KOCAM BİR TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ
"Nesrin, eğer bu mektubu okuyorsan sonunda beni susturmayı başardılar demektir. Lütfen kız kardeşine sakın güvenme!" Kocamın yazdığı bu cümleyi defalarca okudum. Ellerim titriyordu. Cenazede yanımdan ayrılmayan, çocuklarıma sarılıp ağlayan kız kardeşim Meltem'in adını neden böyle korkunç bir mektupta anmıştı? Mektubun ikinci sayfasını çevirdiğimde hayatım boyunca unutamayacağım şu satırlarla karşılaştım: "Meltem sandığın kişi değil. Yıllardır senden para çalıyor. Ancak mesele yalnızca para değil. Geçen hafta ne yaptığını öğrendim. Bunu kanıtlayan görüntüler elimde. Eğer bana bir şey olursa sakın çocuklarımızı onunla yalnız bırakma." Boğazım düğümlendi. Tayfun'un patronu Orhan Bey karşımdaki sandalyeye oturmuş, endişeyle beni izliyordu. "Burada neler oluyor?" diye sordum. Orhan Bey başını eğdi. "Kocanız ölmeden üç gün önce yanıma geldi. Şirketimizin hesaplarında büyük bir usulsüzlük tespit ettiğini söyledi. Ancak işin içinde ailenizden birinin bulunduğunu öğrendiğinde meseleyi hemen polise taşımak istemedi." "Meltem'in şirketinizle ne ilgisi var?" Orhan Bey gözlerimin içine baktı. "Son iki yıldır şirketimizin dışarıdan muhasebe işlerini yapan firmada çalışıyordu." Bunu biliyordum. Hatta Meltem'in o işe girmesine Tayfun yardımcı olmuştu. Boşandıktan sonra maddi sıkıntılar yaşamış, kocam da ona destek olmak istemişti. Ancak Orhan Bey'in söylediklerine göre Meltem, sahte faturalar düzenleyerek şirketten milyonlarca lira aktarmıştı. Üstelik bunu tek başına yapmamıştı. Zarfın içindeki fotoğrafları masaya yaydım. İlk fotoğrafta Meltem, tanımadığım bir adamla bir kafede oturuyordu. İkinci fotoğrafta aynı adam, Tayfun'un arabasının yanında duruyordu. Üçüncü fotoğrafı gördüğümde ise neredeyse bayılacaktım. Fotoğraf bizim evimizin güvenlik kamerasından alınmıştı. Meltem, Tayfun'un ölümünden önceki gece mutfağımızdaydı. Yanındaki adam ise diğer fotoğraflarda gördüğüm kişiydi. "Bu adam kim?" diye sordum. Orhan Bey cevap vermeden önce kapıyı kapattı.