Kardeşimi İlk Kez Markete Yalnız Gönderdim
"Kuzey... Sen ne yaptın böyle?" Tam o sırada kasiyerlerden biri titreyen bir sesle konuştu. Söylediği ilk cümleyi duyduğumda dizlerimin bağı çözüldü. "Kardeşiniz bir çocuğun hayatını kurtardı. Ama mesele yalnızca bu değil." Kasaların önünde diz çökmüş bir kadın, yaklaşık dört yaşındaki oğluna sarılıyordu. Çocuğun yüzü kıpkırmızıydı. Yanlarında açık bir meyve suyu kutusu, yere saçılmış alışveriş poşetleri ve küçük bir oyuncak araba vardı. "Ne oldu?" diye sordum. Kasiyer gözyaşlarını silerek anlattı. Çocuk annesi ödeme yaparken bir şeker almış, ağzına atmış ve aniden nefes alamamaya başlamıştı. İnsanlar telaşla bağırırken Kuzey önce etrafı gözlemlemiş, sonra kasiyere açıkça, "112'yi arayın, çocuk boğuluyor!" demişti. Yardım gelene kadar yetişkinlere ne yapmaları gerektiğini hatırlatmış, çocuğun annesini sakinleşmeye yönlendirmişti. Yan kasada bekleyen, ilk yardım eğitimi almış bir müşteri müdahale etmiş ve şeker parçasını çıkarmıştı. "Bunu nasıl bildi?" diye fısıldadım. "Söylediğine göre sizinle geçen ay ilk yardım videosu izlemiş. Bir de okulda eğitim almış." Hatırladım. O akşam bir belgeseli durdurup aynı sahneyi altı kez izletmişti bana. Ben onun yalnızca ayrıntılara takıldığını sanmıştım. Oysa öğreniyormuş. Kuzey tezgâhın yanında duruyor, elindeki çikolatayı iki parmağıyla sıkıca tutuyordu. Kalabalıktan rahatsız olduğu belliydi. Gidip yanına çömeldim. "İyi misin?" "Listeyi tamamlayamadım," dedi. "Fişi alamadım." "Önemli değil." "Ama sen fişi almamı söyledin." Onu kucaklamak istedim, fakat önce sordum: "Sana sarılabilir miyim?" Başını salladı. Sarıldığımızda kalbinin benimki kadar hızlı attığını hissettim. Çocuğun annesi yanımıza geldi. Adının Ferda olduğunu söyledi. Birkaç kez teşekkür etti. Sonra Kuzey'e dönerek, "Oğluma yardım ettin," dedi. Kuzey gözlerini kaldırmadan cevap verdi: "Ben yalnızca yardım çağırdım. Asıl müdahaleyi mavi montlu adam yaptı." Mavi montlu adam gülümseyip, "Doğru kişiyi bulmama sen yardım ettin," dedi. O anda arkamızdan sert bir ses yükseldi. "Herkes bir sakinleşsin! Bu olay yüzünden marketin düzeni altüst oldu." Konuşan, mağaza müdürüydü. Yüzündeki öfke daha çocuk kendine yeni gelmişken bile dinmemişti.