Gelinim Emine, neredeyse iki yıldır ailemizin bir parçasıydı
Gelinim Emine, neredeyse iki yıldır ailemizin bir parçasıydı, ama onunla ilgili asla anlayamadığım bir şey vardı. Nereye gidersek gidelim, her zaman kapalı giyinirdi. Yaz pikniklerinde uzun kollu, aile yemeklerinde yüksek yakalı bluzlar. İlk başta kibar olmaya çalıştım. Belki de sadece mütevazıydı. Belki de beni ilgilendirmiyordu. Ama bir süre sonra, ne kadar garip olduğunu görmezden gelemedim. Kolu biraz bile kaydığında, hemen aşağı çekiyordu. Oğlum bunun tamamen normalmiş gibi davranıyordu. Her ne zaman bu konuyu açsam, sadece "Anne, lütfen. Bırak onu." diyordu. Ama ben bırakamıyordum. Çünkü bir kadın ellerini ve sırtını bu kadar dikkatlice saklıyorsa, bir şey saklıyordur. Ve oğlum onu ne kadar savunduysa, midem o kadar bulanıyordu. Hepimiz plaj tatiline gittiğimizde, sonunda gerçeğin ortaya çıkacağını düşündüm. Herkes mayolarını giyip suya doğru koştu. Emine hariç. O, şemsiyenin altında kocaman bir havluya sarılmış, güneş gözlüklerini takmış, neredeyse hiç sayfa çevirmeden kitap okuyormuş gibi yapıyordu. Onu neredeyse bir saat boyunca izledim, sonra patladım. "Emine," dedim tatlı bir ses tonuyla, "yüzmeye gitmiyor musun?" "Hayır, teşekkür ederim," dedi sessizce. İşte bu kadardı. Bu küçücük cevap kanımı kaynattı. "Buraya kadar senin burada sarınıp oturman için gelmedik," dedim. "Ne saklıyorsun Emine?" Yüzü bembeyaz oldu. Oğlum ayağa kalktı. "Anne! Yeter artık." Ama Emine çoktan ayağa kalkmış, havluyu sıkıca kendine sarmıştı. "Odaya geri dönüyorum," diye fısıldadı. Yanımdan hızla geçmeye çalıştı ve bana ne oldu bilmiyorum. Belki öfke. Belki merak. Belki de sonunda haklı olduğumu kanıtlamak üzere olduğum o çirkin his. Ayağımı biraz kaydırdım. Havlusunun kenarı sandaletimin altına takıldı. Emine bir adım daha attı ve havlu omuzlarından kayıp gitti. Yakalamaya çalışarak nefes nefese kaldı ama çok geçti. Sonunda mayoyla zar zor örtülmüş çıplak sırtını görünce ağzım açık kaldı. Sırtının neredeyse tamamı yanık izleriyle kaplıydı. Eski, derin ve düzensiz izler... Bazıları omuzlarından beline kadar uzanıyordu. Bazılarıysa sanki yıllar önce açılmış yaraların bıraktığı acı hatıralar gibiydi. Bir an herkes sustu. Dalgaların sesi bile uzaklardan geliyormuş gibi hissediliyordu. Emine gözlerini kapattı. Yüzünden süzülen yaşları görünce içimdeki bütün öfke yok oldu. Oğlum hızla yanına koşup havluyu omuzlarına örttü.