Kızım beni gece saat iki sularında karakoldan aradı

Hanımefendi… bunu büyütmeyelim. Aile içi bir mesele bu. Mert çok üzgün… Sözünü kestim. —Aile içi mesele, bir kadının yüzüne vurulan yumruğu temizlemez. Bir adım yaklaştım. —Ve siz bu cümleyi tekrar kurarsanız, sizi sadece savunma avukatı olarak değil, delil karartmaya yardım eden kişi olarak dosyaya eklerim. Yutkundu. O sırada Ramiz geldi. Elinde bir dosya vardı. —Mersin’den gelen kayıtlar doğrulandı —dedi— Şirket hesaplarında şüpheli transferler var. Bazı kadınların adına açılmış yan hesaplar… Elif’in yüzü soldu. Bu artık sadece şiddet değildi. Sistematik bir finansal manipülasyondu. Mert Demir sadece Elif’i değil, bir düzeni yönetiyordu. Ben derin bir nefes aldım. —O zaman onu sadece boşanmaya değil… çökmeye götüreceğiz. Sabah 06:10. Mert Demir karakola getirildi. İlk kez yüzünü gördüm. Sakin görünüyordu. Bu tip insanlar hep sakindir. Çünkü hâlâ kontrolün kendilerinde olduğunu sanırlar. Beni görünce hafif gülümsedi. —Gülseren Hanım… bu bir yanlış anlaşılma. Başımı eğdim. —Yanlış anlaşılma dediğin şey, kızımın çenesinin kırılması mı? Bir an durdu. Sonra avukatına baktı. —Bunu çözeriz —dedi fısıltıyla. Ama artık hiçbir şey çözülmüyordu. Ramiz dosyayı masaya koydu. —Şüpheli para hareketleri, darp raporu, tanık ifadeleri… ve dijital kayıtlar. Mert’in yüzündeki ilk çatlak o an oluştu. Gözleri ilk kez kaydı. Kontrol hissi kırılmıştı. Ve en tehlikeli an, o andı. Çünkü güçlü insanlar kontrolü kaybettiklerinde hata yapar. Mert yaptı. —O kadın bana takıntılı —dedi aniden— Her şeyi abartıyor. Psikolojik sorunları var. Elif kapının arkasındaydı. Onu duydu. Bir adım öne çıktı. Ama ben elimi kaldırdım. Sakin. —Dur. Çünkü o an anladım: Bu dava artık hukuk değil, stratejiydi. Ve stratejide en iyi cevap, en doğru zamandır. Dosya üç hafta sürdü. Ama o üç haftada şunlar oldu: – Banka hesapları donduruldu – Şirket ortaklıkları incelendi – Sahte yatırım kayıtları ortaya çıktı – Üç farklı kadının ifadesi alındı – Mert’in “iş seyahatlerinin” aslında gizli para transferleri olduğu kanıtlandı Ve en sonunda… Mahkeme günü geldi. Elif ilk kez tek başına yürüdü. Çenesindeki bandaj hâlâ vardı. Ama gözleri artık kırık değildi. Mert son kez konuştu. —Ben onu sevdim… Ben ona baktım. —Sevgi, kontrol etmek değildir. Sessizlik. Hâkim kararını okudu. Mahkeme: – Tutuklu yargılama – Mal varlığına el koyma – Elif Demir’e uzaklaştırma ve koruma kararı – Mali suçlardan soruşturma genişletme Tokmağın sesi düştüğünde, odada hiçbir alkış olmadı. Sadece bitiş vardı. Dışarı çıktığımızda Elif ilk kez ağladı. Ama bu kez kırılmadan değil. Temizlenerek. Bana döndü: —Anne… sen gelmeseydin… Cümlesini bitirmedim. Sadece şunu söyledim: —Ben gelmeseydim, sen zaten çıkmaya başlamıştın. Rüzgâr Ankara’nın üstünde sertti. Ama artık biz içindeydik. Ve bu kez kimse bizi susturamıyordu.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.