OĞLUM, 5 YAŞINDAKİ KIZ KARDEŞİNİ KURTARMAK İÇİN
“Allah'ım…” diye fısıldadım. “Bu… bu nasıl mümkün olabilir?” Kapının önünde duran adam cevap vermedi. Sadece bana baktı. On üç yıl önce hastane koridorlarında gördüğüm o yüz, yıllar yüzünden yaşlanmıştı. Saçlarına aklar düşmüş, gözlerinin çevresindeki çizgiler derinleşmişti. Ama yine de onu tanımamam mümkün değildi. Karşımda, çocuklarımın babası Ercan duruyordu. İdil hastalandığında bizi çoktan terk etmiş olan, telefonlarıma cevap vermeyen, kızının ölümle yaşam arasında gidip geldiğini bile bile ortadan kaybolan adam… Bir anda içimde on üç yıldır gömdüğümü sandığım bütün öfke yeniden ayağa kalktı. “Senin burada ne işin var?” Ercan'ın dudakları titredi. “İçeri girmem gerekiyor.” “Hayır.” Kapıyı yüzüne kapatmak istedim ama elini araya koydu. “Ne olur. Bu gece gelmem gerektiğini Alaz istedi.” Oğlumun adını onun ağzından duyduğum anda donup kaldım. “Alaz öldü.” “Biliyorum.” “Sen nereden biliyorsun? Cenazesine bile gelmedin.” Ercan başını eğdi. “Çünkü gelemezdim.” Tam o sırada arkamdan İdil'in sesi duyuldu. “Anne?” Döndüğümde kızım elinde doğum günü kartıyla koridorun ucunda duruyordu. Ercan'ı görünce birkaç saniye sessiz kaldı. Onu tanımıyordu. Ben yıllar boyunca kızımı babasının fotoğraflarından bile uzak tutmuştum. Çünkü ona anlatabileceğim iyi bir baba hikâyesi yoktu. “Bu adam kim?” Boğazımdaki düğümü güçlükle yuttum. “Baban.” İdil'in yüzündeki ifade değişti. Önce şaşkınlık, ardından öfke… Sonra elindeki karta baktı. “Bunu sen mi gönderdin?” Ercan yavaşça başını salladı. “Evet.” İdil'in gözleri doldu. “Bunu nasıl yaparsın?” “İdil…” “Ağabeyimin ağzından bana mesaj yazmışsın!” Kartı yere fırlattı. “Sen benim bütün hayatım boyunca yoktun. Şimdi on sekizinci yaş günümde çıkıp ağabeyimmiş gibi davranmaya mı karar verdin?” Ercan hiçbir şey söylemeden ceketinin iç cebinden sararmış bir zarf çıkardı. Zarfın üzerinde Alaz'ın el yazısını görür görmez nefesim kesildi. O yazıyı her yerde tanırdım. Çocukken bana bıraktığı küçük notlarda… Doğum günlerimde yazdığı kartlarda… Hastanede bana verdiği son mektupta… Ercan zarfı bana uzattı.