KAYINVALİDEMİN EVİNDE NE ZAMAN AİLE YEMEĞİNE GİTSEK
“Ama onların bilmediği bir şey vardı. O gece odadaki tek tuzak benim için kurulmamıştı. Ben de onlar için bir tuzak hazırlamıştım.” Yatağın üzerinde gözlerimi kapalı tutarken kalbimin atışını onların duyacağından korkuyordum. Rauf Bey yatağın yanına yaklaştı. Elindeki dosyayı komodinin üzerine bıraktığını duydum. Kâğıtların hışırtısı bile o sessizlikte kulağıma çok yüksek geliyordu.“İmzayı nereye atacağını göster,” dedi Koral’a. Koral dosyayı açtı. “Buraya ve ikinci sayfanın altına.” Vedat alçak sesle güldü. “Bu halde düzgün imza atabilecek mi?” Rauf Bey hiç tereddüt etmeden cevap verdi. “Daha önce de yaptık.” O iki kelime mideme yumruk yemişim gibi hissettirdi. Daha önce de yaptık. Demek önceki bayılmalarım yalnızca hazırlık değildi. Benim adıma daha önce de bir şeyler imzalamışlardı. Koral kolumu tuttu. Elime bir kalem sıkıştırdı. Gözlerimi açmamak için bütün gücümü kullandım. “Parmaklarını oynat,” dedi Rauf. Koral sinirli bir sesle, “Biraz bekle. Doz fazla geldiyse hiç hareket ettiremeyebilir.” Tam o sırada aşağı kattan Meral’in sesi duyuldu. “Koral!” Üçü birden durdu. “Ne var?” diye bağırdı Koral. “Birisi kapıya geldi.” Odada kısa bir sessizlik oldu. Rauf homurdandı. “Bu saatte kim olacak?” Ben ise içimden saniyeleri saymaya başladım. Kapıya gelen kişinin kim olduğunu biliyordum. İki gün önce yaşadığım her şeyi üniversiteden arkadaşım olan avukat Pınar’a anlatmıştım. İlk başta bana inanmakta zorlanmıştı. Fakat ona bulut hesabımdaki fotoğrafı, bileğimdeki silinmiş işareti ve Koral’ın beni gizlice çektiğini anlattığımda yüzü değişmişti. Bana tek bir şey söylemişti: “Bir daha o eve yalnız girme.” Planı birlikte hazırlamıştık. Ses kayıt cihazı çantamdaydı. Gizli kamera odadaydı. Ama en önemlisi telefonum değildi. Çünkü onların telefonumu devre dışı bırakacağını tahmin etmiştik. Küçük bir konum ve ses iletim cihazını montumun iç astarına dikmiştik. Akşam saat sekizde benden haber alamazsa Pınar polisi arayacaktı. Saat kaçtı bilmiyordum. Ama kapı çalmıştı. Bu, planın çalıştığı anlamına gelebilirdi. Rauf dosyayı kapattı. “Vedat, aşağı in. Kim olduğuna bak.” Vedat odadan çıktı. Ben hâlâ kıpırdamıyordum. Koral yanıma eğildi. Yüzünü hissedebileceğim kadar yakındı. “Selin?” Ses vermedim. “Selin, beni duyuyor musun?” Cevap vermedim. Sonra yanağıma hafifçe vurdu. İçimde yükselen öfkeyi bastırdım. Üç yıldır aynı yatağı paylaştığım adamın gerçek yüzü birkaç santimetre ötemdeydi. Aşağıdan birden yüksek sesler duyuldu. “Polis! Kapıyı açın!” Koral’ın eli bir anda yanağımdan çekildi. Rauf küfretti. “Ne yaptın sen?” “Ben hiçbir şey yapmadım!” Ayak sesleri merdivenlere yönelirken Koral paniğe kapıldı. “Baba, kamera!” Rauf USB adaptörüne baktı. Bir anlığına göz göze geldik. Çünkü artık gözlerimi açmıştım.