Doğumdan Altı Gün Sonra Kocam

Ferruh'un sakin sesi telefondan duyulurken Ertuğ birkaç saniye konuşamadı. “Bir dakika,” dedi sonunda. “Siz hangi Karahan'dan söz ediyorsunuz?” “Aradığınız yer Nihat Karahan'ın konutu efendim. Beril Hanım ve kızı şu anda burada. Aileleri dinlenmelerini istedi. Mesajınızı iletebilirim.” Ertuğ'un arkasında duran annesi konuşmayı duyunca yaklaştı. Jülide ise telefon ekranına bakıyordu. Güvenlik kamerasının kaydettiği görüntüyü yeniden oynatmıştı. Siyah aracın yanındaki adamın yüzüne dikkatle baktı. “Bu Rıdvan değil mi?” diye fısıldadı. Kayınvalidem şaşkınlıkla ona döndü. “Hangi Rıdvan?”“Karahan Holding'in yönetim kurulu başkanını yıllardır taşıyan adam. Geçen yıl şirketteki toplantıya geldiğinde görmüştüm.” Ertuğ'un parmakları telefonun etrafında sıkıldı. Ferruh hâlâ hattaydı. “Beril'in babası... Nihat Karahan mı?” “Evet efendim.” Telefon kapandığında masaya çöken sessizlik, biraz önceki neşeli akşam yemeğinden eser bırakmamıştı. Oysa ben o saatlerde çocukluk odamda, Deren'in başucunda oturuyordum. Babam kapıyı hafifçe tıklattı. Altmışına yaklaşmış, saçlarının çoğu beyazlamıştı. Son gördüğümden daha yorgun görünüyordu.“Girebilir miyim?” diye sordu. Başımı salladım. Önce bebeğe baktı. Sonra bana. “Altı gün olmuş,” dedi. “Seni bu kadar yorgun görmeyi beklemiyordum.”“Doğum kolay değildi baba.” “Biliyorum. Ama sadece doğumu kastetmiyorum.” Bir şey söyleyemedim. Babam yanımdaki koltuğa oturdu. Deren hafifçe kıpırdayınca ikimiz de sustuk. Küçücük bir bebeğin uykusunu bölmemek için yıllardır birbirine söyleyecek çok şeyi olan iki insan nefesini tutmuştu.“Bana anlatmak ister misin?” dedi sonunda. O gece her şeyi anlattım. Hamileliğimin son aylarında Ertuğ'un nasıl uzaklaştığını, annesinin her ziyaretinde evin düzenini eleştirdiğini, doğumdan sonra yeterince iyi görünmediğimi ima ettiğini, Deren ağladığında neden susturamadığımı sorduğunu...Kayınvalidemin doğumdan sonraki ikinci gün söylediği bir cümle hâlâ kulaklarımdaydı. “Biz çocuk büyütürken bu kadar nazlanmazdık. Ertuğ da işten geliyor, biraz huzur görsün.” O gün cevap vermemiştim. Çünkü Deren'i kucağımda tutacak gücü bile zor buluyordum. Babam dinlerken sözümü kesmedi. İlk kez, benim anlattıklarımı hemen çözülmesi gereken bir iş meselesi gibi değerlendirmiyordu.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.