Yara İzleri, Dans ve Gizemli Gerçek

Ertesi sabah, ön kapının şiddetle vurulmasıyla sarsıldım. Yarı uykulu bir halde aşağı indim ve hemen olduğum yerde donup kaldım. Merdivenlerde tuhaf bir sessizlikle durmuştuk. Annem kapıyı açmıştı ve polisle konuştuğunu gördüm. Yaklaştığımda, polislerin yanında Aras’ın ailesinin de kapımızda durduğunu fark ettim. Herkes bana döndü. Mideme bir yumru oturdu. Memurlardan biri öne çıktı. “Ceyda, Aras’ı en son ne zaman gördün?” “Dün gece balodan sonra.” “Daha sonra nereye gideceğini söyledi mi?” Yavaşça başımı salladım. “Hayır. Neden? Memur bey, bir şey mi oldu?” Polisler birbirlerine baktılar. Herkes bana döndü. Sonra içlerinden biri, midemin daha da bulanmasına neden olan o soruyu sordu. “Küçük hanım, Aras’ın ne yaptığını gerçekten bilmiyor musunuz?” Ona bakakaldım. “Ne?” Polis memuru dikkatle konuştu. “Emniyet müdürlüğümüz, bir sonuca bağlamak için kısa süre önce yıllar önceki olaylarla bağlantılı bazı eski raporları yeniden incelemeye aldı. Bu süreçte Aras, yaklaşık 10 yıl önceki yangın gecesi evinizin yakınlarında olduğunu itiraf etti.” Bir an için kelimeleri idrak bile edemedim. “Orada olduğunu derken neyi kastediyorsunuz?” “Küçük hanım, gerçekten bilmiyor musunuz?” Polis bir nefes aldı. “Beni dinlemeniz gerekiyor, lütfen sakin olun. Aras, dokuz yaşındayken evinizdeki yangınla bağlantılı bir şeye tanık olmuş.” Ona bakakaldım. “Nasıl bir şeye?” Polis cevap veremeden Aras’ın babası aniden söze girdi. “Bunların hiçbirinin olmasını asla istememişti.” Sesi gergin, hatta çaresiz geliyordu. “Beni dinlemeniz gerekiyor.” Polis memuru, Aras’ın ağabeyi Mert’in gençliğinde sürekli başını belaya sokan biri olduğunu açıkladı. O gece Aras, Mert’i gizlice bisikletiyle takip etmiş ve Mert’in yangın başlamadan kısa süre önce bizim evden çıktığını görmüş. Geçenlerde Aras, gördüklerinin bir kısmını nihayet ailesine anlatmış çünkü Mert başka bir suçtan yattığı hapis cezasını tamamlayıp tahliye olmak üzereymiş. Ancak o sabah Aras’ın ailesi onun evde olmadığını fark etmiş. Aramalara cevap vermiyormuş ve kamyoneti yerinde yokmuş. Aras onu gizlice takip etmiş. Başka bir veliden Aras’ın mezuniyet gecesini benimle geçirdiğini duyunca, ailesi belki nerede olduğunu bildiğimi düşünmüş.Bilmediğimi söyledim. Teknik olarak bu doğruydu. Ama onlar gittikten sonra, Aras ve futbolcu tayfasının baş başa kalmak istediklerinde takıldıkları o tek yeri düşünmeden edemedim. Kasabanın kenarındaki terk edilmiş binalar. Anneme yalan söyledim ve temiz havaya ihtiyacım olduğunu söyledim. Teknik olarak bu doğruydu. Sonra sırt çantamı kaptım ve otobüs durağına koştum. Çünkü o kazadan beri ilk kez, yangınla ilgili gerçeğin nihayet yakında olduğunu hissediyordum. Ve bunu bizzat Aras’tan duymam gerekiyordu. Otobüs beni oranın üç blok uzağında indirdi. Burası, belediye yıllar önce kapatmadan önce eski bir fabrika sahasıydı. Şimdi ise çoğunlukla kırık camlar, grafitiler ve yetişkinlerden kaçmaya çalışan gençlerle doluydu. Bunu bizzat Aras’tan duymam gerekiyordu. Binalardan birinin yanında oturan bir grup futbolcuyu hemen fark ettim. Onlara doğru yürüdüğümü gördükleri an konuşmalar kesildi. Birkaçı birbirine bakıştı. Bir çocuk bıyık altından güldü. Hepsini görmezden geldim ve tam önlerinde durana kadar yürümeye devam ettim. “Aras’ı gören var mı?” diye sordum. Önce kimse cevap vermedi. Sonra çocuklardan biri duvara yaslanıp sırıttı. “Neden? Artık sevgilisi misin?” Birkaçı güldü. Birkaçı birbirine bakıştı. O an arkama bakmadan gitmeliydim ama o sabah duyduklarımdan sonra geri adım atmayacaktım. “Sadece onunla konuşmam lazım.” Çoğu göz temasından kaçındı ama sonunda Can adındaki başka bir oyuncu konuştu. “Pelin’in evinde olabilir.” Diğerleri ona yargılayıcı bir ifadeyle baktı. “Ne var?” Can omuz silkti. “Gizlice çıktıklarını hepimiz biliyoruz.” Bu benim için sürpriz olmuştu. “Sadece onunla konuşmam lazım.” “Şu piercingli Pelin mi?” diye sordum. Can başıyla onayladı. “Ailesi hafta sonu için şehir dışındaymış.” Adresi istedim, o da verdi. Teşekkür ettim ve kimse başka bir şey söylemeden oradan ayrıldım. Yirmi dakika sonra, bindiğim taksi beni küçük mavi bir evin önünde bıraktı. Kapıyı çaldım. Pelin, üzerinde bol bir sweatshirtle kapıyı açtı ve beni görünce gerçekten şoke oldu. “Ceyda?” “Böyle çat kapı geldiğim için özür dilerim ama polis ve Aras’ın ailesi sabah onu aramak için bize geldi.” Aras’ın ismini söylediğim an Pelin’in ifadesi değişti.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.