KIZIM DOĞUM YAPARKEN HAYATINI KAYBETTİĞİNDE
“Fotoğraftaki adamı tanıyordum. Hem de sandığımdan çok daha yakından…” Zarfın içinden görünen fotoğrafı titreyen parmaklarımla yavaşça çektim. Bir anda mezarlığın etrafındaki bütün sesler sustu sanki. Rüzgârı duymuyordum. Ulaş’ın yanımda konuştuğunu duymuyordum. Sadece o fotoğrafa bakıyordum. Fotoğrafta Ceyda vardı.On yedi, belki on sekiz yaşındaydı. Yanında duran adam ise elini kızımın omzuna koymuş, kameraya gülümsüyordu. O adamı çok iyi tanıyordum. Adı Vedat Alkan’dı. Yıllardır aile dostumuz sandığım adamdı. Ceyda küçükken doğum günlerimize gelmiş, eşimi kaybettiğimde cenazede yanımda durmuş, maddi olarak zorlandığım birkaç dönemde bana iş bulmam için yardımcı olmuştu. Daha da kötüsü, Vedat son on yıldır zaman zaman Ulaş’ı da görüyordu. Bayramlarda uğruyor, doğum günlerinde hediye getiriyor, bazen başını okşayıp, “Bu çocuk büyüyünce çok yakışıklı olacak.” diyordu. Midem bulandı. Fotoğrafı avucumda buruşturmamak için kendimi zor tuttum. “Anneanne?” Ulaş koluma dokundu. “İyi misin?” Fotoğrafı hızla çantama koydum. “İyiyim oğlum.” Yalan söylüyordum. Hayatımda hiç bu kadar kötü olmamıştım. Eve dönene kadar tek kelime konuşmadım. Ulaş birkaç kez o kadının kim olduğunu sordu ama ona sadece eski bir tanıdık olduğunu söyledim. Kapıyı kapattığım anda doğruca mutfağa gittim. Ulaş odasına çıktıktan sonra zarfı masanın üzerine koydum. Uzun süre açamadım. Üzerindeki yazıya baktım. “Anne, bunu okuyorsan önce beni affet… Sonra Ulaş’ı ondan koru.” Sonunda zarfı yırttım. İçinden üç sayfalık bir mektup çıktı. İlk satırı okuduğum anda gözlerim doldu. “Anneciğim, sana söylemediğim şeyler için bana kızacağını biliyorum. Ama susmamın nedeni sana güvenmemem değildi. Seni korumaya çalışıyordum.” Nefesimi tutarak okumaya devam ettim. Ceyda, Vedat’la yaklaşık bir yıl önce konuşmaya başladığını yazmıştı. Ama benim düşündüğüm gibi gizli bir aşk hikâyesi değildi bu. Vedat’ın oğlu Arda ile aynı okuldan tanışıyorlardı. Arda, Ceyda’dan iki yaş büyüktü. Birbirlerine âşık olmuşlardı. Ceyda hamile kaldığında bebeğin babası Arda’ydı. Elim ağzıma gitti. Vedat… Ulaş’ın babası değildi. Dedesiymiş. Fakat mektubun geri kalanı çok daha korkunçtu. Arda hamileliği öğrenince Ceyda’yı terk etmemişti. Tam tersine onunla evlenmek istediğini söylemişti. Ancak Vedat buna şiddetle karşı çıkmıştı. Arda ailesinin tek oğluydu ve Vedat yıllardır kendi şirketini oğluna bırakmayı planlıyordu.Henüz liseden yeni çıkmış, ailesi zengin olmayan genç bir kızın hamileliği onun gözünde bir “skandal”dı. Ceyda mektubunda şöyle yazmıştı: “Arda bebeği istiyor anne. Ama babası bizi ayırmak için her şeyi yapıyor. Bana para teklif etti. Kabul etmedim. Sonra seni işinden ettirmekle, evimizi elimizden almakla tehdit etti.” O satırlarda durdum. Yıllar önce çalıştığım muhasebe şirketinden hiçbir gerekçe gösterilmeden çıkarıldığım günü hatırladım. O zaman bunu ekonomik küçülmeye bağlamıştım. Birkaç ay sonra ev sahibimiz evi satacağını söylemiş ve taşınmak zorunda kalmıştık. Tesadüf sandığım şeyler, bir anda başka bir anlam kazanmıştı. Mektubu okumaya devam ettim. Arda, babasına karşı çıkmıştı. Ceyda’yı alıp başka bir şehre gitmeyi planlıyorlardı. Ama gidememişlerdi. Çünkü doğumdan yaklaşık bir ay önce Arda trafik kazası geçirmişti.Birkaç ay sonra ev sahibimiz evi satacağını söylemiş ve taşınmak zorunda kalmıştık. Tesadüf sandığım şeyler, bir anda başka bir anlam kazanmıştı. Mektubu okumaya devam ettim. Arda, babasına karşı çıkmıştı. Ceyda’yı alıp başka bir şehre gitmeyi planlıyorlardı. Ama gidememişlerdi. Çünkü doğumdan yaklaşık bir ay önce Arda trafik kazası geçirmişti.