üyükannemin Biriktirdiği Parayı Annem
BÖLÜM 2 Babanın adı Tarık'tı. Annenle evliliği sona erdiğinde seni yanında tutmak için çok mücadele etti. Fakat annen ona korkunç bir yalan söyledi. Senin ağır bir hastalığın olduğunu ve doktorların seni kimseyle görüştürmemelerini istediğini anlattı. O yıllarda baban şehir dışında çalışıyordu. Sana ulaşmaya çalıştığında annen sürekli adres değiştirdi. Daha sonra ona senin başka bir aile tarafından evlat edinildiğini söyledi. Ben gerçeği öğrendiğimde çok geçti. Babanın sana gönderdiği mektupları ve paraları annen yıllarca saklamış.Boğazım düğümlendi. “Büyükannem neden bana anlatmadı?” diye sordum. Fikret Bey derin bir nefes aldı. “Çünkü seni kaybetmekten korkuyordu. Annen geçmişte velayetini almakla tehdit etmiş. Büyükannen de seni koruyabilmek için sessiz kalmış.” “Peki babam şimdi nerede?” Fikret Bey gözlerini indirdi. “Bunu mektubun sonunda öğreneceksin.” Korkuyla son sayfayı açtım. Baban seni aramaktan hiç vazgeçmedi. Yıllar sonra bana ulaşmayı başardı. Ama o sırada sen on yedi yaşındaydın ve hemşirelik okumayı hayal ediyordun.Babanla konuştuğumda senden uzak durmasını istemedim. Yalnızca sana gerçeği benim anlatabilmem için zaman istedim. Ne yazık ki cesaret edemedim. Tarık, üç yıl önce geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti. O an dünya başıma yıkıldı. Hiç tanımadığım babamı ikinci kez kaybetmiştim. İlkinde onun beni terk ettiğine inanmıştım. İkincisinde ise beni ararken öldüğünü öğreniyordum. Mektubun devamında daha da şaşırtıcı bir şey vardı. Baban ölümünden önce sana küçük bir daire bırakmış. Ancak annen bu mirastan haberdar olursa el koymaya çalışacağından korktuğu için gerekli belgeleri Fikret Bey'e teslim etmiş.Benim sana biriktirdiğim para ise ayrı. O parayı hemşire olabilmen için sakladım. Babanın sana bıraktığı evin anahtarı da bu zarfın içindedir. Zarfın dibinde küçük, gümüş renkli bir anahtar vardı. Gözyaşlarımı tutamadım. Büyükannem hayatı boyunca yalnızca beni büyütmemişti. Beni geçmişimin acılarından da korumaya çalışmıştı. Ama zihnimde hâlâ bir soru vardı. “Annem bütün bunları neden yaptı?” Fikret Bey bilgisayarından eski bir dosya açtı. “Çünkü baban boşanırken annenin bazı usulsüzlüklerini öğrenmiş. Annen, senin adına yatırılan paraları kendi harcamaları için kullanmış. Baban bunu ortaya çıkarınca hakkında dava açmaya hazırlanmış.”“Sonra?” “Annen seni babandan uzaklaştırarak onu susturmuş. Sana ulaşabilmek umuduyla uzun süre mücadele etmiş ama başarılı olamamış.” Bütün hayatım boyunca annemin beni istemediğini düşünmüştüm. Şimdi ise babamın beni istediğini, fakat bana ulaşmasının engellendiğini öğreniyordum. Tam o sırada telefonum çaldı. Arayan annemdi. Bu kez sesinde öfke değil, korku vardı. “İdil, konuşmamız gerekiyor.” “Benimle değil, avukatımla konuş.” “Lütfen! Her şeyi açıklayabilirim.”“Babamı da mı açıklayacaksın?” Telefonun diğer ucunda derin bir sessizlik oldu. Sonra annem fısıldadı: “Demek öğrendin.” “Bana neden öldüğünü söylemedin? Neden yıllarca onun beni terk ettiğine inandırdın?” “Sandığın gibi değil.” “Peki nasıl?” Annem ağlamaya başladı. “Beni dinlersen anlayacaksın.” “Yarın Fikret Bey'in ofisine gel. Belgelerle birlikte. Bir daha bana yalan söyleme.”Telefonu kapattım. O gece büyükannemin evinde uyuyamadım. Eski dolabını açtım. Yıllarca giydiği, dirsekleri yamalı kahverengi paltosu hâlâ oradaydı. Cebine elimi soktuğumda katlanmış küçük bir kâğıt buldum. Üzerinde şu cümle yazıyordu: İdil bir gün gerçeği öğrendiğinde beni affetmese bile onu sevdiğimden asla şüphe etmesin. Kâğıdı göğsüme bastırıp saatlerce ağladım. Ertesi sabah annem, Fikret Bey'in ofisine geldi. Yanında teyzem Necla vardı. İkisi de solgun görünüyordu.Annem beni görünce sarılmak istedi. Geri çekildim. “Önce paramı geri istiyorum,” dedim. Annem başını eğdi. “O parayı hemen geri veremem.” “Çünkü yeni arabana ve kızlarının alışverişlerine harcadın.” “İdil, onların da ihtiyaçları vardı.” Bu sözler karşısında kahkaha attım. “Ben büyükannemin hastane masraflarını ödemek için geceleri çalışırken senin kızlarının yeni bilgisayarlara mı ihtiyacı vardı?” Annem cevap veremedi.Fikret Bey önündeki belgeleri masaya koydu. “Sevil Hanım, para çekilirken kullanılan vekâletnamenin kapsamı ve işlemin hukuka uygunluğu inceleniyor. Ayrıca hesap sahibinin sağlık durumuyla ilgili hastane kayıtlarını da talep ettik.” Annemin yüzü bembeyaz kesildi. Teyzem bir anda konuşmaya başladı. “Sevil, artık yeter! Kızından daha fazla saklama.” Annem sertçe ona döndü. “Sus!” Ama teyzem susmadı. “İdil, annen o parayı yalnızca alışveriş için çekmedi.” Şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Ne demek istiyorsun?” Teyzem çantasından kırmızı bir dosya çıkardı. “Annenin yıllardır gizlediği borçları var. Bir kısmını kapatmak için büyükannenin hesabını boşalttı. Ama asıl korktuğu şey bu borçların neden oluştuğunun öğrenilmesi.” Dosyayı açtım. İçinde babamın eski şirketine ait belgeler, banka transferleri ve imzalı sözleşmeler vardı. Fikret Bey belgeleri dikkatle inceledi. Sonra anneme baktı. “Bunları nereden aldınız?” Teyzem titreyen sesiyle cevap verdi. “Sevil'in evinden. Yıllardır saklıyordu.”Belgeler, annemin babamın şirketindeki bazı hesaplara izinsiz erişerek para aktardığı iddiasını destekliyordu. Babam bunu fark etmişti. Annem de açılacak davadan korkarak ondan uzaklaşmış ve beni yanında götürmüştü. Ama benim için kurduğu yalanı zamanla herkesin gerçeği sanmasını sağlamıştı. “Beni neden büyükanneme bıraktın?” diye sordum. Annem ilk kez gözlerime baktı. “Yeni eşim, önceki evliliğimden olan bir çocukla yaşamak istemedi.” Bu cevap bütün hayatım boyunca içimde taşıdığım yarayı yeniden açtı. “Yani beni onun için mi bıraktın?” Annem sessizce başını salladı. “Başka çarem yoktu.” Ayağa kalktım. “Vardı anne. Her zaman başka bir çaren vardı. Ama sen beni seçmedin.” Annem ağlamaya başladı. “Çok pişmanım.” “Pişman olsaydın büyükannem hastanede yatarken hesabındaki parayı çalmazdın.” O an annem ilk kez tamamen sustu. Fikret Bey, elimizdeki belgelerin ilgili makamlara sunulacağını söyledi. Annemden de alınan paranın iadesi için resmi bir ödeme taahhüdü istendi. Annem bir süre direndi. Sonunda arabasını satmayı ve kalan borcu taksitlerle ödemeyi kabul etti.Ama ben biliyordum ki kaybettiklerim yalnızca parayla geri alınamazdı.