Ellerim titriyor şu an Bunu yazarken midem bulanıyor

Selin beni yerden kaldırdı. Yüzümü yıkadı. “Elif, beni dinle” dedi. “Ağlamayı bırak ve dinle.” “Şimdi ne yapmam lazım?” dedim. “Önce hastaneye gel.” “Pelvik kemiklerini kontrol etmem lazım.” “Kalıcı hasar olup olmadığını görmem lazım.” “Sonra karar verirsin.” “Ama bir şeyi bil:” “Eve gidip hiçbir şey belli etme.” “Kerem’e bir şey söyleme.” “Hacer Hanım’a da.” “Önce kanıt topla.” “Sonra hesabını sor.” Başımı salladım. Gözlerimi sildim. Aynaya baktım. Orada gördüğüm kadın… Beş dakika önceki kadın değildi. Beş dakika önce dünyanın en şanslı kadınıydım. Şimdi? Şimdi yedi yıldır aldatılmış, kullanılmış, bedeni habersiz değiştirilmiş bir kadındım. Ve içimde bir ateş yanmaya başlamıştı.Restorandan çıktım. Kerem arabanın yanında bekliyordu. Gülümsedi. “Nasıldı buluşma?” “Güzeldi” dedim. Sesim titremesin diye dudaklarımı ısırdım. “İyi misin?” dedi. “Yüzün biraz solgun.” “İyiyim” dedim. “Biraz yoruldum.” Arabaya bindim. Kerem elimi tuttu. “Yarın Cuma” dedi. “Sana güzel bir banyo hazırlayacağım.” İçim bulandı. Ama gülümsedim. “Tamam canım” dedim. Ve o an içimden bir şey yemin etti: Bu Cuma son Cuman olacak, Kerem. Pazartesi günü hastaneye gittim. Selin beni muayene etti. Sonuçlar geldiğinde Selin’in elleri titriyordu. “Elif” dedi. “Pelvik kemiklerin normalden 2.3 santimetre daha açık.” “Bu doğal değil.” “Yedi yıllık sistematik baskının sonucu.” “Ve pelvik taban kasların ciddi şekilde zayıflamış.” “İdrar kaçırma, kronik bel ağrısı, cinsel fonksiyon bozukluğu…” “Bunların hepsi ileride seni bekliyor.”
Copyright © 2015. All Rights Reserved.