Kızım, hayatını kurtaran doktorla evlendi

“Anne, ne olur sakin olun. Çünkü İdil’in hastanedeki dosyasında yazanlar doğruysa, yıllardır hepimiz çok büyük bir yalanın içinde yaşıyoruz. Ve o yalanı ortaya çıkaracak kişi, henüz doğmamış olan kendi çocuğum…” Damadım Barın’ın bu sözlerini duyduğumda ayaklarımın altından yer kaydı. Karşımda duran genç adam, yıllar önce kızımı ölümün kıyısından kurtarmıştı. Ona yalnızca damadım olarak değil, ailemize gönderilmiş bir mucize olarak bakıyordum.“Nasıl yani?” “İdil’in hastalığı, bağışıklık sistemini etkileyen çok nadir bir genetik bozukluktu. Geleneksel tedaviler sonuç vermeyince deneysel bir hücre tedavisine başvurduk.” “Bunları biliyorum.” “Ama bilmediğiniz bir şey var. O tedavide kullanılan hücrelerin kaynağı size doğru anlatılmadı.” Barın dosyadan sararmış bir belge çıkardı. “İdil’in tedavisinde kullanılan hücreler, yıllar önce saklanmış bir göbek kordonu kanı örneğinden hazırlanmıştı. Kayıtlarda bağışçı bilgileri gizlenmişti.” “Bu kötü bir şey mi?” “Tek başına hayır. Fakat dün gelen genetik tarama sonuçları beni şüphelendirdi. İdil’in eski kayıtlarını yeniden incelediğimde bağışçıya ait dosyanın değiştirildiğini fark ettim.” Boğazım kurudu. “Peki gerçek bağışçı kim?”Barın önümdeki belgeyi çevirdi. Üzerinde bir isim vardı. Eylül Karaca. İsmi ilk kez duyuyordum. “Bu kadın kim?” Barın başını eğdi. “Anne, Eylül benim kız kardeşim.” Donup kaldım. “Ne?” “Kız kardeşim doğduktan kısa süre sonra hayatını kaybetti. Ailem, onun göbek kordonu kanını yıllar önce bağışlamış. Ben bunu bilmiyordum. Tedavi sırasında hastanenin araştırma komitesinde çalışıyordum. Kaynağın ayrıntılarını sorgulamadım.”“Yani kızımı senin kardeşinden alınan hücrelerle mi iyileştirdiniz?” “Evet. Ama asıl mesele bu değil.” Barın sandalyesinden kalktı. “İdil’in genetik testlerinde beklenmedik bir bulgu çıktı. Tedavide kullanılan hücrelerin bir kısmı yıllar sonra bile kanında tespit edilebiliyor. Bu durum bazı testlerin yanlış yorumlanmasına neden olabiliyor.” “Çocuğunuzla bunun ne ilgisi var?” Barın gözyaşlarını tutamıyordu. “İdil’in hamilelik taramasında ciddi bir genetik hastalık ihtimali görüldü. İlk doktor bunun bebeğe geçtiğini düşündü. Fakat eski kayıtları karşılaştırınca sonuçların tedaviden kalan bağışçı hücrelerinden etkilenmiş olabileceğini anladım.” Derin bir nefes aldım. “Yani bebeğin hasta olup olmadığını bilmiyorsunuz.” “Henüz bilmiyoruz.” Bir süre ikimiz de konuşmadık. Sonra asıl soruyu sordum. “Peki neden bunu yıllarca sakladın?” Barın başını kaldırdı. “Çünkü tedavinin uygulandığı dönemde bazı belgelerin eksik olduğunu fark etmiştim. İdil iyileşmeye başladığında araştırmanın durdurulmasından korktum. Dosyadaki eksiklikleri bildirmedim.”Öfkeyle ayağa kalktım. “Sen doktordun Barın! Biz sana kızımızın hayatını emanet ettik!” “Biliyorum.” “Biliyor musun gerçekten? İdil sana bütün kalbiyle güvendi!” “Ben de onu sevdim anne. Ama sevgim yaptığım yanlışı ortadan kaldırmıyor.” O an karşımdaki adama tokat atmak istedim. Fakat daha büyük bir korkum vardı. “İdil’e ne söyleyeceğiz?” “Gerçeği.”
Copyright © 2015. All Rights Reserved.