Kayıp İkiz Kardeşle 68 Yıl Sonra
Şimdi 73 yaşındayım. Hayatımın büyük kısmını, kaybettiğimi sandığım bir kız kardeşin yasını tutarak geçirdim. Meğer yıllarca yasını tuttuğum şey sadece Elif değilmiş; ailemizin saklamak zorunda bırakıldığı gerçekmiş. Meral ve ben her hafta konuşuyoruz artık. Bazen saatlerce sohbet ediyoruz, bazen sadece birbirimize eski fotoğraflar gönderiyoruz. Aynı şeylere güldüğümüzü, aynı kelimeleri kullandığımızı, aynı şarkıları sevdiğimizi keşfediyoruz. Yetmiş yıl boyunca ayrı yaşamış iki insan için bunlar küçük şeyler gibi görünebilir. Ama bizim için kayıp yılların içinden çıkan küçük mucizeler bunlar. Geçen sonbaharda birlikte annemin mezarını ziyaret ettik. Mezar taşının önünde uzun süre sessizce durduk. Rüzgâr kuru yaprakları ayaklarımızın etrafında savuruyordu. Meral elini elimin üzerine koydu. "Onu affedebilecek misin?" diye sordu. Uzun süre cevap veremedim. Sonunda başımı kaldırıp mezar taşına baktım. "Sanırım affetmekle affetmemek arasında bir yerdeyim," dedim. "Ama artık onu anlıyorum." Çünkü yaşlandıkça şunu öğrendim: İnsanlar bazen kötü oldukları için değil, kırıldıkları için yanlış kararlar verirler. Ve bazı yaralar o kadar derindir ki, onları saklamak için kurulan sessizlik yıllar sonra bile bütün bir aileyi etkileyebilir. Annem gerçeği söyleyemedi. Babam soruları cevaplayamadı. Ben ise ömrüm boyunca eksik bir parçayla yaşamaya çalıştım. Ama bugün artık eksik değilim. Bir gün kaybettiğimi düşündüğüm kız kardeşim aslında hiçbir zaman tamamen kaybolmamış. O da bir yerlerde benim gibi yaşamış, büyümüş, sevinmiş, üzülmüş ve cevabını bilmediği sorularla mücadele etmiş. Şimdi geçmişi değiştiremeyiz. Birlikte geçiremediğimiz çocukluğu geri getiremeyiz. Yetmiş yılı yeniden yaşayamayız. Ama elimizde hâlâ bugün var. Ve bazen mucizeler, kaybettiklerimizi geri vermek için değil; aslında hiç tamamen kaybetmediğimizi göstermek için gelir. O gün mezarlıktan ayrılırken Meral koluma girdi. Tıpkı yıllardır yapıyormuş gibi doğal bir hareketti. Bir an için gözlerimi kapattım. Ve hayatımda ilk kez, Elif'in boşluğunu hissetmedim. Çünkü artık biliyordum: Bazı hikâyeler kayıpla bitmez. Bazıları gerçeğin, onlarca yıl gecikmiş olsa bile, sonunda eve dönmesiyle tamamlanır.