AĞIR HASTA KOCAMA BÖBREĞİMİ VERDİM

“Onu da aç.” Adrian hemen uzanıp zarfı aldı. İçinden bir avukat mektubu çıktı. Ameliyattan bir gece önce imzaladığım talimatlardı. Eğer başıma bir şey gelirse çocukların eğitim fonu, bana ait miras ve şirket üzerindeki eski yatırım payım doğrudan çocukların adına kurulmuş güven hesabına aktarılacaktı. Adrian’ın bu paraya dokunma yetkisi yoktu. Vanessa gözlerini kocama dikti. “Sen bana boşanınca her şeyin yarısının senin olacağını söylemiştin.” Adrian dişlerini sıktı. “Sus.” “Hayır, sen sus!” diye bağırdı Vanessa. “Bana yalan mı söyledin?” İşte o anda gerçek ortaya çıktı. Vanessa, Adrian’ın zengin olduğunu sanıyordu.Adrian ise Vanessa’nın kendisini gerçekten sevdiğini düşünüyordu. Oysa ikisi de birbirlerine görmek istedikleri yalanı anlatmışlardı. Vanessa birkaç saniye boyunca ona baktı. Sonra dudaklarını küçümseyerek büktü. “Demek paran bile yok.” Adrian’ın yüzündeki ifade değişti. “Ne demek istiyorsun?” Vanessa çantasını kaptı. “Ben hasta bir adamın bakımını yapmak için hayatımı harcayamam.” Bu söz odadaki havayı değiştirdi. Adrian ona şaşkınlıkla baktı. “Sen… beni sevdiğini söylemiştin.” Vanessa acı bir kahkaha attı. “Sen de bana zengin olduğunu söylemiştin.” Kapıyı açıp çıktı. Adrian onun ardından bağırdı ama Vanessa bir daha dönmedi. Bir süre odada yalnızca monitörün düzenli sesi kaldı. Adrian sonunda bana baktı. Gözlerinde ilk kez pişmanlığa benzeyen bir şey gördüm. “Claire…” Elini bana uzattı. “Ben hata yaptım.” İçimde bir şey koptu ama sesimi yükseltmedim. “Hata mı?” Gözlerim dolmuştu. “Bir insan yanlışlıkla yanlış sokağa sapar, Adrian. Yanlışlıkla bir randevuyu unutur. Sen altı ay boyunca başka bir kadınla hayat kurdun. Sonra benim sana böbreğimi vermemi bekledin.” Başını eğdi. “Çocuklarımız için…” “Sakın çocuklarımızı buna karıştırma.” O an ilk kez gerçekten güçlü hissettim. Çünkü öfkem geçmişti. Yerine karar gelmişti. “Böbreğimi geri alamam,” dedim. “Ve istemiyorum da.” Adrian şaşkınlıkla başını kaldırdı. “Ne?” “Ben onu sana sen hak ettiğin için vermedim. Ben onu, sevdiğim insan olduğunu sandığım için verdim. O ameliyata giren kadın bendim. O kararı veren de bendim. Senin yaptıkların benim yaptığım iyiliğin değerini değiştirmeyecek.” Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Ama artık bu beni etkilemiyordu. “Avukatım yarın boşanma işlemlerini başlatacak.” “Claire, lütfen…” “Hayır.” Kapıya doğru yürüdüm. Sonra durup arkamı döndüm. “Sen bugün yalnızca eşini kaybetmedin Adrian. Sana koşulsuz güvenen bir insanı kaybettin. Ve bunun nedeni Vanessa değil. Bunun nedeni sensin.” Odadan çıktım. Aylar sonra boşanmamız sonuçlandı. Çocuklarımız başlangıçta çok zorlandı ama onlara babaları hakkında kötü tek kelime söylemedim. Gerçeği yaşlarına uygun şekilde öğrendiler ve zamanla kendi ilişkilerini kendileri kurdular. Adrian sağlık açısından toparlandı. Duyduğuma göre Vanessa onu hastaneden çıktıktan sonra bir daha hiç aramamıştı. Ben ise uzun süre aynaya baktığımda karnımdaki ameliyat izini görüp ihaneti hatırladım. Sonra bir gün fark ettim ki o iz Adrian’a ait değildi. O iz benim kim olduğumu gösteriyordu. Sevebilen, fedakârlık yapabilen ama ihaneti kabullenmek zorunda olmayan bir kadının iziydi. Adrian benim böbreğimle yaşamaya devam etti. Ben ise ondan ayrıldıktan sonra ilk kez gerçekten kendi hayatımı yaşamaya başladım. Ve sonunda şunu anladım: Bir insana verdiğiniz parça bedeninizden çıkmış olabilir. Ama onurunuzu, geleceğinizi ve kendinize duyduğunuz saygıyı kime vereceğinize hâlâ siz karar verirsiniz.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.