Kayınvalidem Dört Yaşındaki Oğluma

“Bana bir daha babaanne deme. Çünkü sen bu ailenin gerçek torunu değilsin.” Kayınvalidem Meral’in buz gibi sesi, İstanbul’daki aile evinin güneşli bahçesinde yankılandı. Dört yaşındaki oğlum Kerem, az önce iki eliyle taşıdığı böğürtlenli tatlı tabağının kırılmış parçalarına bakıyordu. Meral, herkesin gözü önünde tabağı ayağıyla yere düşürmüştü. Tatlının şurubu oğlumun temiz kıyafetlerine sıçramış, tabak taş zeminde parçalanmıştı. Kerem önce ağlamadı. Sadece şaşkınlıkla Meral’e baktı. Ardından dudakları titredi ve gözyaşları içinde bana sarıldı. “Anne, yanlış bir şey mi yaptım? Babaannem beni neden sevmiyor?” diye sordu. Kalbim paramparça olmuştu. O gün, bahar bayramı için sabahın erken saatlerinden beri hazırlık yapmıştım. Çiçekleri düzenlemiş, masayı kurmuş, içecekleri hazırlamış ve Meral’in özellikle istediği böğürtlenli tatlıyı pişirmiştim. Bunu onu etkilemek için değil, oğlumun babasının ailesine ait olduğunu hissetmesi için yapmıştım. Ancak Meral, Kerem doğduğu günden beri ona yabancıymış gibi davranıyordu. Onu kucağına almıyor, çizimleriyle ilgilenmiyor ve kendisine doğru koştuğunda yüzünü çeviriyordu. Kocam Burak, gürültüyü duyunca bahçeye çıktı. Oğlumuzun ağladığını, yerde kırılmış tabağı ve annesinin sakin yüzünü gördü. “Anne, oğluma ne yaptın?” diye sordu öfkesini kontrol etmeye çalışarak. Meral kollarını bağladı. “Oğlun olduğundan gerçekten emin misin?” dedi. Bahçede bulunan herkes sustu. Burak’ın yüzü bembeyaz oldu. Ardından annesine kapıyı gösterdi. “Evimizden hemen çık.” Fakat birkaç dakika sonra Kerem karnını tutarak ağlamaya başladı. Önce yaşadığı üzüntünün midesini etkilediğini düşündüm. Sonra rengi soldu, terlemeye ve kendini kötü hissetmeye başladı. Burak onu hemen kucağına aldı ve hastaneye doğru yola çıktık. Kerem arabada gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.