GENÇ BİR KADINI HİÇBİR SEBEP GÖSTERMEDEN
"İki arkadaşımızın silahlarını ve görev ekipmanlarını usulüne uygun şekilde teslim alın. Haklarında gerekli işlemler başlatılacak." İlk polis çaresizce Ceylin'e baktı. "Ne olur! Hayatımızı mahvetmeyin!" Ceylin cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi. "Ben sizin hayatınızı mahvetmiyorum. Siz kendi yaptığınız tercihlerin sonuçlarıyla karşılaşıyorsunuz." Olay yerinde tutanak tutulduktan sonra Ceylin, soruşturmayı yürüten ekiple birlikte emniyet müdürlüğüne gitti. Fakat asıl şaşırtıcı gelişme orada yaşandı. İki polisin önceki görev kayıtları incelendiğinde, aynı güzergahta son üç ay içerisinde onlarca aracı durdurdukları ortaya çıktı. Dahası, daha önce şikâyette bulunan yaşlı bir kadının dosyası yeniden açıldı. Kadının adı Neriman'dı. Altmış sekiz yaşındaki Neriman, hasta eşini hastaneye götürürken aynı iki polis tarafından durdurulduğunu iddia etmişti. Kadının anlatımına göre polisler, işlemlerin uzun süreceğini söyleyerek kendisini korkutmuş ve para vermeye zorlamıştı. Neriman o gün yanında bulunan paranın büyük bölümünü kaybetmişti. Ceylin dosyayı okurken gözleri doldu. Çünkü Neriman'ın ifadesindeki son cümle yüreğine dokunmuştu. "Ben paramın peşinde değilim. Sadece başka bir yaşlı kadının aynı korkuyu yaşamasını istemiyorum." Ceylin, Neriman'la bizzat görüşmeye karar verdi. Yaşlı kadın emniyet müdürlüğüne geldiğinde karşısında genç başmüfettişi görünce şaşırdı. "Ben artık kimsenin bana inanmayacağını düşünüyordum kızım." Ceylin onun ellerini tuttu. "Size inanılması için karşınızdaki insanın önemli bir görevde olması gerekmiyor. Her vatandaşın şikâyeti aynı ciddiyetle değerlendirilmek zorunda." Yürütülen soruşturmada kamera kayıtları, görev çizelgeleri ve yeniden alınan tanık ifadeleri bir araya getirildi. İki polis hakkında hem adli hem de idari süreç başlatıldı. Aylar süren yargılama sonucunda, elde edilen delillerle doğrulanan eylemleri nedeniyle iki polis mahkûm edildi ve meslekten çıkarıldı. Ceylin ise o olaydan sonra çalışma masasının üzerine küçük bir fotoğraf yerleştirdi. Fotoğrafta Neriman, hastalığından iyileşen eşiyle birlikte gülümsüyordu. Arkasında yaşlı kadının el yazısıyla yazılmış bir not vardı: "Sevgili Ceylin, bana yalnızca hakkımı geri vermedin. Yıllardır kaybettiğim güvenimi de geri kazandırdın." Ceylin o notu her sabah okuyordu. Çünkü o gün, yol kenarında elleri kelepçeliyken sorduğu sorunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamıştı. "Beni tanısaydınız ne olacaktı?" Artık bu sorunun cevabını çok iyi biliyordu. İnsanların adalet görebilmek için güçlü, zengin veya önemli biri olduğunu kanıtlamak zorunda kaldığı bir yerde gerçek adaletten söz edilemezdi. Çünkü adalet, bir insanın cebinden çıkan kimliğe göre değil, yalnızca insan olduğu için sahip olduğu haklara göre uygulanmalıydı.