Gelinim, 73. yaş günümde bana 50 liralık bir kazı kazan bileti verdi

“Anne…” dedi Koray. “Sen… bunu nasıl yaptın?” Ben cevap vermeden önce birkaç saniye boyunca yüzüne baktım. Elindeki ikinci mektup hâlâ titriyordu. Pelin ise onun omzunun üzerinden kâğıda bakmaya çalışıyor, okudukça yüzündeki renk biraz daha soluyordu. Koray sonunda mektubu masanın üzerine bıraktı.“Bu ev… senin mi?” Sesi artık öfkeli değildi. Daha çok, cevabını duymaktan korkan birine benziyordu. Sakin bir şekilde başımı salladım. “Evet.” Pelin hemen araya girdi. “Nasıl yani, ev senin ne demek? Biz yıllardır burada kirada oturuyoruz.” “Doğru.”dedim. “Ve birkaç ay önce bu evi satın alan N&O Gayrimenkul Yatırım da bana ait.” Koray, sandalyenin arkalığına tutundu. “Anne, senin böyle bir paran yoktu.” Bir an sustum. Tam da o cümleyi duymayı bekliyordum. “Benim ne kadar param olduğunu hiç sormadın ki.” dedim.Mutfakta tuhaf bir sessizlik oldu. Pelin’in yüzünde şaşkınlıktan çok hesap yapmaya benzeyen bir ifade belirdi. Onu yıllardır tanıyordum. Ne zaman bir şeyin maddi tarafını düşünmeye başlasa dudaklarını birbirine bastırır, gözleri hafifçe kısılırdı. Şimdi de aynısını yapıyordu. “Neriman Hanım…” diye başladı. “Bu yaptığınız biraz fazla değil mi?” Ona baktım. “Hangisi?” “Bizi evden çıkarmak.” “Beni evden çıkarmak için yaşlı yaşam merkezi araştırmanız fazla değildi ama?” Pelin hemen savunmaya geçti. “O aynı şey değil.” “Niye?” “Çünkü biz sizin iyiliğinizi düşündük.”İlk kez o sabah gülümsedim. Ama bu, doğum günümdeki gibi acımı saklayan bir gülümseme değildi. “Ben de sizin iyiliğinizi düşünüyorum.” dedim. “Belki kendi evinizi bulursanız daha bağımsız olursunuz. Kendi yaş grubunuzdan komşularınız olur.” Koray gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. “Anne, lütfen.”Oğlumun sesindeki çaresizlik yüreğimin en zayıf yerine dokundu. Bir anne olarak insanın en büyük zaafı buydu belki de. Ne kadar kırılırsanız kırılın, çocuğunuzun yüzünde korku gördüğünüzde içinizdeki eski anne hemen uyanıyordu. Ama bu kez kendimi durdurdum. Çünkü yıllarca aynı duyguyla kendimi susturmuştum. Koray’ın rahat etmesi için. Koray üzülmesin diye.Koray zor durumda kalmasın diye. Sonunda fark etmiştim ki sürekli birilerini korurken insan bazen kendini tamamen ortadan kaldırıyordu. Koray sandalyeye oturdu. “Bu para nereden geldi?” diye sordu. Ben de hırkamın cebinden küçük, şeffaf bir poşet çıkardım.İçinde o eski kazı kazan bileti vardı. Kenarları biraz kıvrılmıştı. Ama semboller hâlâ net bir şekilde görünüyordu. Bileti masaya bıraktım. Pelin önce anlamadı. Koray ise birkaç saniye ona baktı. Sonra gözleri büyüdü. “Bu…”“Evet.” dedim. “Doğum günümde verdiğiniz bilet.” Pelin bir adım geri çekildi. “Şaka yapıyorsunuz.” “Keşke o gece sizin yaptığınız şakalar kadar komik olsaydı.” Koray bileti eline aldı. “Ne kadar?”
Copyright © 2015. All Rights Reserved.