76 Yaşındaki Dedem
Motosikletçinin söyledikleri pazardaki gürültünün içinde bile kulaklarımda çınlamaya devam ediyordu. Dedem Hasan Dede birkaç saniye boyunca olduğu yerde donup kaldı. Elindeki zarfı öylesine sıkıyordu ki parmaklarının boğumları bembeyaz olmuştu. Adam derin bir nefes aldı. “Kaçmanın sonu geldi Hasan Amca.” dedi. “Yirmi yıldır seni arıyorum.” Dedem bana döndü. “Kızım, biraz burada bekler misin?” diye fısıldadı. Başımı salladım ama içimdeki merak korkudan daha büyüktü. Tekerlekli sandalyemi sessizce onların peşinden sürdüm. Pazar yerinin arkasındaki boş alanda durdular. Konuşmalarının çoğunu duyabiliyordum. “Ben Murat.” dedi motosikletçi. “Kemal’in oğluyum.” Dedemin omuzları çöktü. “Demek sonunda öğrendin…” diye mırıldandı. Murat cebinden eski, sararmış bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta dedem, genç bir adam ve kucağında küçük bir bebek vardı. “O bebek bendim.” dedi. “Babam ölmeden önce bana bu fotoğrafı verdi. Bana, hayatını kurtaran adamı bulmamı vasiyet etti.” Dedem şaşkınlıkla başını kaldırdı. “Hayatını kurtaran mı?” “Evet. Ama bana bütün gerçeği anlatmadı. Sadece bir gün ortadan kaybolduğunu söyledi.” Ben nefesimi tuttum. Az önce dedemi suçlayan adamın sesi bir anda yumuşamıştı. Dedem ağır ağır yere çöktü. “Yirmi yıl önce büyük bir yangın çıktı.” dedi. “Eski tekstil atölyesinde çalışıyorduk. Alevler her yeri sardığında içeride üç kişi kalmıştı. Kemal’i dışarı çıkarmayı başardım ama bina çökmeye başlayınca beni öldü sandılar.” Murat dikkatle dinliyordu. “Babam neden seni aradı o zaman?” Dedem gözlerini kapattı. “Çünkü ben ortadan kayboldum.” Derin bir sessizlik oldu. Sonra dedem bana hayatım boyunca hiç anlatmadığı gerçeği açıkladı. “O gün kızım…” dedi, gözleri bana çevrilerek. “Annen ağır hastaydı. Doğuma günler kalmıştı. Ben de yangından sonra aldığım darbeler yüzünden uzun süre tedavi gördüm. Tam o sırada annen seni dünyaya getirirken hayatını kaybetti.” Kalbim sıkıştı. “Peki babam?” Dedem başını eğdi. “Annen ölünce seni bırakıp gitti. Bir daha da geri dönmedi.” Murat cebindeki zarfı uzattı. “Babam bunu sana vermemi istedi.” Dedem titreyerek zarfın içindekileri çıkardı. İçinde eski bir mektup ve banka dekontları vardı. Mektupta şu satırlar yazıyordu: “Hasan, beni kurtardığın günü hiç unutmadım. Seni bulamadım ama sana olan borcumu ödemeden ölmek istemiyorum. Bu para senin değil, senin fedakârlığının karşılığıdır. Eğer bir gün seni bulurlarsa bunu kabul et.” Dedemin gözlerinden yaşlar süzüldü.