Anne Olamayacağımı Söylemişlerdi
“Bebeğinizi size vermeden önce öğrendiğimiz bir şey var. Bunu sizin de bilmeniz gerekiyor.” Olduğum yerde donakaldım. Bunca acıdan ve zorluktan sonra daha neyin ters gitmiş olabileceğini düşünemiyordum. Ama doktor neler yaşandığını açıkladığında öylesine şiddetli ağlamaya başladım ki tek kelime bile söyleyemedim. Çünkü hikâyemin en inanılmaz kısmı, sonunda bir bebek dünyaya getirmiş olmam değildi.Asıl inanılmaz olan, birazdan öğreneceğim ve hayatım boyunca benden saklı kalmış o sırdı. Doktorun yüzüne bakarken kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu. “Bebeğime bir şey mi oldu?” diye sordum. Doktor Demir, başını hafifçe salladı. “Bebeğiniz sağlıklı. Ancak ameliyat sırasında daha önce fark edilmeyen bir durumla karşılaştık. Nakledilen rahmin çevresinde eski bir ameliyata ait izler vardı. Bunlar sizin geçirdiğiniz operasyonla ilgili değildi.” Ne söylediğini anlamakta zorlanıyordum. “Bu ne demek?” Doktor birkaç saniye sustu.“Rahmin bağışlandığı kişinin tıbbi dosyasını yeniden incelememiz gerekti. Ve dosyada oldukça önemli bir bilgiye ulaştık.”Tam o sırada ameliyathanenin kapısı açıldı. İçeri giren hemşire, doktorun kulağına bir şeyler fısıldadı. Doktorun yüzündeki gerginlik biraz daha arttı. “Öykü Hanım, sizinle konuşmak isteyen biri var. Ama önce bilmeniz gereken bir gerçek bulunuyor.” “Lütfen artık söyleyin!” Doktor derin bir nefes aldı.“Size nakledilen rahmin bağışçısı, yıllar önce bir kız çocuğu dünyaya getirmiş. Üstelik bu doğumun ardından yaşananlarla ilgili hastane kayıtlarında ciddi tutarsızlıklar var.” Şaşkınlıkla ona baktım. “Bunun benimle ne ilgisi var?” “Çünkü o bebeğin doğum tarihiyle sizin doğum tarihiniz aynı.”O an ameliyathanedeki bütün sesler kesilmiş gibi geldi. “Ne söylüyorsunuz siz?” Doktor, kesin bir sonuca varmadıklarını, ancak ortaya çıkan bilgilerin araştırılması gerektiğini söyledi.Ardından bebeğimi kucağıma verdiler. Küçücük yüzüne baktığımda bütün sorular bir anlığına önemini kaybetti. Pembe yanakları, minicik burnu ve sıkıca kapalı gözleri vardı. On üç yıl boyunca hayalini kurduğum mucize, şimdi göğsümün üzerinde nefes alıyordu. “Hoş geldin, kızım,” diye fısıldadım. Ona Şirin adını vermeye karar vermiştim. Fakat mutluluğumun ortasında zihnimi kemiren bir soru vardı.Rahmini taşıdığım kadın kimdi?Ve benim doğum tarihimle onun geçmişi arasında nasıl bir bağlantı olabilirdi? Doğumdan iki gün sonra doktor Demir odama geldi. Yanında hastanenin sosyal hizmet uzmanı ve elinde eski bir dosya vardı. “Öykü Hanım, bağışçının ailesinin izniyle bazı bilgilere ulaştık. Ancak bunları annenizle birlikte konuşmanızın daha doğru olacağını düşünüyoruz.” Annem Pınar, yatağımın yanında oturuyordu. Doktorun sözlerini duyunca yüzündeki renk çekildi. Bunu fark ettim. “Anne, sen bir şey mi biliyorsun?” Annem gözlerini kaçırdı.“Ne bilebilirim kızım?” Doktor dosyayı açtı.“Bağışçımızın adı Nevin Arslan. Elli altı yaşında geçirdiği bir beyin kanamasının ardından yaşamını yitirmiş. Organ bağışı ailesinin onayıyla gerçekleşmiş.” Annemin elleri titremeye başladı. “Nevin mi dediniz?” Doktor başını salladı. Annem ağzını kapattı. Hayatımda onu hiç böyle görmemiştim. “Anne, bu kadını tanıyor musun?” Cevap vermedi.“Anne!” Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. “Öykü, sana anlatmam gereken bir şey var.” O an içime korkunç bir şüphe düştü. Doktorlardan yalnız kalmamızı istedim.Kapı kapanır kapanmaz anneme döndüm. “Lütfen bana gerçeği söyle.” Annem uzun süre konuşamadı. Sonunda titreyen sesiyle hayatımı değiştiren cümleyi kurdu. “Ben seni doğurmadım, kızım.”Sanki biri göğsüme ağır bir taş bırakmıştı. “Ne?” “Sen benim biyolojik kızım değilsin.” Başımı iki yana salladım. “Hayır. Bu mümkün değil.” Annem ağlayarak ellerime sarıldı.“Babanla yıllarca çocuk sahibi olmaya çalıştık. Sonunda evlat edinmeye karar verdik. Sen henüz birkaç günlükken hayatımıza girdin.” “Peki neden bana söylemediniz?” “Seni kaybetmekten korktuk.” Ellerimi geri çektim.“Yirmi dokuz yıldır mı korkuyordunuz?” Annem ağlamaya devam etti. Fakat beni asıl sarsan şey henüz gelmemişti. “Biyolojik annenin adı Nevin'di,” dedi.Nefesim kesildi. “Nevin Arslan mı?” Annem başını eğdi. O anda her şey birleşti. Bana rahmini bağışlayan kadın, beni dünyaya getiren annemdi. İnanamıyordum.Yıllarca anne olamayacağımı düşünmüştüm. Sonra hiç tanımadığım bir kadının bağışladığı rahim sayesinde hamile kalmıştım.Topluluk BulVe şimdi o kadının, beni doğuran annem olduğunu öğreniyordum. “Bu nasıl mümkün olabilir?” diye fısıldadım. Annem eski bir aile sırrını anlatmaya başladı. Nevin, genç yaşta zor bir hamilelik geçirmişti. Doğumdan sonra ağır sağlık sorunları yaşamış, ailesinin baskısı ve içinde bulunduğu çaresizlik nedeniyle beni evlatlık vermişti. Ancak yıllar sonra kararından pişman olmuştu. Beni bulmak istemiş, fakat evlat edinme sürecinin gizliliği yüzünden bunu başaramamıştı. “Babanla bir kez bize ulaşmaya çalıştığını öğrendik,” dedi annem. “Ve siz ne yaptınız?”Annem gözlerini kapattı.“Ona senin mutlu olduğunu söyledik. Hayatını karıştırmamasını istedik.” İçimde bir şey kırıldı. “Beni bulmasına engel mi oldunuz?” “Yanlış yaptık, biliyorum.” “Hayır anne. Siz benim kim olduğumu öğrenmeme engel oldunuz!” Sesimi yükseltince beşiğinde uyuyan Şirin kıpırdandı.