On yıl boyunca onunla karısıymışım gibi yaşadım
“Sevda… Bu da ne?” Önüne kahvesini koydum. “Sen söyledin,” dedim. “Evlilik sadece bir kâğıt parçasıymış.” Gözlerimin içine baktı. Ama ilk kez verecek bir cevap bulamadı.Asıl şaşırdığı şey ise listenin en altındaki son maddeydi. O satırı okuduğu anda yüzünün rengi değişti. Masadaki kâğıdı tekrar eline aldı. Listede yalnızca beş madde vardı. 1. Ortak banka hesabındaki kendi paramı kişisel hesabıma aktaracağım. 2. Evle ilgili bütün ödeme belgelerini ve tapu dosyasını yeniden düzenleyeceğim. 3. Köpeğimiz Tarçın’ın veteriner kayıtlarını kendi adıma güncelleyeceğim. 4. İlişkimiz boyunca ortak kullandığımız üyelikleri ve otomatik ödemeleri ayıracağım. Ve son madde: 5. Evin satışı için emlakçıyla görüşeceğim. Ozan’ın gözleri son satıra kilitlendi. “Evi mi satacaksın?” Kahvemden bir yudum aldım. “Evet.” “Nasıl yani? Bizim evimizi mi?” İşte ilk kez o kelime dikkatimi çekti. Bizim. Dün gece evlilik söz konusu olduğunda ortada bir “biz” yoktu. Ama ev satılınca birden “bizim evimiz” olmuştu. “Evin kredisi benim üzerime,” dedim sakin bir sesle. “Peşinatın büyük kısmını ben ödedim. Tapu da benim adıma.” Birden sandalyesinden kalktı. “Sevda, saçmalama. Ben de bu eve para harcadım.” “Harcamadın demedim.” “Bahçeyi ben yaptım. Mutfağın yenilenmesine ben para verdim. Çatıyı birlikte değiştirdik.” “Doğru.” “On yıl yaşadım burada!” Başımı kaldırıp yüzüne baktım. “Ben de on yıl seninle yaşadım.” Sustu. Cümlem ona beklediğimden daha sert çarpmıştı. Birkaç saniye boyunca yalnızca buzdolabının uğultusu duyuldu. Sonra sesini yumuşattı. “Dünkü konuşmayı fazla büyütüyorsun.” “Hayır.” “Sinirlendin.” “Hayır.” “Beni cezalandırmaya çalışıyorsun.” Bu kez istemsizce gülümsedim. “Ozan, ilk kez seni cezalandırmaya çalışmıyorum. İlk kez kendimi düşünmeye çalışıyorum.” Elindeki kâğıdı masaya bıraktı. “Bir gecede on yılı çöpe mi atacaksın?” “Ben atmıyorum.” “Öyle görünüyor.” “Ben yalnızca dün gece söylediğin şeyin ne anlama geldiğini kabul ediyorum.” Kaşlarını çattı. “Neymiş o anlam?” Derin bir nefes aldım. “Ben on yıldır bu ilişkiyi bir hayat ortaklığı sanıyordum. Sen ise rahat bir düzen olarak görüyormuşsun.” “Saçmalık.” “Dün bana benimle evlenmeyeceğini söyledin.” “Çünkü evlilik gereksiz.” “Benim için değil.” Ozan cevap vermedi. İşte bütün mesele buydu. On yıl boyunca onun istemediği şeyleri anlayışla karşılamıştım. Ama benim istediğim tek şey söz konusu olduğunda, bunun neden önemli olduğunu anlamaya çalışmak yerine bana gülmüştü. O sabah evden çıkarken kapının önünde durdu. “Akşam konuşacağız.” “Olur.” “Emlakçıyı arama.” Cevap vermedim. Kapıyı kapattı. Ben ise telefonumu aldım ve emlakçı Selçuk Bey’i aradım.