Boşandığım Eşim Ardında Bir Yüzük Bıraktı
YASTIKTA KALAN ALYANSIN SIRRI “Buraya gelmem ihtimaline karşı mı?” Hemşire Handan'ın yüzündeki ifadeyi görünce boğazım düğümlendi. Elindeki dosyayı kapattı, beni koridorun sonundaki küçük görüşme odasına götürdü. “Belgin Hanım, bazı bilgileri sizden sakladığı için üzgün olduğunu söyledi,” dedi. “Ama önce doktoruyla konuşmalısınız.”“Bana sadece yaşayıp yaşamayacağını söyleyin.” Handan gözlerini kaçırdı. “Şu anda yaşıyor. Ameliyat kararı verilecek.” O iki cümle, ayaklarımın altındaki zemini çekip aldı. Kapı açıldığında içeri orta yaşlı bir doktor girdi. Adı Doktor Levent'ti. Masaya oturup önümdeki dosyayı çevirdi. “Belgin Hanım'ın ciddi bir kalp rahatsızlığı var. Üç yıl önce teşhis edilmiş. Son aylarda hastalığı hızla ilerlemiş.” “Üç yıl önce mi?” diye fısıldadım. Doktor başını salladı. “Kalp kasını etkileyen bir hastalık. Tedavi gördü, bir dönem iyiye gitti. Ancak şimdi ritim bozuklukları ve kalp yetmezliği nedeniyle yüksek risk altında. İleri tedavi seçeneklerini değerlendiriyoruz.” Üç yıl önce.Belgin'in verandada elimi tuttuğu akşam. “Sen dolu dolu bir hayat yaşamayı hak ediyorsun.” Birden o konuşmanın her kelimesi başka bir anlam kazandı. “Bana hasta olduğunu hiç söylemedi,” dedim. Doktor sessizce dosyadan bir kâğıt çıkardı. “Belgin Hanım bu sabah sizinle görüşmemize izin verdi. Ayrıca bir zarf bırakmış. Size verilmesini özellikle istemiş.” Zarfın üzerinde tanıdığım, hafif sağa eğik el yazısı vardı. Turgay'a. Eğer yine korkup kaçarsam. Parmaklarım titreyerek kâğıdı açtım. “Sevgili Turgay, Bu satırları okuyorsan artık saklayamadığım şeyler var demektir. Boşanmak istediğim gün seni sevmediğim için gitmedim. Tam tersine, seni çok sevdiğim için yanlış bir karar verdim. Doktorların verdiği ilk haberden sonra, zamanımın çok az kaldığını düşündüm. Annemin hastalığı boyunca yıllarca nasıl kendinden vazgeçtiğini hatırladım. Aynı şeyi benim için yapmanı istemedim. Sen gelecekteki acıdan korkmasın diye ben bugünkü sevgimizi yok ettim. Şimdi anlıyorum ki bunun adı fedakârlık değil, senin yerine karar vermekmiş.” Yazı bulanıklaştı. Belgin'in annesi son yıllarında ağır bir hastalık geçirmişti. Hastaneye birlikte gidip gelmiş, evde nöbetleşe uyumuştuk. Bir keresinde yorgunluktan atölyede bayılmıştım. Belgin beni kaldırırken ağlamıştı.