Havuzda Torunlarımla Aşağılanmıştım
Altmış sekiz yaşındaki Fatma, hayatının en zor dönemlerinden birini yaşıyordu. Kızı Ayşe, üçüncü çocuğunu dünyaya getirirken yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybetmişti. Doktorlar minik bebeği kurtarmayı başarmış, ancak genç anneyi hayata döndürememişti. Ayşe geride sekiz yaşındaki Duru, beş yaşındaki Sena ve yeni doğan Elif’i bırakmıştı. Acının daha ilk haftaları geçmeden çocukların babası Murat, sorumluluktan kaçmayı seçti. Cenazeden yalnızca birkaç hafta sonra üç kızını Fatma’nın kapısına bırakarak tek bir mesaj gönderdi: “Bu hayat bana göre değil. Özür dilerim.” Ardından ortadan kayboldu. Mahkeme sürecinin tamamlanmasının ardından Fatma, torunlarının resmi vasisi oldu. Ancak manevi yükün yanında maddi sıkıntılar da her geçen gün büyüyordu. Faturalar mutfaktaki kurabiye kavanozunun arkasında birikiyor, emekli maaşıyla üç çocuğun tüm ihtiyaçlarını karşılamak her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Buna rağmen Fatma, torunlarının çocukluklarını mümkün olduğunca güzel hatırlamalarını istiyordu. Sıcak bir yaz günü Duru bahçedeki fıskiyede oynadıktan sonra içeri girerek, “Babaanne, gerçek bir havuza gidebilir miyiz?” diye sordu. İlk anda bütçesini düşündüğü için hayır demek istedi. Fakat torununun gözlerindeki heyecanı görünce kararını değiştirdi. Birkaç gün boyunca yaptığı küçük birikimleri saydı ve şehir yakınındaki aile oteline günlük giriş bileti aldı. Sabah erkenden sandviçler, havlular, güneş kremi, bebek bezi, biberon ve yedek kıyafetlerle dolu çantaları hazırlayıp yola çıktılar. Otele vardıklarında Duru ile Sena çocuk havuzuna koşarak büyük bir mutlulukla suya girdiler. Fatma ise küçük Elif’i gölgede kucağında tutuyordu. İlk dakikalar tam hayal ettiği gibi geçti. Çocukların kahkahaları uzun zamandır evlerinde duyulmayan mutluluğu yeniden hissettiriyordu. Ancak kısa süre sonra Elif ağlamaya başladı. Fatma onu sakinleştirmek için biberon verdi, bezini değiştirdi, kucağında salladı ve tuvalete götürdü. Fakat bebek bir türlü susmuyordu.