AĞIR HASTA KOCAMA BÖBREĞİMİ VERDİM

“Aman Tanrım… Hayır! Adrian, bana bunun gerçek olmadığını söyle!” Vanessa’nın çığlığı koridorda yankılanırken yatağımda doğruldum. Karnımdaki ameliyat kesiği sızlıyordu ama o an acıyı neredeyse hissetmiyordum. Birkaç saniye sonra Adrian’ın odasından bir şeyin yere düştüğünü duydum. Ardından sesi geldi. “Claire! Buraya gel!” Sesindeki öfke, yıllardır alışık olduğum o kendinden emin tondan çok farklıydı. İlk kez korkuyordu. Yavaşça ayağa kalktım. Hemşire bana dinlenmem gerektiğini söyledi ama başımla iyi olduğumu belirtip Adrian’ın odasına doğru yürüdüm. Kapıya ulaştığımda manzara tam da tahmin ettiğim gibiydi. Hediye kutusunun içindekiler yatağın üzerine saçılmıştı. Eski mektuplar. Banka dekontları. Bir evin tapu fotokopisi. Ve hepsinin en üstünde yıllar önce imzaladığımız evlilik sözleşmesinin kopyası duruyordu. Vanessa elindeki kâğıtlardan birini titreyerek bana uzattı.“Bu… bu ne demek?” İçeri girip kapıyı kapattım. Adrian’ın yüzü kıpkırmızıydı. “Bunu neden şimdi gönderiyorsun?” diye bağırdı. “Beni tehdit mi ediyorsun?” Başımı salladım. “Hayır. Sana sadece unuttuğun bir şeyi hatırlatıyorum.” On beş yıl önce evlendiğimizde Adrian’ın küçük bir şirketi vardı. Ben ise anneannemden kalan bir miktar mirasa sahiptim. O dönem Adrian’ın işleri kötü gidiyordu. Vergi borçları, krediler, kapanmak üzere olan ofis… Onu seviyordum. Bu yüzden mirasımın büyük bölümünü şirketini kurtarmak için kullanmıştım. Ama babam tek bir şart koymuştu. “Paranı verirsen ver,” demişti, “ama kendini tamamen savunmasız bırakma.” Bunun üzerine bir avukata gitmiş ve evlilik sözleşmesine özel bir madde ekletmiştik. Eğer taraflardan biri evlilik sürerken belgelenebilir şekilde sadakatsizlik yapar ve diğer eşin maddi varlıklarını kendi yararına kullanırsa, ortak yatırımlar üzerindeki haklarının büyük bölümünden feragat etmiş sayılacaktı. Adrian yıllar içinde bunu tamamen unutmuştu. Vanessa’nın elindeki belgeler ise yalnızca sözleşmeden ibaret değildi. Altı ay boyunca Adrian’ın gizlice yaptığı para transferlerini de bulmuştum. Bunu daha önce fark etmemiştim. Ama ameliyattan önce, hastane evraklarını hazırlarken ortak hesabımızdaki bazı hareketler dikkatimi çekmişti. Adrian, Vanessa adına kiralanmış bir dairenin depozitosunu ödemişti. Ona pahalı hediyeler almıştı. Hatta birlikte kullanmaları için başka bir hesap açmıştı. Ve bütün bunları bizim ortak birikimimizden yapmıştı. O zaman şüphelenmiştim. Ama eşimin ölümle mücadele ettiği bir dönemde kafamın bana oyun oynadığını düşünmüştüm. Kutunun içindeki belgeleri anneme aylar önce vermemin sebebi de buydu. “Bir gün gerekirse bunları sakla,” demiştim. Meğer o gün gerçekten gelecekmiş. Vanessa yavaşça Adrian’a döndü. “Bana o dairenin senin olduğunu söylemiştin.” Adrian cevap vermedi. “Arabayı da sen aldığını söyledin.” Yine sustu. Vanessa’nın yüzündeki korku yerini öfkeye bırakmaya başladı. Ben de yatağın üzerindeki son zarfı işaret ettim.