İş seyahatinden gece yarısı döndüğümde, kızımı zifiri karanlıkta

KIZIMI KARANLIKTA ÇAMAŞIR YIKARKEN BULDUM AMA KARIMIN ODASINDAKİ SIR HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ BÖLÜM 2 – FİNAL “Benim de sana bir sürprizim var Sevil.” Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu. “Ne sürprizi aşkım? Yoksa bize hediye mi aldın?” Elimdeki kahverengi zarfa baktım. İçindeki belgeler, yıllardır aynı yastığa baş koyduğum kadının aslında kim olduğunu gösteriyordu. “Eve geldiğinde öğrenirsin,” dedim. Sevil kahkaha attı. “Pazar akşamı döneceğiz. İdil evi temiz tutuyor değil mi? Sakın ona fazla yüz verme, son zamanlarda iyice şımardı.” Dişlerimi sıktım. “Merak etme. Artık her şeyle ben ilgileneceğim.” Telefonu kapattım. Sonra yatağın kenarına oturup belgeleri tek tek incelemeye başladım. İlk dosya, yıllar önce kanserden kaybettiğim eşim Pınar'ın babasından kalan mirasla ilgiliydi. Kayınpederim vefat etmeden önce Bursa'daki iki dairesini ve bankadaki birikimlerini kızına bırakmıştı. Pınar ise hastalığının son döneminde bir vasiyetname hazırlamıştı. Vasiyetnameye göre bütün mal varlığı, on sekiz yaşına geldiğinde kızımız İdil'e geçecekti. Bunu zaten biliyordum. Ama bilmediğim başka bir şey vardı. Pınar, ölümünden önce kızımız adına özel bir eğitim ve bakım hesabı açmıştı. Bu hesapta yıllar içinde biriken para, tam 3 milyon 850 bin liraya ulaşmıştı. Dahası, bu paranın yalnızca İdil'in ihtiyaçları için kullanılabileceği açıkça belirtilmişti. Dosyanın devamındaki banka dekontlarına baktığımda kanım dondu. Hesaptan düzenli olarak para çekilmişti. Özel okul taksitleri. Tatil harcamaları. Lüks mağazalardan alışverişler. Hatta Sevil'in kardeşinin üzerine alınmış bir otomobilin peşinatı... Bütün ödemeler kızımın mirasından yapılmış görünüyordu. Ama İdil'in ayakkabılarının altı delikti. Çamaşırlarını soğuk suda yıkıyordu. Bazı geceler aç yatıyordu. Öfkeyle ayağa kalktım. Tam o sırada dosyanın arasından küçük bir not düştü. Sevil'in el yazısını tanıdım. “İdil on sekiz olmadan işlemler tamamlanmalı. Turgay hiçbir şey öğrenmemeli.” Notun altında başka bir isim vardı. Sevil'in kardeşi: Aysun. Artık olayın yalnızca kötü muamele olmadığını anlamıştım. Bu kadınlar kızımın hayatını çalmak için plan yapıyordu.Telefonumu çıkarıp bütün belgelerin fotoğrafını çektim. Ardından yıllardır tanıdığım avukat arkadaşım Oktay'ı aradım. Saat henüz sabah yediydi. “Turgay, hayırdır? Bu saatte bir şey mi oldu?” “Oktay, kızımın hayatı söz konusu. Hemen görüşmemiz gerekiyor.” İki saat sonra ofisindeydim. Belgeleri masasına koyduğumda yüzündeki ifade değişti. Özellikle banka dekontlarını uzun uzun inceledi. “Turgay, bunlar ciddi usulsüzlük şüphesi doğuruyor. Ama önce hesap üzerinde kimin hangi yetkiyle işlem yaptığını öğrenmemiz gerekiyor.” “Benim haberim olmadan nasıl para çekebilirler?” Oktay önündeki belgeyi gösterdi. “Burada senin adına düzenlenmiş bir vekâletname örneği var.” Kâğıdı elime aldım. Altındaki imza benimkine benziyordu. Ama ben böyle bir belge imzalamamıştım. “Bu imza bana ait değil!” Oktay başını salladı. “Öyleyse bunu da inceleteceğiz.” O anda geçmişte yaşadığım bir olay aklıma geldi. İki yıl önce Sevil, sigorta işlemleri için bazı belgeler imzalamam gerektiğini söylemişti. O gün acelem vardı. Belgeleri okumadan imzalamıştım. Belki de bütün bu felaketin kapısını kendi ellerimle açmıştım. Oktay hemen hukuki işlemleri başlattı. Ben de kızımla birlikte karakola giderek yaşadıklarını anlattım. İdil'in kollarındaki izler sağlık kuruluşunda kayıt altına alındı. Telefonundaki eski mesajlar, okul devamsızlık kayıtları ve evde çektiğim görüntüler dosyaya eklendi. Ama kızımın anlattığı bir şey daha vardı. “Baba,” dedi, “Sevil yalnızca bana kötü davranmıyordu. Bazen seni de tehdit ediyordu.” Şaşkınlıkla baktım. “Nasıl?” “Sen şehir dışındayken telefonda bir adamla konuşuyordu. Senin imzanı taklit ettiğini ve gerekirse seni suçlayacağını söylüyordu.” Kalbim sıkıştı. “Adamın kim olduğunu biliyor musun?” İdil başını salladı. “Adı galiba Orhan'dı. Bir keresinde eve gelmişti.” Orhan... Bu ismi tanıyordum.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.