Annem Yıllarca Kollarını Uzun Kollu Kıyafetlerin Altına Sakladı
“Ne olur, bana gerçeği söyle.” Annem Şebnem, yüzüme uzun uzun baktı. Sonra yatağın kenarına oturup ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. Hayatım boyunca ilk kez onun ellerinin titrediğini görüyordum. “Baban bana hiç vurmadı, Zeynep,” dedi. “Ama senin korktuğun şeyden çok daha kötü bir şey yaşadık.” Derin bir nefes aldım. “Ne yaşadık?” Cevap vermek yerine bluzunun sol kolunu yavaşça sıvadı. Dirseğinden bileğine kadar uzanan deri, düzensiz ve parlak izlerle kaplıydı. Bazı yerler büzüşmüş, bazı yerler soluk pembe kalmıştı. Sağ kolunu açtığında da aynı izleri gördüm. Annemin kolları yanıklarla doluydu. “Bu nasıl oldu?” diye fısıldadım. “Sen dört yaşındayken evimiz yandı.” Kafam karıştı. Böyle bir yangını hatırlamıyordum. Çocukluk fotoğraflarımızın neden hep beş yaşımdan itibaren başladığı birden anlam kazanmıştı. “Beni kurtarmak için mi?” Annem başını salladı. Gözlerinden yaşlar süzüldü. “Peki neden bana söylemediniz?” Tam cevap vereceği sırada telefonuna bir mesaj geldi. Ekranı görünce ifadesi değişti. Telefonu kapatmaya çalıştı ama gönderenin ismini okumuştum: Kemal. “Kim bu?” Annem titrek bir sesle, “Dayın,” dedi. “Benim dayım yok ki.” “Olmasını hiç istemedim.” O anda dış kapının zili çaldı. Annem irkildi. Bileğimi öyle sıkı tuttu ki canım acıdı. “Odandan çıkma.” Koridora yürürken babamın arabasının sesini duydum. Kapıyı açan oydu. Girişte fısıltıyla konuşmalar başladı. Ardından babamın öfkeli sesi yükseldi: “Buraya gelmeye hakkın yok!” Merdiven başından baktığımda karşılarında ellili yaşlarda, koyu renk montlu bir adam duruyordu. Yüzünde tuhaf bir sakinlik vardı. “Sadece yeğenimi görmek istiyorum,” dedi. Babam kapıyı kapatmaya çalıştı. Adam araya küçük, sararmış bir fotoğraf sıkıştırdı. Fotoğrafta dört yaşlarında bir kız çocuğu, kırmızı bir bisikletin üzerindeydi. Bendim. “Artık büyümüş,” dedi yabancı. “Belki gerçeği öğrenmek ister.” Babam kapıyı kapattı, ardından kilidi iki kez çevirdi. Annem duvara yaslanmış, güçlükle nefes alıyordu. “Kimdi o?” diye sordum. Babam cevap vermedi. Annem gözlerini kapatıp, “Artık saklamayacağız,” dedi.