Arkadaşımın Dedesiyle Evlendim
“Sen benimle mirasım için evlendiğini sanıyorsun. Ama bu evliliği asıl isteyenin kim olduğunu ve neden seni seçtiğimi öğrendiğinde her şey değişecek.” Rauf Bey kapıya doğru baktı. “Ve ne yazık ki artık vazgeçmek için çok geç.” O anda alt kattan yükselen çığlık bütün malikaneyi inletti. Rauf Bey fotoğrafı elimden çekti ve fısıldadı: “Ne olursa olsun, çalışma odamın çekmecesindeki mavi dosyayı almadan bu evden çıkma.” Kapıyı açtığında merdivenlerin başında hizmetçi Şükran Hanım’ı gördük. Eliyle aşağıyı işaret ediyor, titriyordu. “Beyefendi… Kasayı açmışlar! Güvenlik görevlisi yerde yatıyor!” Rauf Bey yaşına rağmen hızla merdivenlere yöneldi. Peşinden koşarken gelinliğimin eteğine takılıp neredeyse düşüyordum. Girişteki koridorun sonunda güvenlik görevlisi başını tutarak oturuyordu. Kasaya açılan odanın kapısı ardına kadar açıktı. İçerideyse İdil’in babası Turgay vardı. Bizi görünce ellerini havaya kaldırdı. “Baba, yanlış anlama. Bir gürültü duydum, bakmaya geldim.” Rauf Bey’in sesi buz gibiydi. “Bu gece buraya geleceğini söylememiştin.” “Kızının düğününe gelmeyen bir oğul olamam, değil mi?” Fakat Turgay’ın ceketi tozluydu. Avucunda da kasanın kilidinden kopmuş küçük metal bir parça gördüm. Göz göze geldiğimiz anda onu cebine sakladı. Rauf Bey güvenliği ve polisi aramalarını söyledi. Sonra koluma girip beni yukarı çıkardı. Odasının kapısını kilitlediğinde nefes nefeseydi. “Bana gerçeği anlatın artık!” dedim. “Fotoğraftaki kadın annemdi. Siz annemi nereden tanıyorsunuz?” Rauf Bey ağır ağır koltuğuna oturdu. “Annenin adı Nalan’dı. Yirmi sekiz yıl önce şirketimin muhasebe müdürlüğünde çalışıyordu. Dürüstlüğüne kendi çocuklarımdan fazla güvenirim.” Bacaklarımdan güç çekildi. Annemden yıllardır haber almamıştım. Babam, ben on iki yaşındayken onun bizi terk ettiğini söylemişti. Sonrasında evde adını anmak bile yasaktı. “Nalan bir gün şirketteki büyük bir usulsüzlüğü fark etti,” diye devam etti Rauf Bey. “Milyonlarca lira sahte faturalarla aktarılmıştı. Belgelerde benim imzam görünüyordu. Oysa o imzalar taklitti.” “Kim yapmıştı bunu?” Rauf Bey gözlerini kaçırdı. “Oğlum Turgay.” Ağzım kurudu. İdil’in babası mı? Bunca yıldır aile yemeklerinde gördüğüm, bana gülümseyen adam mı? “Annen delilleri bana getireceği gün ortadan kayboldu. Sonra da hakkında şirket parasını çaldığına dair söylentiler yayıldı. Ben inanmıyordum. Ama kanıt bulamıyordum.” “Babam neden bize hiçbir şey anlatmadı?” “Çünkü Turgay onu tehdit etti. Eğer konuşursa hem seni hem kardeşini mahvedeceğini söyledi. Baban korktu. Annenin sizi terk ettiğine inanmanıza izin verdi.” Küçükken annemi beklediğim akşamlar birer birer gözümün önünden geçti. Doğum günlerimde pencereye bakışım, okul gösterilerinde boş sandalyeyi arayışım… Meğer bana anlatılan hayat yalandan ibaretmiş. “Peki annem nerede?” Rauf Bey masadaki bardaktan bir yudum su içti. “Bilmiyorum. Ama geçen ay onun el yazısıyla yazılmış bir mektup aldım. Yaşıyor olabileceğini düşündüm.