KOCAM YILLARCA EMEKLİ MAAŞIMI ELİMDEN ALDI

Tam o sırada bankanın kapısından çıkan bir kadın doğrudan yanımıza geldi. Beni görünce gülümsedi ve kocama dönerek beklemediğim bir soru sordu. “Nihat Bey, eşiniz sonunda gerçeği öğrenmeye hazır mı?” O kadının kim olduğunu ve kocamın yıllardır emekli maaşlarımla ne yaptığını öğrendiğimde ise olduğum yerde donakaldım! Kadına şaşkınlıkla baktım. Yaklaşık kırk yaşlarındaydı. Bizi tanıyormuş gibi davranması sinirlerimi iyice bozmuştu. “Affedersiniz, siz kimsiniz? Kocamla ne işiniz var?” Kadının yüzündeki gülümseme kayboldu. “Ben bankanın müdür yardımcısı Aysun. Nihat Bey’le yaklaşık altı yıldır görüşüyoruz.” Altı yıl mı? Demek kocam yıllardır bu kadınla görüşüyordu ve benim hiçbir şeyden haberim yoktu! Öfkeyle Nihat’a döndüm. “Bana hemen açıklama yap! Bu kadını nereden tanıyorsun?” Nihat derin bir nefes aldı. “Süheyla, lütfen içeri girelim. Her şeyi öğreneceksin.” Artık sabrım tükenmişti. Ancak gerçeği öğrenmeden oradan ayrılmaya da niyetim yoktu. Bankanın içine girdik. Aysun bizi üst kattaki özel bir görüşme odasına götürdü. Masaya oturduğumuzda önümüze kalın bir dosya koydu. “Süheyla Hanım, öncelikle bu belgeleri incelemenizi istiyorum.” Dosyayı açtığımda ilk sayfada kendi adımı gördüm. SÜHEYLA YILMAZ. Hemen altında ise daha önce hiç görmediğim bir hesap numarası yazıyordu. “Bu nasıl olur? Benim böyle bir hesabım yok!” Aysun sakin bir sesle konuştu. “Bu hesap altı yıl önce sizin adınıza açılmış. Ancak işlemlerin ayrıntılarını açıklamadan önce eşinizin size anlatması gereken şeyler var.” Nihat başını önüne eğdi. Ona öyle kızgındım ki ellerimin titremesine engel olamıyordum. “Altı yıldır maaşımı alıyorsun! Bana bir eşarp alacak kadar bile para bırakmıyorsun! Şimdi de karşıma bilmediğim bir banka hesabı çıkarıyorsun!” Nihat gözlerini kaldırdı. “Çünkü seni kaybetmekten korktum!” Bu sözleri duyunca şaşırdım. “Ne demek istiyorsun?” Nihat cebinden eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta gençlik yıllarımızdaydık. Kızımız İdil henüz üç yaşındaydı. İstanbul’da kiraladığımız küçücük evin balkonunda gülümsüyorduk. O fotoğrafı çok iyi hatırlıyordum. Çünkü çekildikten birkaç ay sonra hayatımızın en zor dönemini yaşamıştık. Nihat’ın çalıştığı fabrika kapanmış, aylarca işsiz kalmıştı. O dönemde ben hastanede temizlik görevlisi olarak çalışıyordum. Sabahın erken saatlerinde evden çıkıyor, akşam yorgunluktan ayakta duramayacak hâlde dönüyordum. Kızımızın okul masraflarını karşılamak ve evimizin kirasını ödemek için yıllarca fazla mesai yapmıştım. Nihat titreyen sesiyle konuştu. “O zaman sana bir söz vermiştim. Bir gün seni kimseye muhtaç etmeyecektim.” Gözlerim dolmaya başladı ama hâlâ öfkeliydim. “Ben senden böyle bir şey istemedim. Yalnızca kendi paramı kullanmak istedim!” Nihat cevap vermeden dosyanın ikinci sayfasını açtı. Karşımdaki rakamı görünce nefesim kesildi. Hesapta tam 2 milyon 840 bin TL görünüyordu! İnanamıyordum. “Bu para nereden geldi?” Aysun önündeki belgeleri gösterdi. “Yıllardır yatırılan paralar ve bu paraların değerlendirildiği hesaplarla ilgili bütün kayıtlar burada.” Belgeleri incelemeye başladım. Her ay emekli maaşımın yatırıldığı gün, aynı miktarda para bu hesaba aktarılmıştı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.