Kocamın Hastane Odasında Karısı Vardı

Küçük cam pencereden içeri baktığımda… Hayatım boyunca unutamayacağım bir manzarayla karşılaştım. Yatakta yatan kişi eşim Murat'tı. Yüzü solgundu. Alnında beyaz bir bandaj vardı. Göğsüne bağlı kablolar monitörlere uzanıyordu. Ama beni olduğum yere çivileyen şey kaza değildi. Yanında oturan kadındı. Koyu kahverengi saçlarını ensesinde toplamıştı. Üzerinde pahalı ama sade bir trençkot vardı. Bir eli Murat'ın elini tutuyor, diğer eli ise yanında duran küçük bir çocuğun omzunu okşuyordu. Çocuk en fazla beş yaşındaydı. Murat'ın çocukluk fotoğraflarındaki gamzeye sahipti. Aynı çene. Aynı bakış. Kadın eğildi. Murat'ın alnına dokundu. Ve fısıldadı: "Dayan aşkım... Ben buradayım. Biz buradayız." Biz... O tek kelime boğazıma düğümlendi. Hemşire arkamda sessizce bekliyordu. "Bayan Demir..." dedi yumuşak bir sesle. Elimi kaldırdım. "Lütfen hiçbir şey söylemeyin." Çünkü o anda duyacağım her sözün beni biraz daha parçalayacağını biliyordum. İçeri girmedim. Bağırmadım. Kadına saldırmadım. Ağlamadım. Sadece telefonumu çıkardım. Ve fotoğraf çektim. Bir tane. Sonra bir tane daha. Kadının yüzü. Çocuğun yüzü. Murat'ın elini tutuşu. Kapıdaki hasta etiketi. Saat. Tarih. Her şey. Çünkü ben bir boşanma avukatıydım. Ve mesleğim bana korkunç bir alışkanlık kazandırmıştı: Kalbin kırılırken bile delil toplamayı... Hemşireye döndüm. "Beni arayan siz miydiniz?" Başını salladı. "Hayır. Acil servis görevlilerinden biri aramış olmalı." "Peki içerideki kadın kim?" Hemşire dosyaya baktı. "Kendini hastanın eşi olarak tanıttı." Acı bir gülümseme dudaklarıma yerleşti. "Elbette..." O gece hastaneden çıktığımda yağmur yağıyordu. Arabaya bindim. Kapıyı kapattım. Ve ilk kez titremeye başladım. Çünkü yedi yıllık evliliğimin aslında büyük bir yalandan ibaret olduğunu yeni öğrenmiştim. Murat Demir... Benim kocam... Benden habersiz ikinci bir hayat kurmuştu.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.