Oğlumun Hastane Başucunda İki Ay Kalan Kız Arkadaşı
Asansörün önünden dönüp Bora’nın odasına girdim. Oğlum hâlâ aynı şekilde duvara bakıyordu. Sağ elinin hemen yanında yerde devrilmiş plastik bardaktan dökülen su, hastane zemininde ince bir yay şeklinde ilerlemişti. Onu böyle görmeye dayanamıyordum ama ilk kez acısının içinde başka bir şey daha vardı: inatla sakladığı bir korku.“Tuana'nın neden öyle dediğini bana anlatacaksın,” dedim usulca. “Anne, şimdi olmaz.” “Tam da şimdi olur.” Kapı aralandı; Oktay içeri girdi. “Ne oldu?” diye sordu.“Sanırım artık bir şeyi duymamız gerekiyor,” dedim. “Hem de hemen.” “Tuana'yla ben...” dedi ve sustu. “Biz kazadan önce zaten ayrılmıştık.Odada ağır bir sessizlik oldu. Ne söylediğini bir an anlayamadım. “Ne?” “Kazadan üç hafta önce,” dedi kısık bir sesle. “Resmen bitirmiştik.” “Peki neden?” diye sordum. Onu ilk kez bu kadar çıplak bir dürüstlükle konuşurken görüyordum.“Birkaç aydır sürekli tartışıyorduk,” dedi. “Tuana, hayatımı sırf alışkanlıktan birlikte sürdürdüğümüzü düşünüyordu. Ben de haksız olmadığını biliyordum. On altı yaşımızdan beri birlikteydik. Bu, güzel olduğu kadar ağır bir bağdı. Birbirimizi seviyorduk ama aynı biçimde değil artık.” Oktay yavaşça, “Ayrıldığınızı niye söylemedin?” diye sordu. Bora başını öne eğdi. “Çünkü o hafta eve gelecektik. Sen yılbaşı için planlardan, annem gelinlik modellerini şaka yollu konuşmaktan bahsediyordun. Kimsenin kalbini kırmak istemedim. Birkaç gün beklerim sandım.” Sonra kaza olmuştu. “Ve sen ondan kalmasını istedin,” dedim. Bora gözlerini kapadı. “Evet.” O an Tuana'nın neden bana sarıldığımda rahatsız göründüğünü hatırladım. “Olağanüstü bir kız arkadaşsın” demiştim. Oysa o sırada, artık Bora'nın kız arkadaşı değildi. Bora devam etti. “İlk günlerde gerçekten yardıma ihtiyacım vardı. Her şey bulanıktı. Doktorlar motosiklete bir daha binmemem gerektiğini söyledikçe öfkeleniyordum. Sol dizim için aylarca toparlanma dediler. Bacağımı gördükçe sinirden titriyordum. Tuana gitmek istedi ama ben... kalması için yalvardım.”