KIZIMI KAYBETTİKTEN SONRA TAM 7 YIL BOYUNCA
Damadımın o binada ne yaptığını ve yedi yıl önce öldüğünü sandığım kişinin kim olduğunu öğrendiğimde dizlerimin bağı çözüldü. Çünkü kızımın geçirdiği kazayla ilgili bize anlatılanların ardında çok daha büyük bir sır saklanıyormuş! Arabamın içinde nefesimi tutmuş, yolun karşısındaki kadına bakıyordum. Yüzü, saçları ve yürüyüşü yıllar önce kaybettiğim kızım İpek'e öylesine benziyordu ki kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Damadım Baran kadına sarıldıktan sonra çantasından bir zarf çıkarıp ona uzattı. Kadın zarfı açıp içindeki paraları saymaya başladı. Artık daha fazla dayanamadım. Arabamdan inerek yolun karşısına geçtim. "İPEK!" Kadın başını kaldırdı. Yüzündeki ifadeyi gördüğümde olduğum yerde durdum. Gözleri büyümüş, dudakları titremeye başlamıştı. Baran ise beni görünce bembeyaz kesildi. "Baba! Senin burada ne işin var?" Onu duymuyordum bile. Gözlerim yalnızca kadındaydı. "İpek, kızım! Sen misin?" Kadın birkaç adım geriledi. Ardından gözyaşları içinde bana doğru koştu. "BABA!" Boynuma sarıldığında dizlerimin bağı çözüldü. Yedi yıldır mezarına gidip ağladığım kızım karşımdaydı! Saçlarını okşadım, yüzüne dokundum. Rüya görmediğimden emin olmak istiyordum. "Sen yaşıyor musun? Bize öldüğünü söylediler! Annen senin acından öldü!" Annesinin adını duyunca İpek'in yüzü değişti. Ağlayarak yere çöktü. "Anne... Anneme ne oldu?" O an korkunç bir gerçeği fark ettim. Kızım, annesinin ölümünden bile habersizdi! Baran yanımıza yaklaşarak beni sakinleştirmeye çalıştı. "Baba, her şeyi açıklayabilirim!" Öfkeyle yakasına yapıştım. "YEDİ YIL! Tam yedi yıl boyunca kızımın öldüğüne inandım! Sen nasıl bir insansın?" Baran çevresine bakınarak sesini alçalttı. "Lütfen burada konuşmayalım. İpek'in durumunu bilmiyorsun!" Kızımın kolundan tutup onu arabaya götürmek istedim. Ancak İpek korkuyla geri çekildi. "Baba, Ada nerede?" "Torunum evinde! Senin öldüğünü sanıyor!" İpek hıçkırarak ağlamaya başladı. Baran'ın koluma dokunmasıyla kendimi kaybettim.