Kocam Bir Haftadır İşe Gitmiyordu

“Çünkü Tufan'ın benden gizli gizli buluştuğu kişi, orada görmeyi hayatta beklemeyeceğim son insandı.” Caddenin karşısında, kocamın yanında yürüyen kadın benim ablam Şermin'di. Dokuz yıldır yüzünü görmemiştim. Babamızın cenazesinde, daha toprağı kurumadan, bana ailemizin bütün birikimini çaldığımı söyleyen kadın oydu. Herkesin önünde beni suçlamış, annemi bile bana düşman etmişti. Sonrasında İzmir'den ayrılmış, bir daha telefonlarıma çıkmamıştı. Şimdi Tufan'ın koluna giriyor, ona bir şeyler anlatırken ağlıyordu. İlk düşündüğüm şey ihanetti. Sonra kocamın elindeki kahverengi zarfı gördüm. Şermin zarfı almak için uzandı; Tufan geri çekti. Aralarında sert bir tartışma başladı. Tam o sırada Şermin başını kaldırdı. Gözleri benim arabamın bulunduğu tarafa çevrildi. Koltuğa eğildim. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki nefes alamıyordum. Tekrar baktığımda ikisi de içeri girmişti. Binanın önündeki tabelayı ancak o zaman okuyabildim: “Adli Belge İnceleme ve Danışmanlık Merkezi.” İş daha da tuhaflaşmıştı. O akşam Tufan eve geldiğinde her zamanki gibi ayakkabılarını çıkardı, sofraya oturdu ve gününün yorucu geçtiğini söyledi. “Bugün önemli bir toplantınız mı vardı?” diye sordum. Çatalı elinde durdu. “Evet. Neden?” “Öylesine.” Gözlerime baktı. Bir şey sezdiğini hissettim ama konuşmadı. O gece uyuyamadım. Geçmişteki bütün yaralarım yeniden açılmıştı. Babamın ölümünden hemen sonra kaybolan para, üzerime atılan suç, annemin bana son kez söylediği “Artık bu evin kapısından girme” sözü... Hepsi geri dönmüştü. Sabaha karşı Tufan'ın telefonu titredi. Ekranda yalnızca bir mesaj önizlemesi vardı. “Yarın son gün. Belgeleri getirmezsen her şeyi eşine anlatırım.” Gönderenin adı kayıtlı değildi. Telefonu yerine bıraktım. Artık bekleyemezdim. Sabah Tufan duş alırken kapının önüne çıktım. Önce Şermin'in yıllardır kullanmadığı numarayı aradım. Telefon açıldı. “Ablacığım,” dedim. “Beni görmediğini sanma.” Karşı tarafta derin bir sessizlik oldu. “Dün o binada ne işin vardı? Tufan'la neden görüşüyorsun?” “Sen bu işe karışma, Nilay.” “Dokuz yıl önce de aynısını söylemiştin. Bu defa susmayacağım.” Şermin'in sesi titredi.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.