Dul Gelinimi İstanbul Havalimanı’nda, Kucağında Torunum

“Henüz tek kelime edemeden arkamızda başka bir araç durdu...” Siyah otomobilden avukatım Rauf Bey indi. Elinde kalın, lacivert bir dosya vardı. Onu gören ablam Necla'nın yüzündeki şaşkınlık yerini endişeye bıraktı. Çünkü Rauf, aile toplantılarına katılan sıradan bir avukat değildi. Oğlum Berkay'ın ölümünden sonra vasiyetine ilişkin bütün evrakı saklayan tek kişiydi. “Fikret, bu gösterinin anlamı ne?” dedi Necla. “Ben yalnızca ailenin geleceğini düşündüm.” “Öyleyse geleceğimiz hakkında konuşurken gelinimin telefonunu neden elinden aldığını da anlatırsın,” dedim. İdil, Kuzey'i kucağından indirmeden başını eğdi. Çocuk uyanmış, ürkek gözlerle etrafına bakıyordu. Necla ona doğru bir adım atınca Kuzey annesinin boynuna sarıldı. “Anne, yine bizi gönderecekler mi?” diye fısıldadı. Bu küçücük soru, ablamın bütün savunmalarından daha ağırdı. “Hayır, evladım,” dedim. “Burası sizin de eviniz.” Necla dudaklarını sıktı. “Bunu seninle yalnız konuşmalıyız.” “Hayır. İdil olmadan bu evde onun geleceği hakkında bir daha konuşulmayacak.” Rauf Bey dosyayı açmadan önce güvenlik amiri Serhat'ı çağırdım. Sabah misafir evine giren iki görevlinin isimlerini istedim. Serhat gözlerini kaçırdı. “Talimatın sizden geldiği söylendi, Fikret Bey.” “Kim söyledi?” “Necla Hanım.” “Yazılı bir talimat gördün mü?” “Hayır.” “O hâlde bundan sonra hiçbir aile ferdinin sözünü benim emrim diye kabul etmeyeceksin.” Necla öfkeyle söze girdi. “Beni çalışanlarının önünde küçük düşürüyorsun!” “Sen bugün dört yaşındaki bir çocuğu korkuttun. Küçük düşmekten söz etme.” Hepimiz salona geçtik. İdil'i koltuğa oturttum, Kuzey'e su ve yemek getirilmesini istedim. Yorgunluktan aç olduğunu bile söyleyemeyen çocuk, önüne konulan çorbaya iki eliyle sarıldı. Rauf Bey lacivert dosyayı masaya bıraktı. “Berkay bu belgeleri ölümünden altı ay önce hazırladı,” dedi. “Babası dışında kimsenin içeriğini öğrenmemesini istedi.” İdil başını kaldırdı. “Bana da hiçbir şey söylemedi.” “Çünkü size bir sürpriz hazırlıyordu,” diye yanıtladı avukat. “Ne yazık ki zaman bulamadı.” İlk sayfada oğlumun imzası vardı. Berkay, askerî görevinden arta kalan zamanlarda küçük bir yazılım şirketine ortak olmuştu. Bunu biliyordum. Bilmediğim şey, hisselerini yıllar içinde sessizce büyütmesiydi.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.