Oğlum Gece Yarısı

“Baba…” Ethan’ın sesi o kadar kısıktı ki önce rüya gördüğümü sandım. Gözlerimi açtığımda yatağımın yanında duruyordu. Ay ışığı yüzüne vuruyordu. Altı yaşındaki oğlumun yüzünde, altı yaşındaki bir çocukta olmaması gereken bir ifade vardı. Korku değil sadece.Yorgunluk. Sanki çok uzun zamandır büyük bir sırrı taşıyormuş gibi. “Elimden tut,” dedi. Hemen doğruldum. “Ne oldu oğlum?” Ethan dudaklarını birbirine bastırdı. Sonra kapıya baktı. Koridora. Merdivenlere. Sanki duvarların bile annesine haber verebileceğinden korkuyordu. “Baba,” diye fısıldadı. “Maya hırsız değil.” Kalbim ağırlaştı. “Bunu biliyor musun?” Başını salladı. Gözlerinden yaşlar süzüldü. “Annem koydu.” Bir an sesim çıkmadı. Sadece ona baktım. Kelimeleri beynim alıyordu ama kalbim reddediyordu. “Ne koydu?” “Mücevherleri,” dedi. “Maya’nın çantasına. Ben gördüm.” Dünya durdu. Evin içindeki bütün sessizlik bir anda üzerime çöktü. Ethan küçük eliyle pijamamın kolunu sıktı. “Söyleme lütfen,” dedi panikle. “Annem Caleb’i dolaba kapatır.” O cümle boğazımı yaktı. “Ne?” Ethan gözlerini kapattı. “Sakın bağırma baba. Lütfen. Caleb uyanırsa korkar.” Benim oğlum bana, kendi evimde sesimi yükseltmemem için yalvarıyordu. Çünkü annesinin ne yapacağını biliyordu. Yatağın kenarına oturdum. Ethan’ı kucağıma almak istedim ama geri çekildi. O küçük hareket beni bıçak gibi kesti. Benden korkmuyordu. Ama yetişkinlerin ani hareketlerinden korkmayı öğrenmişti. “Ethan,” dedim elimden geldiğince sakin bir sesle. “Sana söz veriyorum. Ben buradayım. Kimse Caleb’i dolaba kapatmayacak. Kimse seni cezalandırmayacak. Bana ne gördüğünü anlat.” Ethan titreyerek konuşmaya başladı. O öğleden sonra, Caleb bahçede oyuncak arabasını kaybetmişti. Maya çocuklarla birlikte dışarıdaymış. Ethan su içmek için eve girmiş. Salonun yanındaki küçük koridordan geçerken annesini görmüş. Vivian, Maya’nın çantasını açmış. İçine küçük kadife bir kese koymuş. Ethan başta bunun hediye olduğunu sanmış. Ama Vivian onu fark etmiş. “Bunu gördüğünü unutacaksın,” demiş. Ethan korkmuş. “Bu Maya’nın değil,” demiş. Vivian eğilmiş. Gülümsemiş. Ama o gülümseme… Ethan’ın anlattığı anda bile vücudu titredi. “Annem dedi ki,” diye fısıldadı oğlum, “‘Büyükler bazen çocukların iyiliği için kötü şeyler yapar. Eğer babana söylersen, Caleb’in yine karanlık yerde uyumasını sağlarım.’” Karanlık yer. O iki kelime içimde bir kapıyı açtı. Son aylarda Caleb’in karanlıktan korkması. Dolap kapıları açık kalınca ağlaması. Çamaşır odasının yanından geçerken elimi sıkması. Ve benim aptal gibi, “Çocuklar böyle dönemlerden geçer” demem. Ethan’ın gözyaşları durmuyordu. “Maya bizi koruyordu baba. Annem Caleb’e kızınca Maya önüne geçiyordu. O yüzden annem Maya’yı sevmiyordu.” Nefes alamadım. “Caleb’e ne yapıyordu?” Ethan ağzını açtı. Ama ses çıkmadı. Sonra sadece kolunu kaldırdı ve kendi bileğini tuttu. Küçücük parmaklarıyla sıkı sıkı. “Böyle.” Gözlerimin önünde karanlık noktalar belirdi. O an odadan çıkıp Vivian’ın kapısını kırmak, onu uyandırıp her şeyi haykırmak istedim. Ama Ethan’ın gözlerindeki panik beni durdurdu. Eğer o an öfkemle hareket etseydim, çocuklarım bir kez daha yetişkinlerin fırtınasının ortasında kalacaktı. Bu kez akıllı olmam gerekiyordu. Onlar için. Maya için. Gerçek için. Ethan’ın omuzlarına yumuşakça dokundum. “Beni dinle oğlum. Şimdi Caleb’in yanına gideceğiz. İkiniz de benim odamda uyuyacaksınız.” “Annem kızar.” “Bu gece annen hiçbir şey yapmayacak.” “Baba…” “Ethan,” dedim, sesim titremesin diye kendimi zorlayarak. “Ben sana inanıyorum.” O an yüzü değişti. Sanki altı yaşındaki küçücük bedeni, ilk kez taşıdığı yükün birazını yere bırakabildi. “Gerçekten mi?” “Gerçekten.” O gece ikizleri odama aldım. Caleb uykusunda bile Maya’nın adını sayıklıyordu. “Maya gitmesin…” Ethan kardeşinin yanına kıvrıldı, elini tuttu. Ben ise sabaha kadar koltukta oturup onları izledim. Uyumadım. Gözümü bile kırpmadım. Sabah olduğunda ilk yaptığım şey Vivian’la konuşmak olmadı. İlk yaptığım şey, avukatım Helen’ı aramak oldu. Sonra aile güvenlik sistemimizin eski kurulumunu yapan özel güvenlik uzmanı Marcus’u aradım. Sonra da karakola gittim. Maya’yı orada, küçük bir görüşme odasında buldum. Gözleri şişmişti. Ellerinde hâlâ kelepçe izleri vardı. Beni görünce ayağa kalktı. “Bay Sterling, lütfen çocuklar iyi mi?” Kendi başı beladaydı. İşi gitmişti. Adı hırsıza çıkmıştı. Ama ilk sorduğu şey çocuklarımdı. Bu, Vivian’ın yalanından çok daha yüksek bir gerçekti. “Maya,” dedim. “Ethan bana her şeyi anlattı.” Yüzü bir anda çözüldü. Sandalyesine oturdu. Ellerini ağzına kapattı. “Tanrım,” diye fısıldadı. “O çocuk konuşmamalıydı. Vivian Hanım onu…” “Onu artık tehdit edemeyecek.”
Copyright © 2015. All Rights Reserved.