Küçük Bir Kızın Hayatını Kurtardı
Cuma akşamı ablam Sevgi, beni arayarak kızı Elif’in hafta sonu bizde kalıp kalamayacağını sordu. Çok yorgun olduğunu söyleyince hiç düşünmeden kabul ettim. Zaten kızım Ece, kuzeni Elif ile vakit geçirmeyi çok seviyordu. Elif henüz altı yaşındaydı. Sessiz, içine kapanık ve her hareketinde sanki hata yapmaktan korkan bir çocuktu. En küçük yanlışında bile özür diliyor, büyüklerden izin almadan hiçbir şey yapmıyordu. İlk başlarda bunu utangaçlığına vermiştim. Çünkü dışarıdan bakıldığında Sevgi ile eşi Murat örnek gösterilen bir aileydi. Güzel evleri, düzenli yaşamları ve başarılı görünen hayatları vardı. Cumartesi sabahı iki kızı yüzmeye götürdüm. Elif uzun zamandır ilk kez bu kadar mutlu görünüyordu. Havuzda kahkahalar atıyor, yaşıtları gibi özgürce oynuyordu. Ancak soyunma odasında mayosunun askısını telaşla düzeltmeye çalışırken omzundaki bandajı fark ettim. Yumuşak bir sesle yardım etmek istediğimi söyledim. Bir anda irkildi. Bandajın altında yeni yapılmış tıbbi bir müdahalenin izi vardı. “Düştün mü?” diye sordum. Başını salladı. “Kaza mı oldu?” Yine hayır anlamında başını salladı. Sonra fısıldadı: “Anlatmam yasak.” İşte o anda her şey değişti. Çocukları araca bindirerek doğruca Ankara Çocuk Hastanesi’ne gitmeye karar verdim. Daha yoldayken telefonuma peş peşe mesajlar gelmeye başladı. Sevgi sürekli geri dönmemi istiyor, ardından Murat defalarca arıyordu. Hatta tanımadığım bir numaradan biri beni arayarak Elif’i hemen ailesine teslim etmem gerektiğini söyledi. Elif’in yüzündeki korku, o sesi tanıdığını gösteriyordu. Arabayı kalabalık bir eczanenin önünde durdurdum. Kızım Ece’nin dikkatini başka yöne çektikten sonra Elif ile konuşmaya başladım. Bir süre sonra sessizce ağlayarak gerçeğin ilk bölümünü anlattı. İki gün önce annesi onu özel bir sağlık merkezine götürmüş, uyutulduktan sonra sırtında bu bandajla uyanmıştı. Annesi her şeyin yolunda gittiğini söylemiş, konuşursa babasının başına kötü şeyler geleceğini tembihlemişti. Artık bekleyecek zaman kalmamıştı.