Bir çocuk bir çöp konteynerinin önünde bağırdı Annem içeride
BÖLÜM 2 Balat Devlet Hastanesi’nin koridoru çamaşır suyu, ucuz kahve ve korku kokuyordu. Kerem, metal bir bankta oturmuş, Emir kucağında uyuyordu. Çocuk bağırmaktan, koşmaktan ve ağlamaktan tükenmişti. Uykusunda bile peluş ayısını kimse alırmış gibi sıkıca tutuyordu. Üç saat sonra acil servisten bir doktor çıktı. — Zeynep Yılmaz’ın yakınları kim? Emir bir anda uyandı. — Annem mi? Yaşıyor mu? Doktor diz çökerek çocuğun seviyesine indi. — Evet yavrum. Durumu ağırdı ama hayati tehlikeyi atlattı. Kerem gözlerini bir an kapattı. Bu bir rahatlama değildi. Daha çok geç kalmış olmanın ağırlığıydı. Doktor, Zeynep’in vücudunda ciddi susuzluk, darp izleri, bağlanma izleri ve ilaçla bayıltılma bulguları olduğunu anlattı. Komiser Arif, kadın konuşabilecek duruma gelir gelmez ifade almak istedi. Odaya girdiklerinde Zeynep beyaz yatakta olduğundan daha küçük görünüyordu. Yüzü şişmişti, dudağı yarılmıştı ve gözlerinde derin bir korku vardı. Emir’i görünce o korku değişti. — Oğlum… Emir koşup elini tuttu. — Biliyordum anne… Yaşıyordun. Kimse inanmadı ama ben biliyordum. Zeynep sessizce ağladı. Kerem kapının yanında duruyordu; kendini fazlalık gibi hissediyordu. Arif dikkatli bir sesle sordu: — Kim yaptı bunu size? Zeynep gözlerini kapattı. Vücudu titremeye başladı.Abim… Kemal Yılmaz yaptı. Oda bir anda soğudu. — Kemal Yılmaz mı? — diye sordu Arif. Zeynep başını salladı. Anlattı: Ailesinin İstanbul Üsküdar’da bıraktığı küçük bir ev ve Emir için birikmiş para vardı. Abisi Kemal yıllardır “yardım etmek” bahanesiyle evrak işleriyle ilgileniyordu. Ona imza attırdığı belgeler aslında mirasın devrini sağlıyordu. — Ama her şeyimi almak istiyordu… — diye fısıldadı Zeynep — Ona itiraz edince beni dövdü. “Bir dul kadınla bir çocuk sadece yük” dedi. Emir kulaklarını kapattı ama annesinden gözünü ayırmadı. Zeynep devam etti: — Bana bir şey içirdi… Uyandığımda karanlıktaydım. Kokuyu hâlâ hatırlıyorum. Emir’in sesini duyunca metalin arkasına vurdum… Kerem yumruklarını sıktı. Hayatında çok yozlaşmış insan görmüştü ama kendi kız kardeşini çöpe atacak kadar ileri giden biri başka bir seviyedeydi. Arif Kemal’i tutuklayacaklarını söyledi. Ama o gün her şey tersine döndü. Kemal ulusal bir televizyona çıktı. Beyaz gömlek giymişti, sesi titriyordu ve gözyaşlarını silerek konuşuyordu. — Kız kardeşim eşini kaybettikten sonra psikolojik olarak çöktü — dedi — Tedaviye ihtiyacı vardı. Ben sadece yardım etmek istedim. O gece hastaneye yatırmak için konuşmaya çalışıyordum. O panikleyip kaçtı. Kendine zarar verdiğini asla tahmin edemezdim. Ardından sahte belgeler gösterildi: sözde psikolojik raporlar, komşu ifadeleri ve Zeynep’in tüm mal varlığını Kemal’e devrettiğini gösteren bir imza. Kamuoyu hızla değişti. Sosyal medyada insanlar yazdı: “Yazık adama, hasta bir kadınla uğraşıyor.” “Çocuk travma yaşamış, yanlış hatırlıyor olabilir.” “Bilinmeden yargılamayın.” Ertesi gün sosyal hizmetler hastaneye geldi. Emir’in “psikolojik olarak dengesiz bir anneyle” kalamayacağını söylediler. Çocuk yatağa yapıştı. — Annem deli değil! Amcam yaptı! Zeynep çığlık atarak sesini kaybettiğinde Emir’i alıp bir çocuk merkezine götürdüler. Kerem, çocuğun ona uzanan ellerini gördü. — Amca Kerem, söz vermiştin! O cümle bütün gün zihninden çıkmadı. O gece çocuk merkezine gitti. Emir’i soğuk, turuncu sandalyeli bir odada buldu. Oyuncak yoktu, ses yoktu. Sadece sessizlik. Ayısını göğsüne bastırıyordu. — Annem dedi ki Benito’yu bırakma — diye fısıldadı Emir. — Benito mu? — Oyuncağım. İçine bir sır sakladı dedi. Kerem ayıya baktı. Yan dikişi diğerlerinden farklıydı. — Emir, bakabilir miyim? Çocuk tereddüt etti, sonra verdi. Kerem dikişi açtı. İçinden küçük siyah bir USB bellek çıktı. Bir süre sonra arabasında cihazı bilgisayara bağladı. Tek bir ses kaydı vardı. Önce gürültü. Sonra Zeynep’in titreyen sesi: — Kemal… bu ev Emir’in hakkı. Bunu alamazsın. Ardından soğuk bir erkek sesi: — Sen ve o çocuk hiçbir şeysiniz. İmzala, yoksa sizi kimsenin bulamayacağı yere yok ederim. Kerem’in yüzü bembeyaz oldu. Hemen avukatı Selim Kaya’yı ve Komiser Arif’i aradı. Ama çok geçmeden o gece çocuk merkezine biri girmeye çalıştı. Maskeli bir adam Emir’in odasına kadar ulaşıp ağzını kapattı. — Oyuncağı ver çocuk… yoksa annen hastaneden çıkamaz. Kerem’in tuttuğu güvenlik görevlisi onu pencereye kaçarken yakaladı. Sabah acil duruşma açıldı. Bir tarafta Kemal, sakin ve hazırlıklıydı. Diğer tarafta Zeynep, güçsüz ama suçlanan bir kadın. Ortada ise hayatını değiştirecek bir USB bellek vardı. Hakim kaydı oynatmaya izin verdiğinde Kemal’in rengi attı. Ve asıl gerçek daha yeni duyulacaktı…