Kocasına Ofiste Sürpriz Yapmaya Gitti
Ama aynı yalanın iki ayrı kıyısında durmuş iki kadın olarak, ilk kez aynı adamın gölgesinden çıkmaya çalışıyorlardı. O gün şirketten birlikte indiler. Aşağıda kızlar annelerini bekliyordu. Küçük olan ağlamıştı. Aslı kızlarını alıp çıktı. Gitmeden önce Meryem’e döndü. “Seninle konuşmamız gerekecek.” Meryem başını salladı. “Evet. Ama bugün değil.” Aslı anladı. Meryem pastayı resepsiyonda bıraktı. Güvenlik görevlisi mahcup şekilde baktı. “Hanımefendi… ben gerçekten bilmiyordum.” “Biliyorum,” dedi Meryem. “Bugün kimse hiçbir şeyi bilmiyormuş zaten.” Dışarı çıktığında hava soğumuştu. Çiçekleri çöpe atmadı. Bir bankın üzerine bıraktı. Belki birisi alırdı. Belki solardı. Meryem için fark etmiyordu. O çiçekler artık bir yıl dönümüne değil, bitmiş bir yalana aitti. Eve gittiğinde ilk yaptığı şey dolabın alt çekmecesini açmak oldu. Sinan’ın eski dosyalarını çıkardı. Faturalar. Banka dekontları. Ona gönderdiği küçük para transferleri. “Bu ay şirkette sıkıştım” dediği zamanlarda verdiği borçlar. Annesinden kalan ziynetlerin bozdurulduğu kuyumcu fişleri. Hepsi yıllardır dağınık duruyordu. O gece ilk kez onları bir dosyaya koydu. Ertesi sabah avukata gitti. Avukat kadın dosyayı dinledikten sonra uzun süre sessiz kaldı. “Bu sadece aldatma değil,” dedi. “Mal varlığı gizleme, evlilik birliği içinde ekonomik istismar, çift hayat… Hepsi incelenecek.” “Ben bunu kanıtlayabilir miyim?” “Başlayacağız.” O başlangıç kolay olmadı. Sinan ilk hafta eve geldi. Kapıda bekledi. “Meryem, konuşalım.” Kapıyı açmadı. Mesaj attı: “Sen benim hayatımı yok ediyorsun.”