Kapı ana giriş kapısı yavaşça açıldı

Mert bembeyaz oldu. — Bunun konuyla ilgisi yok. Ben ona baktım. — Hangi kredi? Dişlerini sıktı. — Eski şeyler. Büyükannem başka bir dosya açtı. — Çok da eski değil. Sekiz ay önce Elif’i kefil yaparak şirket borcunu yeniden yapılandırmaya çalıştınız. İçim buz kesti. — Ne? Mert bana döndü. — Öyle değildi. — Beni imzaya mı götürecektin? Bir sabahı hatırladım. Bana “evle ilgili evraklar güncellenecek” demişti. Hastaydım. Büyükannem arayıp nereye gittiğimizi sormuştu. Sonra Mert’in telefonu çalmış, görüşme iptal olmuştu. Hiç düşünmemiştim. Ta ki şimdiye kadar. — Beni kefil yapacaktın — diye fısıldadım. — Geçiciydi. — Bana söylemeden. — Seni üzmek istemedim. Büyükannem hafifçe güldü. — Ne kadar düşünceli. Fatma araya girdi. — Oğlum sadece eşinin yaşam standardını korumaya çalıştı. O anda güldüm. Güzel bir gülüş değil. Kırılmış bir gülüş. — Yaşam standardım mı? Siz beni hep Mert’in lütfuyla yaşayan biri gibi gördünüz. Şimdi de onun beni ayakta tutmak için benim imzamı kullandığı mı çıkıyor? Mert bana yaklaştı. — Elif, bunu herkesin içinde yapma. — Herkes dediğin kim? Büyükannem, avukat ve senin annen mi? Asıl aşağılanmayı ben yaşadım. Sesim titremedi. Bu beni bile şaşırttı. Fatma çantasını aldı. — Mert, gidelim. Kendi kendine iş adamcılığı oynasın. Batınca geri gelir. Büyükannem parmağını kaldırdı. — Bir dakika. Kimse ikinci kısmı duymadan çıkmıyor. Mert durdu. Ben de. Tabletli kadın masaya yaklaştı. — Ben İrem Selçuk, Boğaz Grand Oteli finans direktörüyüm. Ayşe Hanım, Elif’e yakın bazı kişilere ilişkin gizli bir inceleme yapılmasını istedi. Mert yutkundu. Fatma çantasını daha sıkı tuttu. Büyükannem hâlâ gülümsüyordu. Ama artık anladım. Bu bir huzur gülüşü değildi. Sabırlı bir avcının gülüşüydü. İrem ekrana dokundu. — Son altı ay içinde otelin yönetimini devralmak üzere üç farklı teklif geldi. Farklı şirketlerden görünse de hepsinin dolaylı tek bir yararlanıcısı vardı. Avukat Demir dosyayı Mert’in önüne koydu. — Siz. Mert’in yüzü boşaldı. — Saçmalık bu. İrem devam etti: — Bu şirketlerden biri, anneniz Fatma Hanım ile bağlantılı bir hukuk bürosu üzerinden kurulmuş. Plan; mevcut yönetimi değiştirmek, bazı hizmetleri dış kaynaklara vermek, iki ek binayı satmak ve gelirleri farklı bir yönetim şirketine aktarmaktı. Fatma göz kırpmadı. Ben Mert’e baktım. — Otel bana verilmeden önce mi almak istiyordunuz? Ağzını açtı. Hiçbir şey çıkmadı. Büyükannem cevap verdi: — Evet. O yüzden hediyeyi erkene çektim. Zemin eğildi gibi hissettim. — Biliyordun… — Bir yıldır. — Ve bana söylemedin mi? Yüzü değişti. İlk kez onda acı gördüm. — Çünkü kendi gözlerinle görmeni istedim Elif. Sana söyleseydim inanmazdın. Abarttığımı düşünürdün. Yaşlıyım, evhamlıyım sanırdın. Ve haklıydı. Ben inanmazdım. Mert’i savunurdum.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.