Acil Serviste Hayatını Kurtardığım 3 Yaşındaki Kız

Kutunun içinde eski bir fotoğraf, sararmış birkaç gazete kupürü ve siyah bir USB bellek vardı. Fotoğrafta yıllar önce ameliyat ettiğim küçücük Elif vardı. Ancak onu şaşkınlık içinde kucağına alan kişi ben değildim. Elif'i kucağında tutan, hiç tanımadığım orta yaşlı bir adamdı. Fotoğrafın arkasına titrek bir el yazısıyla, "Gerçek babası seni hiç bırakmadı." yazılmıştı. Kalbim hızla çarpmaya başladı. USB belleği bilgisayarıma taktım. İçinde tek bir video vardı. Videoyu açtığım anda ekrana yüzü yılların yükünü taşıyan yaşlı bir adam geldi. "Bu videoyu izliyorsan ya ben öldüm ya da artık gerçeği saklayacak gücüm kalmadı," diyordu. "Ben Kemal. Elif'in öz dedesiyim." Bir an donup kaldım. Dosyalarda Elif'in hiçbir yakını olmadığı yazıyordu. Kemal Bey anlatmaya devam etti. Kazadan birkaç gün önce Elif'in babası, büyük bir inşaat şirketinde mali işler müdürü olarak çalışıyormuş. Şirket sahiplerinin yaptığı milyonlarca liralık yolsuzluğu ortaya çıkarmış ve savcılığa teslim etmek üzere deliller toplamış. Ancak bunu öğrenen kişiler aileyi susturmaya karar vermiş. Resmî kayıtlara trafik kazası olarak geçen olay aslında planlanmış bir saldırıymış. Elif'in anne ve babası olay yerinde öldürülmüş, küçük Elif ise mucize eseri hayatta kalmıştı. Kemal Bey gözyaşlarını silerek konuşmayı sürdürdü. "Ben torunumu almak istedim. Ama bana da sürekli tehdit telefonları gelmeye başladı. Polis içindeki bazı kişiler bile bu işin içindeydi. Seni araştırdım. Dürüst bir doktor olduğunu öğrendim. Elif'in senin yanında güvende olacağını düşündüm." Nefesim kesilmişti. "Peki neden yıllarca ortaya çıkmadın?" diye kendi kendime fısıldadım. Videoda bunun da cevabı vardı. Kemal Bey yıllarca farklı şehirlerde saklanmış, elindeki belgeleri tamamlamaya çalışmıştı. Elif reşit olmadan gerçeğin ortaya çıkmasının onu da hedef haline getireceğine inanıyordu. Kutudaki gazete kupürlerinin altında ikinci bir zarf vardı. İçinde Elif'in on sekiz yaşına kadar açılmaması gereken resmi evraklar bulunuyordu. Tam o sırada kapım çalındı. Elif içeri girdi. Yüzüme baktığında bir şeylerin ters gittiğini hemen anladı. "İyi misin baba?" diye sordu. İlk kez bana "baba" derken sesinde korku hissediyordum. Kutuyu ona uzattım. Sessizce oturdu ve belgeleri tek tek okumaya başladı. Dakikalar sonra gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Bunların hiçbirini bilmiyordum." dedi. O an notun neden "Kızınız sizden bir şey saklıyor." dediğini düşündüm. Aslında Elif hiçbir şey saklamıyordu. Not, bizi birbirimize düşürmek için hazırlanmıştı. Kutunun en altındaki son zarfı açınca bunu anladım. İçinde isimsiz bir mektup vardı. "Eğer bunu okuyorsanız birbirinize güvenmeyin. Gerçekleri araştırırsanız ikiniz de ölürsünüz." Tam o anda telefonum çaldı. Arayan numara gizliydi. Telefondaki boğuk ses yalnızca şunu söyledi: "Kutuyu açmaman gerekiyordu." Hat hemen kapandı. Artık bunun basit bir tehdit olmadığını biliyordum. Ertesi sabah elimizdeki tüm belgeleri güvendiğim eski bir savcı arkadaşına teslim ettim. Belgeler incelendikçe yıllar önce kapatılan dosya yeniden açıldı. Aylar süren soruşturmanın ardından o dönem kazayı örtbas eden şirket yöneticileri, suikast emrini veren kişiler ve delilleri yok eden bazı kamu görevlileri tek tek gözaltına alındı. Ülke gündemine oturan dava sonunda gerçekler tamamen ortaya çıktı. Elif'in anne ve babası suç örgütünün kurbanı olmuştu. Kemal Bey ise yıllarca torununu uzaktan izleyebilmek için isimsiz bağışlar yapmış, okul masraflarına gizlice destek olmuş, fakat güvenliği için kimliğini açıklayamamıştı. Ne yazık ki kutuyu gönderdikten birkaç hafta sonra hayatını kaybettiği ortaya çıktı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.