BÖLÜM 3 Murat salona girer girmez hiçbir şey olmamış gibi yanağımdan öpmeye kalkıştı. İğrenerek bir adım geriye çekildim. — Uzatmayalım, şu işi bir an önce bitirelim, dedim buz gibi bir ses tonuyla. Canan içeriye sanki hayatının en büyük gayrimenkul vurgununu yapacakmış gibi zafer dolu bir gülümsemeyle süzüldü. Çakma kâtip Baeza deri çantasını yemek masasının üzerine koyup kendini “Yetkili noter vekili” olarak tanıttı; ne bir resmi kimlik gösterdi ne de bir sicil numarası verdi. Şirket temsilcisi Selim Bey ise pencerenin kenarındaki tekli koltuğa oturdu. — Emine Hanım, dedi Baeza masaya birkaç evrak yayarak, — İşte bizzat verdiğiniz vekâletname ve parmak izi tasdik tutanağı. Artık geriye yalnızca Selim Bey’in bloke çeki teslim etmesi kaldı. Anneannem parmak izi bırakmamaya özen göstererek evrakları kenarından tuttu. — Ben ömrümde böyle bir noter dairesine gittiğimi hiç hatırlamıyorum. — Yaşınıza verin teyzeciğim, çok normal, diye hemen araya girdi Canan yapmacık bir şefkatle. — İşte tam da bu yüzden artık köşkle uğraşmayıp dinlenmeniz, bu ağır işleri ailenin gençlerine devretmeniz en doğrusu. — Peki ben bu vekâleti hangi tarihte vermişim evladım? diye sordu anneannem. Baeza evraktaki hayali bir tarihi işaret etti. Tam o anda avukatımız Aylin Hanım atölye kapısını açıp salona adım attı. — Bahsettiğiniz o yevmiye numaralı noterlik işlemi bu hanımefendilere ait değil, dedi tok bir sesle. — Bilgilerini kopyaladığınız noterlik dairesinin başkâtibi ve noter beyefendi bunu resmi yazıyla bizzat teyit etti. Kocam Murat’ın beti benzi bir anda kül gibi oldu. — Elif… Bu avukatın burada ne işi var Allah aşkına? — Asıl senin yanında getirdiğin bu sahtekârın burada ne işi var Murat? Bizi sahte evraklarla dolandırıp kapora toplayabilmek için eve adam sokmuşsunuz! Baeza panikle masadaki deri evrak çantasını kapattı. — Madem mülkünüzü satmaktan vazgeçtiniz, biz de gideriz. Bu mesele aile içi bir anlaşmazlıktan ibaret. Şirket temsilcisi Selim Bey oturduğu yerden ayağa kalkarak söze girdi. — Bu kesinlikle basit bir aile meselesi falan değil. Bana bugün geçerli bir resmi vekâletname teslim etme vaadiyle bir milyon dört yüz seksen bin lira daha ödeme yapmam için baskı kurdunuz. Şirketim bu adama şimdiden üç yüz yirmi bin lira kapora ödedi bile! Canan hışımla dönüp kocamın koluna yapıştı. — Hani bu adamın hiçbir şeyden haberi yoktu Murat?! — Ben Elif’in arkamdan avukat tuttuğunu nereden bileyim! diye bağırdı Murat titreyen elleriyle. Salondaki televizyonun kumandasına uzanıp ekranı açtım. İlk olarak perşembe günkü salon görüntüleri ekrana geldi: Canan’ın nefes alıp almadığımızı kontrol edişi, Murat’ın başparmağımı mürekkebe bulayıp kâğıtlara bastırması ve sahte kâtibin mühürleri nasıl uyduracağına dair yaptıkları o çirkin pazarlık… Tarih, saat ve konuşmalar öylesine netti ki hiç kimse tek bir kelimenin bile cımbızlandığını iddia edemezdi. Murat dizlerinin bağı çözülmüş halde sandalyeye yığıldı kaldı. — Elif… Yemin ederim size zarar gelmesine asla izin vermezdim… — Sabah kahvaltıda yediğim balın içine o ağır uyuşturucu damlaları damlatırken de mi bana zarar vermeyecektin Murat? Bu kez mutfaktaki gizli kamera kaydını oynattım. Görüntüde yüzü profilden görünüyordu ama kolundaki saati, üzerindeki gömleği ve o sarı renkli ilaç damlalığı gün gibi ortadaydı. Anneannem Emine Hanım çantasından çıkardığı adli tıp kan raporunu masanın ortasına fırlattı; rapordaki klonazepam maddesi, fincanın dibinde ve polisin çöpte bulduğu damlalıkta çıkan zehirle birebir uyuşuyordu. — O getirdiğin çayları ilk iki gün gerçekten içtim, dedi anneannem titremeyen, buz gibi bir sesle. — Bu yüzden hafızam günlerce silindi, gözümü yatağımda açtım. Üçüncü gün o acı kimyasal tadı fark ettim. Numune sakladım, kuşun içine gizli kamerayı yerleştirdim ve bana getirdiğiniz o zehirli bardakları çaktırmadan saksıdaki toprağa döktüm. Perşembe günü de ikimiz sızınca Canan’ın eve geleceğini telefonda söylerken duydum seni. Siz kapıyı açmadan saniyeler önce kendimi yere attım. Seramik kuşun neden haftalardır yemek masasına dönük durduğu, anneannemin evdeki interneti neden asla kapattırmadığı ve Canan’a karşı neden özellikle bunamış, saf bir ihtiyar rolü oynadığı şimdi acı bir tokat gibi yüzlerine çarptı. Kendilerini güvende hissetmelerini ve suçüstü yakalanmalarını istemişti. Canan masadaki adli tıp raporunu telaşla elinin tersiyle itti. — Ben o damlaları almadım! Her şey senin o işe yaramaz kocanın başının altından çıktı! — Birbirinizi suçlamayı bırakın, dedi avukatım araya girerek. — Bütün banka transferleri ve mesajlaşma dökümleri savcılık dosyasında mevcut. Aylin Hanım masaya üç ayrı klasör koydu. Birinci dosyada köşkün temiz tapu kaydı ve gerçek noterin resmi yazısı vardı. İkincisinde şirket temsilcisi Selim Bey’in sunduğu WhatsApp mesajları, kapora dekontları ve kâtibin sahte e-postaları yer alıyordu. Üçüncüsünde ise gelinlik atölyemin banka hesap özetleri ile Murat’ın uydurduğu sahte tedarikçi listeleri bulunuyordu. — Atölyemin kasasından kumaş parası diye çaldığın iki yüz seksen altı bin lira burada yazıyor Murat! dedim gözlerinin içine bakarak. — Yasa dışı bahis sitelerine yatırdığın paraların dökümü de burada! Murat utanç içinde elleriyle yüzünü kapattı. — Parayı geri kazanabileceğimi sandım Elif… Batmıştım… — Kazanamayınca da sana ait olmayan bu köşkü satılığa çıkardın, öyle mi? — Yalnızca biraz zamana ihtiyacım vardı, yemin ederim her şeyi düzeltecektim! — Hayır! Senin tek ihtiyacın olan şey, anneannemle benim seni durduramayacak kadar bilincimizi kaybetmemizdi! Canan bütün suçu ağabeyinin üzerine yıkmaya çalıştı ama Selim Bey telefonundaki ses kayıtlarını açtı. Canan’ın kayıtlarda tapu sistemi uyanmadan önce paraları nasıl kaçıracaklarını hesapladığı ve sahte kâtibe mühür ile iki sahte kadın dublör ayarlaması karşılığında yüz kırk bin lira teklif ettiği apaçık duyuluyordu. Sahte kâtip Baeza’nın soğukkanlı maskesi tamamen düştü. — O mesajların hepsi sahte, iftira atıyorsunuz! — O dijital delillerin orijinalleri şirket serverlarından Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne teslim edildi bile, dedi Aylin Hanım. — Ayrıca bu toplantı başlamadan önce savcılık tarafından organize suç ve nitelikli dolandırıcılıktan soruşturma başlatıldı. Murat aniden ayağa kalkıp bana doğru bir adım attı. — Elif, yalvarırım baş başa konuşalım… Bütün parayı kuruşu kuruşuna geri ödeyeceğim. Arabamı satarım, gece gündüz çift vardiya çalışırım, gerekirse aile terapisine gideriz, ne istersen yaparım! — Benimle ne zaman konuşmayı düşünüyordun Murat? Zeynep’in velayetini elimden alıp beni sokağa attıktan sonra mı? — Ben kızımdan seni asla ayırmazdım, yemin ederim yapmazdım! Canan’ın “Evi ve parası olmayan bir kadın velayet için direnemez” dediği ve Murat’ın buna karşılık sadece “Kâtip ne zaman gelecek?” diye sorduğu o iğrenç ses kaydını son ses salonda çaldım. — Bizi savunman gereken o tek an işte tam orasıydı Murat! dedim titreyen bir sesle. — Ama sen bizi korumayı değil, sahtekâr kâtibin saat kaçta geleceğini sormayı seçtin! Murat ne bağırabildi ne de kayıttaki sesin kendisine ait olduğunu inkâr edebildi. Çaresizlik içinde anneanneme döndü ve borçlar yüzünden çok çaresiz kaldığını mırıldandı. Emine Anneannem oturduğu yerden sesini hiç yükseltmeden, tarihe geçecek o cevabı verdi: — Çaresizlik, paranın peşine neden düştüğünü açıklar evlat; ama karını ve beni neden zehirlemeye kalktığını asla açıklayamaz! Canan masadaki vişneçürüğü dosyayı kapıp çantasına tıkmaya çalıştı. Selim Bey anında hamle yaparak dosyayı elinden aldı ve masanın ortasına geri koydu: — O dosya bana suçüstü teslim etmek üzere hazırladığınız resmi suç delilidir, hiçbir yere götüremezsiniz! Aylin Hanım bahçedeki polislere haber verdi. Cumhuriyet Savcısının talimatıyla içeri giren sivil polis ekipleri kimliklerini göstererek üçünü de ayrı köşelere çekti. Olay yeri inceleme ekipleri masadaki sahte evrakları, mührü, vişneçürüğü dosyayı ve cep telefonlarını delil poşetlerine koymadan önce fotoğrafladı. Şikâyetimiz ve nitelikli dolandırıcılık teşebbüsü alıcının huzurunda suçüstü olarak gerçekleştiği için üç şüpheli de kelepçelenerek adliyeye sevk edildi. Murat polis aracına bindirilmeden önce son bir umutla başını çevirdi: — Zeynep’e onu çok sevdiğimi söyle Elif… — Bir pedagog senin gibi bir babayı görmesinin ona zarar vermeyeceğini onayladığı gün bunu ona kendin söylersin. Ben artık senin işlediğin suçların arkasını toplayacak kadın değilim! O gece köşkün bütün dış kapı kilitlerini değiştirdim. Avukatım Aylin Hanım ceza davasının aile hukuku tedbirlerinin yerini tutmayacağını hatırlattı; ertesi sabah 6284 sayılı Kanun kapsamında derhal koruma kararı çıkarttım ve şiddetli geçimsizlik sebebiyle anlaşmalı olmayan çekişmeli boşanma davası açtım. Zeynep’in geçici velayetini üzerime aldım ve babasıyla kurulacak her türlü kişisel ilişkinin pedagog gözetiminde yapılmasını talep ettim. Mahkemeye hastane epikriz raporunu, zehirlenme tahlillerini, video kayıtlarını ve ceza mahkemesinin derdest dosya numarasını sunduk. Mahkeme babanın şahsi görüş hakkını ilk etapta tamamen askıya aldı; aylar sonra ise yalnızca uzman psikolog eşliğinde görüntülü konuşma hakkı tanıdı. Kızımız için bağlanan nafaka miktarı maaşından icra yoluyla doğrudan kesilmeye başlandı. Adli tıp ve kriminal polis laboratuvarında yapılan incelemelerde evraklardaki parmak izlerinin bize ait olduğu, ancak bu izlerin matbu belgelere biz baygın ve hareketsizken zorla bastırıldığı raporlandı. Noterlik dairesi böyle bir vekâletnamenin asla kayıtlara girmediğini tescilledi; kullanılan mührün ise yıllar öncesine ait sahte bir kopya olduğu anlaşıldı. Bilgisayar ve banka hesap hareketleri incelemesinde alınan kaporanın bir kısmının Murat’ın kumar borçlarına, bir kısmının Canan’ın alacaklılarına gittiği, yetmiş bin lirasının da sahte kâtibe aktarıldığı ispatlandı. Sahtekârlık tapu siciline tescil edilmeden önlenmiş oldu. Arista Gayrimenkul bloke konulan hesaplar sayesinde verdiği ön ödemenin büyük kısmını kurtardı ve kalan zararı için ceza davasına müdahil oldu. Anneannemle ben köşkteki mülkiyet hakkımızı koruduk; e-Devlet tapu kütüğü uyarısını kalıcı olarak aktif tuttuk ve tüm mülk evraklarımızın asıllarını güvenilir bir noterin emanet kasasına teslim ettik. Murat, ceza mahkemesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için suçunu itiraf etti. Sabıkasız oluşu cezasında indirim sağlasa da eşe ve yaşlıya karşı kasten uyuşturucu madde vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık teşebbüsü suçlarından hapis cezasına çarptırıldı; ayrıca anneannemin ve köşkün çevresine yaklaşması süresiz olarak yasaklandı. Canan ve sahte kâtip Baeza ise suçlamaları reddederek yargılandılar. İkisi de resmi belgede sahtecilik ve organize dolandırıcılıktan ağır hapis cezalarına mahkûm edildiler. Canan alacaklılarından gizlediği şahsi dairesini haciz yoluyla kaybetti; sabıkalı kâtip ise adli mercilerle bağlantılı herhangi bir işte çalışma hakkından tamamen menedildi. Boşanma davamız tam on dört ay sonra kesinleşti. Murat atölyemin kasasından çektiği her kuruşu mahkeme tutanağıyla borç olarak kabul etti ve Zeynep’in velayeti tamamen bende kaldı. Bütün görüşmeler çocuk teslim merkezlerinde ve mahkemenin belirlediği sıkı kurallar çerçevesinde gerçekleşti. Bir çocuk psikoloğunun rehberliğinde kızıma babasının çok büyük hatalar yaptığını ve yetişkinlerin hatalarının bedelini ödemesi gerektiğini anlattım. Kızımdan babasından nefret etmesini istemediğim gibi onu hemen affetmesini de beklemedim. Bir yılın sonunda Zeynep babasını çocuk teslim merkezinde ayda bir kez görmeyi kabul etti; kızım ne zaman “gitmek istiyorum” dese görüşme o an sona erdi. Anneannem aylar sonra yatak odasının kapısının arkasına sandalye dayayarak uyumayı nihayet bıraktı. O küçük seramik kuşu kitaplıkta tutmaya devam etti ama içindeki gizli kamerayı bir daha hiç çalıştırmadı. Kendi evimizi korkuların inşa ettiği bir açık cezaevine dönüştürmek istemediğini söylüyordu. Atölyemin geçmişe dönük bütün faturalarını didik didik inceledim, gerçek kumaş toptancılarımla tek tek masaya oturdum. O zorlu dava sürecinde bazı müşterilerimi kaybetsem de dolandırılmaktan son anda kurtulan Selim Bey, kızının özel tasarım gelinliğini atölyeme sipariş etti ve beni bütün çevresine tavsiye etti. Zamanla yanıma iki usta terzi daha aldım ve kocamın evdeki o karanlık çalışma odasını ışıl ışıl, ferah bir gelinlik prova odasına çevirdim. O kâbus dolu günden iki yıl sonra köşkümüzün boruları hâlâ bazen su sızdırıyor, arka bahçesi ise sürekli bakım istiyor. Ama artık o eve dokunulmaz, kutsal bir mazi kalıntısı gözüyle bakmıyorum. Anneannemle birlikte güvendiğimiz bir noterin huzuruna çıkıp resmi bir paylı mülkiyet sözleşmesi imzaladık ve geleceğe dair vasiyetlerimizi resmiyete döktük. Eğer bir gün bu evi satacak olursak, bu karar ikimizin aklı başındayken, kimseden korkmadan ve gerçek bir hukukçunun masasında otururken alınacak. Geçen hafta sakin bir ikindi vakti ikimize taze bir filtre kahve yaptım; Emine Anneannem gözlerimin önünde kapağı emniyetli yeni bir bal kavanozunu açtı. — İstersen önce ben bir tadına bakayım ha, ne dersin? diyerek göz kırptı. — Gerek yok anneanne, dedim gülümseyerek. — Sen asıl şu hafta sonu teslim edeceğimiz gelinliğin duvak dantellerini seçmeme yardım et. Tam o sırada Zeynep okuldan neşeyle içeri girdi, çantasını salon sandalyesine fırlatıp evin içindeki o taze ütülenmiş kumaş ve buhar kokusundan her zamanki gibi şikâyet etti. Evdeki hayat son derece sade, telaşsız ve kendi gürültüsüyle akıp gidiyordu. Uzun süre boyunca içimdeki huzuru yeniden kazanmanın her şeyi tamamen unutmak olduğunu sanmıştım. Oysa gerçek huzur, hiçbir şey olmamış gibi sahte bir hayat yaşamayı reddedebilmekmiş. Evliliğimi kurtaramadım; ama bir ihanet ne kadar tatlı sözlerle, özürlerle ve beni sevdiğini iddia eden bir sesle gelirse gelsin, onu daha ilk bakışta tanıma dirayetimi kurtardım. Ve en önemlisi, ailemi korumanın yolunun ne pahasına olursa olsun bir arada kalmak değil, korkunun ve suçluluk duygusunun bizim adımıza kararlar almasına asla izin vermemek olduğunu çok acı bir tecrübeyle öğrendim. Peki siz olsaydınız, bu denli planlı ve canınıza kasteden bir ihanetin ardından o adamın hayatınızda tek bir kelimeyle bile yer almasına izin verir miydiniz?