Suçladığı Kadın Gerçeği Öğrendi
“Tarkan Bey, eşinize hakaret etmeye devam etmeden önce… burada, ekranda görünen şeye çok dikkatli bakmanız gerekiyor…” Dr. Beste’nin sözleri muayene odasında yankılandı. Tarkan kollarını göğsünde kavuşturup ekrana yaklaştı. Nilüfer ise kapının yanında durmuş, sanki birazdan kendisine bir zafer ilan edilecekmiş gibi gülümsüyordu. “İşte,” dedi Tarkan. “Kaç haftalık olduğunu söyleyin, yeter.” Doktor işaret parmağıyla ekranın sol tarafını gösterdi.“Önce şuraya bakın. Bu, bebeğin kalp atışı.” Ardından görüntüyü biraz kaydırdı. “Peki bu da ne, biliyor musunuz?” Odanın sessizliği uzadı. Tarkan ekrana gözlerini kısarak baktı. “Başka bir görüntü mü?” “Hayır,” dedi doktor. “Başka bir bebek.” Nefesim kesildi. Yatağın kenarına tutundum. “İkiz mi?” diye fısıldadım. Dr. Beste başını salladı. “Evet, Ceylan Hanım. İki ayrı kalp atışı görüyorum. İkisi de şu anda gayet iyi durumda.” O anda hayatımın en acı gününde, iki küçük kalbin sesi bana tutunacak bir dal verdi. Ağladım. Bir elimle karnımı okşarken diğer elimle gözyaşlarımı sildim. Tarkan ise sevinmek yerine acı acı güldü. “İki çocuk olması hiçbir şeyi değiştirmez.” Doktor bu kez sertleşti. “Ben henüz sözümü bitirmedim. Ölçümler gebeliğin yaklaşık on bir haftalık olduğunu gösteriyor. Tarihlemenin birkaç günlük hata payı var ama siz ameliyatın sekiz hafta önce yapıldığını söylediniz. Yani gebelik büyük olasılıkla ameliyattan önce başlamış.” Tarkan’ın yüzündeki ifade bir anda değişti. “Bu… kesin olamaz.” “Ultrason babalığı kanıtlamaz,” dedi doktor. “Ama sizin ileri sürdüğünüz ‘ameliyat oldum, bu yüzden imkânsız’ iddiasını da desteklemiyor. Üstelik vazektomi sonrasında, sperm testleriyle başarı doğrulanıncaya kadar gebelik ihtimali devam eder.” Gözlerimi Tarkan’dan ayırmadım. Birkaç hafta önce aynı açıklamayı ben yapmıştım. Beni dinlememişti. Şimdi bir doktor söyleyince ilk kez susmuştu. Nilüfer öne atıldı. “Belki Ceylan tarihleri yanlış hatırlıyordur. İnsanlar böyle şeyleri karıştırabilir.” Dr. Beste kapıyı gösterdi. “Bu özel bir muayene. Ceylan Hanım’ın izni olmadan burada bulunamazsınız. Lütfen dışarı çıkın.”Tarkan bir şey söylemeye hazırlanırken sesimi buldum. “İkisi de çıksın.”