Kayınvalidemin Şişen Karnının Ardındaki Gerçek
Harun telefonu elinden düşürecek gibi oldu. Ben ise birkaç saniye boyunca ekrana bakmayı bile sürdüremedim. Kaydın devamında Şevket, Nesrin’in önündeki ilacı vermesi gereken kutuyu çekmeceye geri itiyor, sonra küçük bir kağıdı cebine koyuyordu. Ardından yatağın kenarına eğilip alçak ama buz gibi bir sesle, “Biraz daha sessiz olursan hepimiz için kolaylaşır,” diyordu. Sonra telefonunu çıkarıyor, odadan çıkmadan hemen önce birine mesaj atıyordu. Ekranı seçemiyorduk ama kimle yazıştığını tahmin etmek zor değildi. “Ambulansı şimdi ara,” dedim. Harun bu kez itiraz etmedi. Parmakları titreyerek acil hattı aradı. Ben Nesrin’in yanına çöktüm, elini tuttum ve sakin bir sesle yardımın yolda olduğunu söyledim. O sırada Şevket odasından fırlayıp geldi. Harun’u telefonda görünce yüzü bembeyaz kesildi.“Ne yaptın sen?” diye bağırdı. “Anne nefes alamıyor,” dedi Harun. “Doktor görecek.” Şevket telefonu kapatmaya çalışacak gibi bir adım attı ama ilk kez Harun babasının önüne geçti. “Yaklaşma.” Sesi öfkeyle değil, kararlılıkla çıkmıştı. “Bu kez seni dinlemeyeceğim.”Birkaç dakika sonra görevliler geldiğinde evdeki gerginlik elle tutulur hâle gelmişti. Ben kısa ve net konuşmaya çalıştım: karın şişliği, nefes darlığı, etiketsiz paketler, son günlerde kötüleşme. Harun da telefonu gösterip görüntülerin saklandığını söyledi. Görevliler Nesrin’i dikkatle hazırlarken Şevket sürekli araya girmeye, “Abartıyorlar, bu yaşta olur,” demeye çalıştı. Fakat artık kimse onu merkeze almıyordu.Hastanede bizi hemen ayrı ayrı dinlediler. Nesrin için acil değerlendirme yapıldı. İlk saatlerde hiçbirimiz kesin bir şey bilmiyorduk; doktor sadece bunun hamilelikle ilgili bir durum olmadığını, ciddi bir şişlik ve nefes darlığı nedeni araştırdıklarını söyledi. Daha sonra bir hekim, karındaki aşırı sıvı birikiminin ve genel durumundaki bozulmanın uzun süredir ihmal edilmiş bir sağlık sorununun ağırlaşmasıyla ilişkili göründüğünü anlattı. Bir başka önemli mesele de, evde verilen bazı şeylerin ve düzenli kullanması gereken bakım planının kayıtlarla uyuşmamasıydı. Bu sözler bile içimi ürpertmeye yetti. Bir sosyal hizmet uzmanı odanın dışındaki küçük görüşme alanına bizi aldı. Ona kameradaki görüntüleri gösterdik. Videoyu dikkatle izledi, ardından hastanenin yetişkin koruma ekibine ve güvenlik birimine haber verildiğini söyledi. “Şu an öncelik, hastanın güvenliği,” dedi. “Ayrıca doktorlar adli bildirim gerekip gerekmediğini değerlendirecek.” Bu cümle bana ilk kez biraz nefes aldırdı. Çünkü ne Harun ne ben kendi kendimize hüküm vermek istemiyorduk; sadece Nesrin’in korunmasını istiyorduk. Şevket hastaneye geldiğinde, onu doğrudan Nesrin’in yanına almadılar. Önce ayrı bir odada görüşme yapıldı. Çok öfkeli olduğunu koridordan bile anlayabiliyordum. Harun’un yüzü kireç gibi olmuştu. Sandalyeye oturmuş, iki elini başının arasına almıştı. “Bunu nasıl görmedim?” diye fısıldadı. Yanına oturdum. “Gördün,” dedim. “Annen ağlıyordu, sen kamerayı bu yüzden yerleştirdin. Belki daha önce adını koyamadın ama bir şeylerin yanlış olduğunu hissettin.” “Babam anneme bunu nasıl yapar?”