79 Yaşındaki Komşumun Elektrik Borcunu Ödedim
Kutunun içindeki şey, yıllardır görmediğim ama her ayrıntısını ezbere bildiğim ahşap bir bebek beşiğiydi. Elimi ağzıma götürdüm. Koyu ceviz rengindeki ahşabın üzerinde küçük yıldız oymaları vardı. Başucundaki köşede ise küçücük bir çizik duruyordu. Eşim Kerem, beşiği hazırlarken tornavidayı yanlışlıkla oraya çarpmış, sonra da gülerek o izi kapatmamamızı istemişti. “Böylece bunu kendi ellerimizle yaptığımız belli olur,” demişti. Duru doğmadan önce bu beşiği birlikte hazırlamıştık. Kerem ahşap işlerinden anlardı. Akşamları işten döndüğünde garaja girer, saatlerce tahtaları zımparalar, ölçer, birleştirirdi. Ben de yanında oturup doğacak bebeğimiz için hayaller kurardım.Beşiği görünce verandanın basamağına oturmak zorunda kaldım. Çünkü Kerem öldükten sonra bu beşiğin kaybolduğunu sanıyordum. Geçirdiği ani trafik kazasından sonra hayatımız birkaç hafta içinde altüst olmuştu. Hastane, cenaze ve biriken faturalar yüzünden yaşadığımız büyük evden taşınmıştık. Kerem'in atölyesindeki eşyaların çoğunu depolamaya gücüm yetmediğinden satmak zorunda kalmıştım. Beşiği ise taşınma sırasında ortadan kaybolmuştu. Onu bir daha göremeyeceğimi kabullenmiştim. Ama şimdi karşımdaydı. Üstelik beşiğin içinde küçük bir kutu daha vardı. Duru mutfaktan koşarak geldi.“Anne, neden ağlıyorsun?” diye sordu. Titreyen parmaklarımla ahşap beşiğin kenarına dokundum. “Bunu baban yapmıştı, güzel kızım.” Duru'nun gözleri büyüdü. “Ben bebekken bunun içinde mi uyuyordum?” Başımı salladım. Küçük ellerini beşiğin kenarına koydu. Sonra yüzüme bakıp fısıldadı: “Demek kardeşim de babamın yaptığı yerde uyuyacak.” O cümle kalbimi paramparça etti.