KOCAM, YILLAR BOYUNCA HER AY EMEKLİ MAAŞIMI ELİMDEN ALIP

Üstelik Nihat bazı aylarda kendi kazancından da para eklemişti. Siyah defterde gördüğüm rakamların hepsi burada kayıtlıydı. Meğer kocam yıllardır aldığım bütün emekli maaşlarımı biriktiriyormuş! Ancak sevinmek yerine daha da öfkelendim. "Sen benim paramı benden habersiz biriktirirken ben arkadaşımın yanında 320 liralık bir eşarp alamadım!" Nihat'ın yüzü bir anda düştü. "Ben sadece geleceğimizi güvence altına almak istedim." "Benim bugünümü elimden alarak mı?" Odanın içinde derin bir sessizlik oluştu. Nihat cevap veremedi. Tam ayağa kalkıp odadan çıkmaya hazırlanıyordum ki Aysun dosyanın içinden başka bir zarf çıkardı. "Bir dakika Süheyla Hanım. Henüz görmediğiniz bir şey var." Zarfın üzerinde benim adım yazıyordu. İçinden bir tapu fotokopisi çıktı. Tapuya baktığımda gözlerime inanamadım. İzmir'in Seferihisar ilçesinde, denize yakın küçük bir ev! Alıcı kısmında ise yine benim adım vardı. Nihat gözyaşlarını tutamayarak konuşmaya başladı. "Hatırlıyor musun? Yıllar önce bir yaz tatilinde Seferihisar'a gitmiştik. Sahilde yürürken küçük bir ev görmüştün." O anı hemen hatırladım. Kızımız henüz on iki yaşındaydı. Bir gün deniz kenarında küçük bir evimiz olmasını hayal etmiştim. Bahçesine çiçekler ekecek, sabahları kahvemi denizi seyrederek içecektim. Ancak hayatın koşuşturması arasında o hayalimi çoktan unutmuştum. Nihat devam etti. "Sen unuttun ama ben hiç unutmadım. Emekli olduğumuzda seni oraya götürmek istiyordum." Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. "Bu evi ne zaman aldın?" "Üç ay önce!" Nihat'ın elleri titriyordu. "Evin ödemesini kendi birikimlerimle ve yıllar içinde değerlendirdiğim paranın bir kısmıyla yaptım. Kalan parayı da senin geleceğin için ayırdım." Ardından cebinden çıkardığı küçük anahtarı avucuma bıraktı. "Bu, evimizin anahtarı!" O anda ne hissedeceğimi bilemedim. Karşımda yıllarca beni paramdan mahrum bırakan adam duruyordu. Ancak aynı adam, yıllardır kurduğum hayali gerçekleştirmek için gizlice para biriktirmişti. Yine de içimde bir şey eksikti. "Nihat, neden bana söylemedin? Birlikte biriktiremezdik mi?" Başını eğdi. "Çünkü sürpriz yapmak istedim. Üstelik senin para biriktirmeyi hiç düşünmeden herkese yardım ettiğini biliyordum. Bir gün gerçekten ihtiyacımız olduğunda elimizde hiçbir şey kalmayacağından korktum." Bu sözleri duyduğumda yıllar önce yaşadığımız bir olayı hatırladım. Kardeşimin borçlarını kapatmak için küçük altın birikimimin neredeyse tamamını vermiştim. Ardından aylarca maddi sıkıntı yaşamıştık. Nihat o gün bana çok kızmıştı. Ancak onun korkuları, yıllardır kendi paramdan mahrum bırakılmamı haklı çıkarmıyordu. "Sen beni koruduğunu düşünürken kendimi değersiz hissetmeme neden oldun!" Nihat ellerimden tutmak istedi. Ancak ellerimi geri çektim. "Yıllarca senden para istemek zorunda kaldım. Kendi kazandığım parayla torunuma hediye bile alamadım. Bunun nasıl bir duygu olduğunu biliyor musun?" Nihat ağlamaya başladı. İlk kez onu böylesine çaresiz görüyordum. "Haklısın Süheyla. Çok büyük bir hata yaptım!" Tam o sırada Aysun masanın üzerine son belgeyi koydu. "Bir konu daha var. Bu hesabın kullanımıyla ilgili işlemleri de tamamlamamız gerekiyor." Nihat başını kaldırdı. "Bütün paranın kontrolünü Süheyla'ya bırakmak istiyorum." Aysun belgeleri önüme uzattı. Nihat sözlerine devam etti. "Bu para senin emeğinin karşılığı. Bundan sonra ne yapmak istersen kendin karar vereceksin." Ancak benim başka bir kararım vardı. Belgeleri hemen imzalamadım. "Önce kızımızı arayacağım!" Nihat şaşkınlıkla yüzüme baktı. "Neden?" "Çünkü artık bu evlilikte hiçbir sırrın kalmasını istemiyorum!" İdil'i arayıp bankaya gelmesini istedim. Yaklaşık kırk dakika sonra kızımız yanımıza geldi. Bütün olanları anlattığımızda önce şaşkınlıktan konuşamadı. Ardından babasına dönerek hiç beklemediğimiz bir şey söyledi. "Baba, anneme sürpriz hazırlamış olabilirsin. Ama onun yıllarca kendi parasını kullanmasına izin vermemen doğru değildi!" Nihat başını salladı. "Biliyorum kızım. Bunu çok geç anladım." İdil bana sarıldı. "Anne, senin yıllarca ne kadar çalıştığını biliyorum. Bu para senin hakkın. Bundan sonra kimsenin sana ne yapacağını söylemesine izin verme!" Kızımın bu sözleri bana yıllardır hissetmediğim bir özgüven verdi. Banka işlemlerini tamamladıktan sonra Nihat'a döndüm. "Şimdi o evi görmek istiyorum!" O gün birlikte Seferihisar'a gittik. Arabayla dar bir sokağa girdik. Nihat küçük bahçeli bir evin önünde durdu. Bahçede yaşlı bir zeytin ağacı vardı. Evin kapısını açıp içeri girdiğimde salonun büyük penceresinden denizi gördüm. Yıllar önce hayalini kurduğum manzara karşımdaydı. Mutfağa geçtiğimde masanın üzerinde küçük bir kutu buldum. Kutunun içinde yıllar önce annemden kalan eski bir fotoğraf vardı. Fotoğrafın arkasına Nihat bir not yazmıştı. "Süheyla, hayatım boyunca bana bir yuva verdin. Şimdi sıra bende. Umarım burada birlikte yaşlanırız." Notu okurken gözyaşlarımı tutamadım. Ancak o gün Nihat'a hemen sarılmadım. Çünkü içimde hâlâ yılların kırgınlığı vardı. Bahçeye çıktım ve zeytin ağacının altındaki banka oturdum. Nihat yanıma geldi. "Beğendin mi?" "Evi çok beğendim. Ama sana söylemem gereken bir şey var!" Endişeyle yüzüme baktı. "Ne oldu?" "Bu evde birlikte yaşayabiliriz. Fakat bundan sonra benim maaşıma dokunmayacaksın. Paramı nasıl harcayacağıma ben karar vereceğim. Büyük harcamalarımızı ise birlikte planlayacağız." Nihat hiç tereddüt etmeden kabul etti. Ardından gözlerimin içine baktı. "Peki beni affedebilecek misin?" Uzun süre düşündüm. "Bugün değil Nihat. Ama bana gerçekten güvendiğini gösterirsen belki bir gün!" O günden sonra hayatımız değişmeye başladı. Nihat verdiği sözü tuttu. Emekli maaşımın yattığı gün artık mutfak masasında beklemiyordu. Ben de kendime yıllardır ertelediğim küçük mutlulukları yaşatmaya başladım. Bir sabah Füsun'u arayıp alışverişe davet ettim. Aylar önce beğendiğim mağazaya gittik. Rafları dolaşırken aynı eşarbı gördüm. Fiyatı biraz artmıştı. Ancak bu kez hiç düşünmeden satın aldım. Füsun gülümseyerek, "Sonunda aldın demek!" dedi. Ben de gülerek cevap verdim. "Evet! Üstelik kendi paramla!" Birkaç ay sonra Nihat'la Seferihisar'daki evimize tamamen taşındık. Bahçemize çiçekler diktik. Kızımız ve torunlarımız hafta sonları bizi ziyaret etmeye başladı. Nihat zamanla yaptığı hatanın ne kadar büyük olduğunu daha iyi anladı. Bir sabah kahvaltı hazırlarken mutfak masasına bir zarf bıraktığını gördüm. Zarfın içinde küçük bir not vardı. "Bugün emekli maaşının yatacağı gün. Eskiden senden paranı isterdim. Şimdi senden yalnızca bir şey istiyorum: Benimle kahvaltıya çıkar mısın?" Notu okuyunca gülümsedim. Nihat kapının önünde beni bekliyordu. Elimi uzattım. "Olur. Ama bu kez kahvaltıyı ben ısmarlayacağım!" İkimiz de kahkahalarla güldük. O gün sahilde otururken yıllarca yaşadığım kırgınlığı düşündüm. Nihat'ın bana aldığı ev ve biriktirdiği para elbette büyük bir sürprizdi. Ancak benim için asıl değerli olan bunlar değildi. Yıllar sonra ilk kez kocamın karşısında kendi kararlarını verebilen, emeğinin karşılığını özgürce kullanabilen bir kadın olarak oturuyordum. Nihat elimi tuttu. "Keşke sana bu kadar yıl kaybettirmeseydim!" Başımı omzuna yasladım. "Geçmişi değiştiremeyiz. Ama kalan yıllarımızı nasıl yaşayacağımıza birlikte karar verebiliriz." O gün bir gerçeği bütün kalbimle anladım. Sevgi, sevdiğin insanın bütün ihtiyaçlarını karşılamak değil, onun kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmasına da saygı duymaktır. Çünkü bir kadına verebileceğiniz en değerli hediye, pahalı bir ev veya bankadaki milyonlar değil, kendi ayakları üzerinde durabileceğini hissettiren özgürlüktür.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.