıma oturduğunda beklediğim kadından çok farklıydı. Yorgun görünüyordu. Ellerini sürekli birbirine kenetliyordu. "Öncelikle sizden özür dilemek istiyorum," dedi. "Neden? Benim kocamla yıllarca ilişki yaşadığınız için mi?" Melda şaşkınlıkla başını kaldırdı. "Ne ilişkisi?" Çantasından eski bir fotoğraf çıkardı. "Tamer'le siz tanışmadan önce kısa süreli bir birlikteliğimiz oldu. Ayrıldıktan sonra hamile olduğumu öğrendim. Ona söylemedim." "Peki sonra?" "Defne altı yaşındayken ciddi bir hastalığa yakalandı. Tedavisi için çok paraya ihtiyacımız vardı. Mecburen Tamer'i buldum." Melda'nın anlattıklarına göre Tamer, kızının varlığını yalnızca iki yıl önce öğrenmişti. Ancak bunu benden saklamayı tercih etmişti. "Size neden söylemediğini defalarca sordum. Her seferinde uygun zamanı beklediğini söyledi." Masadaki fotoğrafa baktım. "Defne şimdi nerede?" "Hastanede." O an içimdeki öfkenin arasına başka bir duygu karıştı. Hiç tanımadığım küçük bir çocuk, yetişkinlerin yanlış kararlarının ortasında yaşam mücadelesi veriyordu. Melda'nın ardından hastaneye gittim. Defne'yi gördüğümde boğazım düğümlendi. Küçücük yatağında oturmuş resim yapıyordu. Beni görünce gülümsedi. "Sen babamın eşi misin?" Şaşkınlıkla Melda'ya baktım. Defne konuşmaya devam etti. "Babam senden bahsetti. Çok güzel pastalar yaptığını söyledi. Ben iyileşince bana da yapar mısın?" Gözyaşlarımı tutamadım. "Elbette yaparım." Tam o sırada Tamer kapıda belirdi. Beni görünce olduğu yerde kaldı. "Burada ne işin var?" "Senin yapamadığını yapıyorum. Gerçeklerle yüzleşiyorum!" Koridora çıktık. Tamer bana ameliyat masraflarını karşılamak için evimizi ipotek ettirdiğini itiraf etti. İşte asıl yıkımı o anda yaşadım. "Benim de sahibi olduğum evi, bana hiçbir şey söylemeden mi ipotek ettirdin?" "Senin imzanı taklit etmedim. Bankaya kendi payımı teminat gösterdim." Başımı iki yana salladım. "Mesele yalnızca para değil Tamer. Sen benim hayatımla ilgili kararlar verdin ama bana bir kez bile danışmadın!" Tamer ağlamaya başladı. "Seni kaybetmekten korktum!" "Ve şimdi kaybettin." Arkamı dönüp uzaklaşırken bir hemşire koşarak yanımıza geldi. "Defne'nin annesi nerede? Doktor hemen görüşmek istiyor!" Üçümüz birlikte doktorun odasına gittik. Ameliyatın beklenenden daha erken yapılması gerekiyordu. Üstelik tedavi masraflarının karşılanabilmesi için eksik kalan önemli bir miktar vardı. Melda ağlayarak sandalyesine çöktü. Tamer yüzünü elleriyle kapattı. Ben ise hayatımın en zor kararıyla karşı karşıyaydım. Ertesi sabah yıllardır biriktirdiğim paranın önemli bir kısmını hastanenin hesabına yatırdım. Tamer bunu öğrendiğinde gözlerine inanamadı. "Bunu neden yaptın?" Ona uzun uzun baktım. "Çünkü Defne'nin senin yalanlarınla hiçbir ilgisi yok." Ameliyat başarılı geçti. Defne birkaç hafta sonra taburcu edildi. Ancak bizim evliliğimiz kurtulamadı. Tamer defalarca özür diledi. Kayınvalidem kapıma gelip yaptıklarından pişman olduğunu söyledi. İkisini de dinledim ama kararımı değiştirmedim. Boşanma sürecini başlattım. Aylar sonra yeni evimin kapısı çaldığında karşımda Melda ve Defne vardı. Küçük kız elinde bir kutu tutuyordu. "Size bir hediye getirdim!" Kutuyu açtığımda içinden üzerinde üç kişinin bulunduğu bir resim çıktı. Melda, Defne ve ben... Resmin altında küçük harflerle bir cümle yazıyordu. "Beni tanımadığı hâlde kurtaran kadına..." Defne boynuma sarıldı. O an gözyaşlarımı tutamadım. Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerden yaralıyor. En çok güvendiğiniz insan, en büyük hayal kırıklığınız olabiliyor. Ancak başkalarının yaptığı kötülüklerin bizim nasıl bir insan olacağımızı belirlemesine izin vermemeliyiz. Tamer'in yalanlarını affetmedim. Kayınvalidemin bana yaptığı haksızlığı unutmadım. Fakat masum bir çocuğu cezalandırmayı da reddettim. Bir zamanlar kilidi değiştirilmiş bir yatak odasının önünde, bütün hayatımın sona erdiğini düşünmüştüm. Oysa o kapının ardında öğrendiğim gerçekler bana çok daha önemli bir şey öğretmişti. Bir insanın gerçek karakteri, kendisine yapılan kötülüklerle değil, bütün bunlara rağmen başkalarına nasıl davrandığıyla ortaya çıkardı.