Eşim, ikiz kızlarımızı doğumdan hemen sonra terk etti
“Evet… sizin için yeni bir hayat…” Elif güldü ama bu neşeli bir gülüş değildi. “Biz zaten bir hayat kurduk.” Zeynep ekledi: “Ve o hayatın içinde sen yoktun.” O anda Ceyda’nın elindeki kutular hafifçe düştü. İçindeki zarif bileklikler yere saçıldı. Parıltıları sahne ışıklarında kısa bir an parladı, sonra sıradanlaştı. Ceyda bir şey söylemeye çalıştı ama sesi çıkmadı. Elif son kez kalabalığa döndü. “Bugün burada bir şey öğrendik,” dedi. “Biyoloji, aileyi tanımlamaz.” Zeynep devam etti: “Seçim tanımlar.” İkisi aynı anda sahnenin kenarına baktı. Bana. O an ayağa kalktım. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Hazırlanmış bir konuşma yoktu. Ama gerek de yoktu. Elif mikrofonu sahne görevlisine bıraktı ve ilk kez yüksek sesle konuştu: “Biz zaten ailemizi seçtik.” Zeynep başını salladı. “Ve o burada.” İkisi birlikte sahneden indi. Salonda kimse alkışlamadı. Kimse kıpırdamadı. Sadece izlediler. Ben ayağa kalktığımda Elif ve Zeynep bana doğru yürüdü. Aramızda birkaç metre vardı. Zeynep ilk konuştu: “Bizi terk edilmekten sen kurtarmadın.” Elif ekledi: “Bizi sen seçtin.” Sonra ikisi aynı anda bana sarıldı. O an salondaki 300 kişi hâlâ sessizdi. Ceyda sahnede tek başına kalmıştı. Elinde hiçbir şey yoktu. Sadece geçmişi. Ve ilk kez, hiçbir hikâye anlatmadan orada öylece durdu. O gün mezuniyet töreni bitmedi. Sadece iki kız, gerçek ailelerini seçti.