KIZIM, 1996 YILINDAKİ MEZUNİYET BALOMDA GİYDİĞİM ELBİSEYİ GİYMEK İSTEDİ

“O anda nefesim kesildi.”Berkay’ın elindeki fotoğrafa bir kez daha baktım. Parmaklarım öylesine titriyordu ki kâğıdı düşürmemek için iki elimle tutmak zorunda kaldım. Fotoğrafta ben vardım. On sekiz yaşındaki halim. Üzerimde Ceren’in o gece giydiği bordo elbise vardı. Saçlarım omuzlarıma dökülüyor, yüzümde zoraki bir gülümseme duruyordu. Ama beni asıl sarsan, yanımda duran kızdı. Sevilay. Otuz yıldır adını yüksek sesle söylemediğim, yüzünü unutmaya çalıştığım lise arkadaşım.Fotoğrafın köşesinde tarih vardı: 15 Haziran 1996. Berkay’ın yüzüne baktım. “Annen… Sevilay mı?” Başını yavaşça salladı. Dizlerimin bağı çözüldü. Yakındaki sandalyeye oturdum. Berkay karşıma geçti. “Annem sizi görünce önce hiçbir şey söylemedi,” dedi. “Ama Ceren’in sosyal medyada paylaştığı fotoğrafı gördüğünde o elbiseyi hemen tanıdı. Sonra evdeki eski albümleri çıkardı.”Nefesimi tuttum. “Peki sana ne anlattı?” Berkay’ın çenesi gerildi. “Otuz yıl önce onun hayatını değiştirdiğinizi söyledi.” Bu söz göğsüme taş gibi oturdu. “Bunu böyle anlatması kolay,” dedim kısık sesle.Berkay’ın kaşları çatıldı. “Yani yalan mı söylüyor?” “Hayır.” Bir an sustum. “Her şeyi söylemiyor.” Tam o sırada salonun kapısından Ceren’in başı göründü. “Anne? Berkay? Ne yapıyorsunuz?” Berkay hemen arkasını döndü.“Bir dakika sonra geliyoruz.” Ceren şüpheyle bize baktı ama dışarı çıktı. Berkay tekrar bana döndü. “Lütfen anlatın.” Fotoğrafı dizlerimin üzerine koydum. Otuz yıldır kapalı tuttuğum bir kapının koluna uzanıyormuşum gibi hissediyordum. “1996 yılında Sevilay benim en yakın arkadaşımdı,” dedim. “Neredeyse kardeş gibiydik.”Aynı sırada oturur, aynı kıyafetleri paylaşır, üniversite hayalleri kurardık. Ama Sevilay’ın ailesi çok katıydı. Özellikle babası. Sevilay’ın bir erkek arkadaşı olduğunu öğrense dünyayı başına yıkardı. O erkek arkadaşın adı Erdem’di. Sevilay ona deliler gibi âşıktı. Fakat balodan yaklaşık bir ay önce bana ağlayarak geldi. Hamile olduğunu söyledi.Berkay’ın yüzü değişti. “Ne?” Başımı salladım. “O zamanlar on sekiz yaşındaydık. Sevilay korkudan ne yapacağını bilmiyordu. Erdem’e söylediğinde Erdem önce onunla kaçacağını söyledi. Sonra ailesinin baskısından korktu.” Berkay susmuştu. Ben devam ettim. “Balo gecesi Sevilay ile Erdem gizlice buluşacaktı. Sevilay evden baloya gidiyorum diye çıkmıştı. Planları, gece yarısından sonra otogara gidip başka bir şehre kaçmaktı.“Peki sizin bununla ne ilgisi var?” Gözlerimi kapattım. “Her şey.” O geceyi yeniden görüyordum. Müzik. Parlak ışıklar. Genç insanların kahkahaları. Ve Sevilay’ın tuvalette gözyaşları içinde bana sarılışı.“Erdem gelmedi,” dedim. Berkay’ın bakışları sertleşti. “Kaçtı mı?” “Hayır. Kaza yaptı.” Erdem, baloya gelirken motosikletiyle bir araca çarpmıştı. Ağır yaralıydı. Hastaneye kaldırılmıştı. Ama o zaman cep telefonları bugünkü gibi değildi. Haberi bize Erdem’in kuzeni getirmişti.Sevilay duyduğu anda dışarı koştu. Ben de arkasından gittim. “Hastaneye gitmek istedi,” dedim. “Ama babasının haberi olursa her şeyi öğreneceğini biliyordu.” Berkay sabırsızlandı. “Sonra?” “Ben ona yardım ettim.” Sevilay’ın elbisesi dikkat çekiciydi. Onu gören herkes balodan çıktığını anlayabilirdi. Ben üzerimdeki uzun pardösüyü ona verdim.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.