Büyükannesi Son Vedaya Hazırlanırken Fark Ettiği Gerçek
Büyükannesi Son Vedaya Hazırlanırken Fark Ettiği Gerçek, Bir Ailenin Sakladığı Sırrı Ortaya Çıkardı Gece saatlerine doğru Ankara’nın dışında bulunan sessiz bir evde hüzün hâkimdi. Altı yaşındaki Elif’in ani bir rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybettiği söylenmiş, ertesi gün için cenaze hazırlıkları yapılmıştı. Evin salonunda çiçekler ve taziye kartları arasında küçük beyaz bir tabut duruyordu. Büyükannesi Fatma Hanım, torununa son kez veda etmeden evden ayrılmak istemedi. Tam o sırada duyduğu çok hafif bir ses hayatlarını tamamen değiştirdi. “Lütfen gitme… Ben buradayım.” Önce bunun yaşadığı büyük üzüntünün bir yansıması olduğunu düşündü. Ancak tabutun kapağını dikkatlice açtığında karşılaştığı manzara karşısında donup kaldı. Elif gözlerini açmıştı. Çok güçsüzdü ama nefes alıyordu. Fatma Hanım hiç vakit kaybetmeden torununu kucağına aldı. Küçük kızın ateşi yüksekti, oldukça bitkin görünüyordu ve acilen sağlık ekiplerine ulaşılması gerekiyordu. O an son aylarda yaşanan birçok tuhaf olay zihninde birbiri ardına canlandı. Oğlu Murat ile gelini Zehra, Elif’in sürekli uyuduğunu söylüyor, ziyaretleri çeşitli bahanelerle erteliyor ve kimseyle görüşmesine izin vermiyordu. Fatma Hanım bunları aşırı korumacılık sanmıştı. Şimdi ise gerçeğin çok daha farklı olabileceğini hissediyordu. Eski ev telefonuyla 112 Acil’i arayarak yardım istedi. Birkaç dakika sonra evde büyük bir hareketlilik başladı. Murat ve Zehra durumu açıklamaya çalışsalar da sağlık ekipleri Elif’i hemen hastaneye götürdü. Yapılan kontrollerde küçük kızın uzun süredir yeterince beslenmediği, susuz kaldığı ve yalnızca doktor kontrolünde kullanılabilecek bazı ilaçların bilinçsiz şekilde verildiği belirlendi. Doktorların sorularını yanıtlayan Elif, ilaçları annesinin verdiğini, babasının da bunu bildiğini söyledi. Bunun üzerine yetkililer olayla ilgili kapsamlı inceleme başlattı.