Komşusunun 20 Yıllık Begonvil Ağacını Kıskançlıktan Sabunlu Kimyasalla Kuruttu

Bölüm 3: Son Çiçek Açtığında Aradan bir yıl geçmişti. İzmir’in o sakin sokağı yeniden renklenmişti. Rosa Hanım’ın evinin önündeki yeni begonviller artık genç fidanlar olmaktan çıkmış, duvar boyunca uzanarak ilk büyük çiçeklerini vermeye başlamıştı. Eski ağacın heybetine henüz ulaşamamışlardı. Ama her açan çiçek, bir yıl önce yaşanan acının üzerine yazılmış yeni bir umut gibiydi. Mahalle sakinleri bunu fark ediyordu. Her geçen gün daha fazla insan durup çiçeklere bakıyor, fotoğraf çekiyor, Rosa Hanım’ı tebrik ediyordu. Fakat bu kez Rosa Hanım’ın yüzündeki mutluluk eskisinden farklıydı. Daha sessizdi. Daha olgundu. Çünkü artık yalnızca bir ağacın güzelliğine değil, zor zamanlarda yanında duran insanların sevgisine de sahip olduğunu biliyordu. Neriman Hanım ise geçen bir yıl boyunca neredeyse tamamen değişmişti. Mahallenin gözündeki kırgınlık tam olarak silinmemişti. Ancak insanlar onun gerçekten pişman olduğunu görmeye başlamıştı. Yaşlı kadın haftanın birkaç günü belediyenin park ve bahçe çalışmalarına gönüllü olarak katılıyor, çocuklara çiçek dikmeyi öğretiyor, boş alanlara fidan yerleştiriyordu. Kimseye bunu duyurmuyordu. Gazetecileri çağırmıyordu. Övgü beklemiyordu. Belki de hayatında ilk kez yaptığı iyilikleri yalnızca doğru olduğu için yapıyordu. Bir gün mahalledeki küçük ilkokulun bahçesine yeni fidanlar dikilirken Rosa Hanım uzaktan onu izledi. Neriman Hanım dizlerinin üzerine çökmüş, küçücük bir çocuğa fideyi nasıl yerleştirmesi gerektiğini anlatıyordu. Çocuk gülerek: “Bu büyüyünce çok güzel olacak mı?” diye sordu. Neriman Hanım birkaç saniye sustu. Sonra gözleri dolarak cevap verdi: “Eğer sevgiyle bakarsan, evet.” Rosa Hanım bu sözleri duyduğunda sessizce başını çevirdi. Çünkü bazen bir insanın değiştiğini anlamak için uzun konuşmalara gerek yoktu. O yılın sonbaharında mahalle sakinleri küçük bir etkinlik düzenledi. Amaçları yeni begonvilin ilk büyük çiçeklenmesini kutlamaktı. Sokak masalarla doldu. Çocuklar koşuşturdu. Komşular yemekler hazırladı. Akşamüstü güneşi çiçeklerin üzerine vururken herkes fotoğraf çekmek için sıraya girdi. Tam o sırada yerel gazeteden bir muhabir yeniden geldi. Bir yıl önceki olayları duymuştu. Rosa Hanım’a yaklaşarak sordu: “Bu ağacın hikâyesini anlatır mısınız?” Rosa Hanım birkaç saniye düşündü. Sonra begonvillere baktı. Ardından kalabalığın arasında sessizce duran Neriman Hanım’a göz attı. Ve gülümseyerek cevap verdi: “Bu sadece bir ağacın hikâyesi değil.” Muhabir merakla bekledi. “Bu, insanların hata yapabileceğinin hikâyesi.” Bir an durdu. “Ama aynı zamanda insanların değişebileceğinin de hikâyesi.” Kalabalık sessizleşti. Rosa Hanım devam etti: “Bir yıl önce burada yalnızca kurumuş dallar vardı. Bugün ise yeniden çiçekler açıyor. Çünkü nefret toprağı kurutabilir ama sevgi yeniden canlandırabilir.” Bu sözleri duyan birçok kişinin gözleri doldu. Neriman Hanım ise başını öne eğdi. Çünkü Rosa Hanım ona verebileceği en büyük cezayı vermemişti. Onu ömür boyu utanç içinde bırakmak yerine, değişme fırsatı tanımıştı. Ve bazen en ağır yük, affedildikten sonra o affa layık olmaya çalışmaktır. Güneş yavaş yavaş batarken mahalle sakinleri birlikte fotoğraf çektirdi. Yeni begonvil arka planda bütün güzelliğiyle uzanıyordu. Rosa Hanım fotoğrafın çekileceği sırada kalabalığın içinden birini çağırdı. “Neriman Hanım, siz de gelin.” Yaşlı kadın şaşkınlıkla etrafına baktı. “Beni mi çağırıyorsun?” “Evet.” Neriman Hanım’ın gözleri doldu. Yavaş adımlarla grubun yanına geldi. Fotoğraf çekildiği anda gözlerinden sessizce yaşlar süzüldü. Çünkü bir yıl önce kaybettiğini düşündüğü her şey geri dönmemişti. Ama insanlığını yeniden kazanma yoluna girmişti. Ve bu, onun için her şeyden daha değerliydi. Bugün o sokaktan geçenler rengârenk begonvillere hayranlıkla bakıyor. Çoğu insan yıllar önce yaşananları bilmiyor. Ama mahallede yaşayanlar biliyor. O çiçeklerin arasında yalnızca dallar ve yapraklar yok. Bir ders var. Kıskançlığın yıktığı… Pişmanlığın yüzleştirdiği… Ve affetmenin yeniden yeşerttiği bir ders… Çünkü başkasının mutluluğunu yok etmeye çalışan kişi, sonunda kendi huzurunu kaybeder. Ama hatasını kabul eden, sonuçlarıyla yüzleşen ve değişmek için çabalayan kişi, en karanlık günlerden bile yeniden doğabilir. Ve hayatın en güzel çiçekleri bazen tam da kırılmış kalplerin üzerinde açar. SON Hayatta hiç kıskançlığın bir dostluğu, aileyi ya da komşuluğu yok ettiğine tanık oldunuz mu? Siz olsaydınız Rosa Hanım gibi affeder miydiniz, yoksa böyle bir ihaneti asla unutamaz mıydınız? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.